Mereş Aysel Çalık Ortaokulu’nda dün okul öğrencisi İsa Aras Mersinli’nin yaptığı katliamdan sonra babası eski Emniyet Müdürü ve Polis Başmüfettişi Uğur Mersinli gözaltına alınmış ve çıkarıldığı adliyede tutuklanmıştı. Mersinli’nin ifadesinde ihmaller zinciri ortaya çıktı. Tutuklanan emniyet müdürü baba, evdeki cephaneliği andıran silahlardan 5 tanesinin oğlu tarafından alındığını belirtirken, katliamdan sadece iki gün önce oğlunu bizzat poligona götürerek “hedef gözeterek atış yapma” eğitimi verdiğini itiraf etti.
Mersinli ifadesinde, oğlu Mersinli’nin uzun süredir ergenlik ve sınav stresi yaşadığını söyledi. İfadesinde, oğlunu emniyet psikologlarına götürdüğü söyleyen Mersinli, “Psikologlar, ‘olumsuz bir durum yok, çok zeki’ dedi. Daha sonra bir psikoloğa götürdüm, o da, ‘toplumla uyum sorunu yaşayabilir, psikiyatrik tedavi gerekebilir’ dedi” şeklinde konuştu.
BABASININ İFADESİNDEN: OKULA GİTMEK İSTEMEDİ
Baba Mersinli, katliam gününe dair ifadesinde şunları anlattı: “Olayın gerçekleştiği gün ben İsa Aras’ı sabah kaldırdım, İsa Aras’ın tostunu yaptım, yemeğini yedi sonra tekrar geri yattı, okula gitmedi. ‘Okula niye gitmiyorsun sınav dönemi’ dedim, kendisi bana gülerek cevap vermedi. Annesi geldi, annesine de bağırdı. Biz de baş edemeyince ‘Gitmiyorsan gitme’ dedik İsa Aras evde kaldı. Ben tekrar geri yattım 12.00’de uyandım. İsa Aras oturma odasında telefonla uğraşıyordu, daha sonra ben et almak ve kasaba gitmek amacıyla evden çıktım. Kasaptan et alıp eve dönerken Akdo kavşağında siren seslerini duydum. Bir gazeteci arkadaşı aradım. Bana siren sesleri normal gelmedi, gazeteci bana Ayser Çalık’ta bir olay olduğunu, ancak kendisinin de bilmediğini, olay yerine gittiğini söyledi. Gazeteci arkadaş ile konuştuktan sonra evimin önüne gittim eve çıktım malzemeleri bıraktım. Eşim bana İsa’nın arkadaşının kitabını unuttuğunu ve kitabı arkadaşına teslim etmek için okula gittiğini söyledi.”
OLAY YERİNE OĞLUMUN MAĞDUR OLDUĞU DÜŞÜNCESİYLE GİTTİM
Oğlunun evdeki 5 silahı ve 7 şarjörü çantasına doldurup çıktığından habersiz olduğunu iddia eden baba, ifadesine şöyle devam etti: “Ben daha öncesinde siren seslerini duyduğum için Ayşe Çalık Ortaokulu’na gittim. Eşim bana sadece İsa Aras’ın çantasını alarak çıktığını söyledi. Çanta içerisinde herhangi bir şey olup olmadığına ilişkin bana bilgi vermedi. Okulun önüne vardığımda okul ana baba günüydü. Kendimi zar zor içeriye attım, olayın ne olduğunu sorduğumda daha öncesinden tanışıklığım olan polis arkadaşlar benim oğlumun yaralı olduğunu söylediler. Ben olay yerine oğlumun mağdur olduğu düşüncesi ile gittim. Daha sonra olay yerinde bulunan iki tane rütbeli kolluk personeli alarak emniyete götürdüler, ben emniyet müdürlüğündeyken olayın aslını, vefat eden çocuklar olduğunu ve oğlumun vefat ettiğini öğrenmiş oldum.”
