Samsun Çarşamba S Tipi Cezaevi’nde tutulan Mahsum Arslan, Muhammet Ahmet ve Kerem Karagöz adlı tutsaklar, 26 Mart’ta oda değişimi bahanesiyle odalarına gelen gardiyanlar tarafından darp edildikleri kamuoyuna yansımıştı. Yaşananları avukatı aracılığıyla aktaran Mahsum Arslan, saldırının ardından revirde görevli hekim bulunmadığının öne sürülerek darp raporu almalarının engellendiğini ve haklarında disiplin soruşturma açıldığını söyledi.
PROVAKATİF YAKLAŞIM
Odalarının değiştirilmesine karşı olmadıklarını ancak gelen memurların provokasyon oluşturmaya çalıştığını ifade eden Arslan, “Daha önce kurum 1’inci müdürü görüşüne çıktığım zaman bana ‘Eğer bunları dövün derlerse sizi döverim’ demişti. Bu cümleye o zaman anlam verememiştim ama başlarında Emrah ve Nazmi isimli gardiyanların olduğu gardiyan grubu odamıza girdiğinde ve sonrasında bize karşı davranışları neticesinde bu cümleye anlam verdim. Emrah adlı gardiyan oda değişikliği yapmazsak zor kullanacaklarını söyledi. Konuşma yaklaşımları ve odaya giriş şekilleri provoke ve tahrik ediciydi. Israrla iletişim kurarak meselenin ne olduğunu anlamaya çalıştım ancak çabalarım sonuçlanmadı. Kendilerinden odadan çıkmalarını ve zaman vermelerini istedim ama aynı tutumla çıkmayacaklarını, acele etmemizi istediler. Daha konuşurken bize yönelik kaçırma girişimi oldu” dedi.
Kurum 1’inci müdürünün ‘Sizi döverim’ sözü ardından bu provokasyonun uygulanmaya konulduğunu belirten Arslan, “Karga tulumba odadan çıkarıldık. Kendilerine kolumun sakat olduğunu söyledim ama eylemlerine devam ettiler” diye belirtti.
YASAL HAKLAR GÖRMEZDEN GELİNİYOR
İşkence sonrasında kirli ve hijyenik olmayan B-27 numaralı odaya götürüldüklerini aktaran Arslan, “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ilgili tüm yasalarca hükümlü hakların güvence altına alınmıştır ancak kurum idaresi bunların hepsini görmezden gelerek bize işkencevari yöntem uygulamıştır. Ben de bu yöntem uygulandığı sırada A-15 numaralı odadan alındığım andan itibaren slogan atmaya başladım. Bu şekilde sesimi duyurmaya çalıştım. İnsanın bu eyleme karşı sesini duyurmaya çalışması en temel insani hakkıdır. Oda değişikliğinin, kaçırma olayının ne için yapıldığı hakkında mantıklı bir fikir edinemiyoruz. Özellikle bu yöntem Türkiye cezaevleri tarihinde çok derin yaralara sebep vermiştir. Diyarbakır 5 No’lu askeri cezaevi Esat Oktay Yıldıran olayı, Ulucanlar ve Bayrampaşa Cezaevi’nde ‘Hayata Dönüş Operasyonları’ bunlardan birkaçıdır” ifadelerini kullandı.
SÜRECE RAĞMEN SALDIRI
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde cezaevlerinde tutsaklara yönelik saldırıların devam ettiğine işaret eden Arslan, şunları belirtti: “Bu yöntem ve doğrultu ile ulaşılmaya çalışılan sonucu bilmek için kahin olmaya gerek yoktur. Herhangi bir arkadaşıma bir şey olmuş olsa bu durumun gelinen aşamada nasıl bir rol oynayacağı, nasıl bir enfeksiyona mahal vereceği ortadadır. Örneğin ben hipertansiyon hastasıyım, olay günü gardiyanlar odaya gelmeden yarım saat önce tansiyonum çok yüksek olduğu için ilacımın dozunu arttırmıştım. Şayet tesadüf eseri bunu yapmamış olsaydım, o hengamede başıma ne geleceğini tahmin etmek zor değildir.”
Tutsaklar hakkında açılan disiplin soruşturmasının henüz sonuçlanmadığı belirtildi.
MA / Sema Bingöl