Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun kaybedilmesi üzerinden geçen 6 yılda yeni gelişmeler yaşanıyor. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturma kapsamında aralarında dönemin Tunceli valisi Tuncay Sonel ve oğlu Mustafa Türkay Sonel ile dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir’in de olduğu 12 kişi tutuklandı.
Dosyanın takibi için Dêrsim’e gelen Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkan Yardımcısı Bahar Gültekin Candemir ve bölge baroları Kadın Hakları Merkezleri üyesi avukatlar Gülistan Doku soruşturmasının detayları hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı ile de görüştü. Kente gelen avukatlar, soruşturma kapsamında yaşananları değerlendirdi.
CEZASIZLIĞA KARŞI POLİTİKA
TBB Başkan Yardımcısı Bahar Gültekin Candemir, “Belli ki bu dosyada yeterince inceleme yapıldığında fail ya da failler tespit edilebilecek durumdaymış. Burada Tunceli Cumhuriyet Başsavcısının verdiği önemli bir emek var. Savcı hanım ‘Bu dosya ile yattım, bu dosya ile kalktım’ dedi. Müzekkereleri bile tek başına yazdığını, delilleri nasıl ilintilendirdiğini bir bir anlattı. Dolayısıyla yapılabiliyor olduğunu gösterdi. Hep Gülistan’ın yaşadığına dair bir umut besledik. Ancak deliller gösteriyor ki; hunharca yaşamdan kurtarılmış. Buradaki soruşturma hepimiz için çok önemli, emsal niteliği taşıyor. Rojin, Rojwelat var. Bu dosya artık faili meçhul kadın cinayeti kalmayacak umudumuzu besliyor” dedi.
Kadına yönelik yaygınlaşan şiddet ve katliamın sadece cezalandırma politikalarıyla çözülemeyeceğine işaret eden Bahar Gültekin Candemir, “Şiddetin temel sebeplerini ciddiyetle araştırmamız gerektiği, ciddi politikalar üretmemiz gerektiği gerçekliği ortadır. Bireysel silahlanmaya son vermemiz gerekiyor. Eğitim sistemimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Kadın ve mülkiyet ilişkisine son vermemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
“SÜRECİ YAKİNEN TAKİP EDECEĞİZ”
Türkiye’nin gün geçtikçe hukuk devleti olma gerçekliğinden uzaklaştığının somut göstergelerini yaşayarak, öğrendiklerini ifade eden Bahar Gültekin Candemir, “Burada bir umut gördük. Bu sürecin yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti olma gerçekliğine uygun yürüteceğine inancımız tam. Bizde adil bir yargılanma sağlanması, ailenin hak ettiği adalete erişimi için Türkiye Barolar Birliği ve barolarımız kovuşturma sürecini de yakınen takip edeceğiz” dedi.Rıha Barosu Kadın Hakları Merkezi üyesi avukat Mihriban Çelik de, 6 yıl boyunca Gülistan Doku soruşturmasının etkin yürütülmediğini ve bundan kaynaklı bir sonuç alınamadığını belirtti. Birçok kadın dosyasında benzer süreçlerin yaşandığını ilerleme kaydedilmediğini hatırlatan Mihriban Çelik, Gülistan Doku ile birlikte bütün kadın dosyalarını takip edeceklerini kaydetti.
“CEZASIZLIK ZIRHI”
Wan Baro Kadın Hakları Merkezi üyesi avukatı Jiyan Özkaplan, Kürdistan’da kadın ve kız çocuklarının ölümüne “intihar” denilmesinin özel savaş politikasının bir parçası olduğunun altını çizdi. Gülistan Doku’nun kaybedilmesinde de benzer bir algının devlet yetkilileri tarafından oluşturulduğunun ortaya çıktığını ifade eden Jiyan Özkaplan, “6 yıl sonra bunun bir cinayet olduğu ortaya çıktı. Dosyada gizlilik kararı var. Gizlilik ile beraber giren deliller, alınan ifadeler bir kadının nasıl canice katledildiğini bize gösteriyor” dedi.
Kürdistan’da kamu görevlilerinin, devlet yetkililerinin bu kadar organize hareket etmesinin nedeninin “cezasızlık” ve “Bana bir şey olmaz” algısından kaynaklandığını vurgulayan Jiyan Özkaplan, “Çünkü ‘cezasızlık’ zırhına sığınarak, devlet yetkilileri çok rahatlıkla bu cinayeti gerçekleştirdiler. Çok rahat bir şekilde etrafta dolaştılar, görevlerini sürdürdüler. Bu özel savaş politikasıdır” diye belirtti.
MÜCADELE İLE KAZANIM
Barolar ve kadın hakları merkezleri olarak, bir çok kadın katliamı dosyasında müdahil olmak için çaba gösterdiklerini aktaran Jiyan Özkaplan, şunları söyledi: “Ancak maalesef yargı mekanizmaları dahil olma taleplerimizi sürekli ‘Suçtan zarar görme’ gerekçesiyle reddediyorlar. Baroların, kadın alanında çalışan kurumların, örgütlerin çalışmasına alan tanınması gerekiyor. Bugün ortaya çıkanlar bir mücadeleninde sonucudur. Gülistan Doku ailesinin, avukatları hiçbir şekilde yılmadılar. Gülistan Doku’nun intihar etmediğini söylediler. Burada mücadelenin de önemi söz konusudur. Kadın cinayetleri politiktir. Özellikle ‘intihar’ ve şüpheli ölümlerde barolar olarak, süreçlere dahil olmaya çalışıyoruz. Sonuna kadar da dahil olmaya devam edeceğiz.”
Berivan Altan – Diren Yurtsever / MA