SİLAHLAR KİLİTLİ SANDIKTA DURUYORDU
Evinde birçok silahın bulunduğunu söyleyen Mersinli, konuya ilişkin şunları söyledi: “Oğlum İsa Aras’ın olay kapsamında kullandığı silahlar ve mermiler bana aittir. Benim kendime ait 7 tane taşıma ruhsatlı silahım vardır, iki tane de av tüfeğim vardır, bunlarda mevzuat kapsamında sahipliği kendi adıma olan tüfeklerdir. Oğlum İsa Aras olay yerine bana ait silahlardan 5 tanesini alıp götürmüş. Benim silahlarım yatak odasında muhafaza edilmektedir, silahların ve mermilerin hepsi kilitli Maraş sandığı içerisindedir, şarjörler silahlara takılı vaziyette bulunmaz, ben silahları üzerime alacağım zaman silahları ve şarjörleri farklı sandıklar içerisinden alarak dışarı çıkarım, söz konusu Maraş sandıkları kendinden kilitli sandıklardır. İsa Aras sandıkların nasıl açıldığını öğrenmiş ancak ben kendisinin yanında sandıklarımı açtığımı hatırlamıyorum, sandıklar sürekli olarak kilitli vaziyettedir. Olay günü oğlum İsa Aras’ın sandıkları nasıl açtığını bilmiyorum, internetten öğrenmiş olabilir. Oğlum Aras çok iyi bir internet kullanıcısıydı, kendisine ait VPN’si bile varmış, ana dili gibi İngilizce konuşmaktadır, çok zeki bir çocuktur.”
‘EMNİYET PSİKOLOGLARINA GÖTÜRDÜM’
Baba Mersinli’nin anlatımları, ihmalin boyutunu gözler önüne serdi: “Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktaydı. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durumun olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler. Yaklaşık 2 aydır da evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa İsa Aras’ı götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun toplumla uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini söyledi, ‘ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebilir’ dedi. En son 3 hafta önce psikoloğa gitmişti ancak son zamanlarda psikoloğa gitmekten kaçındı. Oğlum bilgisayar ve cep telefonunu İngilizce modda kullandığı için benim de İngilizce bilmemem nedeniyle oğlumun cep telefonu ve bilgisayarda ne ile meşgul olduğunu takip edemedim, ismini bilmemekle birlikte oğlumun sık sık savaş oyunu oynadığını görürdüm. Kendisine ne yaptığını sorduğumda ise bana ‘öf ya’ tarzında cevap vererek geçiştirirdi. Sağlıklı bir cevap alamazdım.”
‘İLERDE SANA SİLAH ALABİLİRİZ DEDİM’
Baba, oğlunun silahlara olan ilgisini “umut satarak” dindirmeye çalıştığını iddia etti: “Oğlum İsa’nın öncesinde silahlara merakı yoktu ancak yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını, kendisine ne zaman atış yaptıracağımı sordu. Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifon yerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım. Kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim. Silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim, yine kendisinden emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti. İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana ‘Amerika’da herkes silah alabiliyor’ dedi. Ben de kendisine ülkemizde kimlerin silah alabileceğini, taşıyabileceğini söyledim.”
‘PAZARTESİ GÜNÜ POLİGONA GİTTİK’
Oğlunu poligona götürerek silah kullanmayı öğrettiğini itiraf eden Mersinli, saldırıdan 2 gün önce de oğlunu emniyet poligonuna götürdüğünü söyledi. Mersinli ifadesinde konuya ilişkin şunları söyledi: “Oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi. Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe ya da cuma gerçekleşmiş olabilir, bende kendisine haftaya güneşli bir günde poligona atış yapmaya gideceğimi, kendisini de götürebileceğimi söyledim. Daha sonra bu hafta pazartesi günü Emniyet’in poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım. Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını hedef alınarak atış yapılacağını söyledim. Oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim. Bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti, fotoğrafları daha sonra WhatsApp üzerinden oğlum İsa’ya gönderdim. Emniyet’ten öğrendiğime göre oğlum söz konusu fotoğrafları arkadaşlarına göstermiş, arkadaşları hayretle karşılamış.”
‘BİLGİSAYARININ ŞİFRELERİNİ VERMEZDİ, ÇEVRİMİÇİ OYUNLAR OYNAR, İNGİLİZCE KONUŞURDU’
Oğlunun dünyasına tamamen yabancı olduğunu belirten baba, ifadesinde şunları dile getirdi: “Benim evimdeki silahlar, mermiler, şarjörler dolu vaziyette bir arada bulunmaz. Oğlum gördüğü bir şeyi unutmaz, silahlar ve mermilerin muhafaza edildiği Maraş sandıklarının üç düğmesi vardır. Söz konusu üç düğmeye temas edildiği anda sandıklar açılır. Çocuğum sürekli bilgisayar ve cep telefonu ile meşgul olduğu için merak edip kontrol etmek istedim ancak oğlum bana şifreleri vermedi, yani zararlı içeriklerden etkilenebileceğini düşünerek kontrol etmek istemiştim, oğlum cep telefonu ve bilgisayardan oyun oynarken bir taraftan İngilizce konuşurdu ancak ben kendisinin ne konuştuğunu anlamazdım. İnteraktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı, odasına girdiğinde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi, biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik.”
“Olay günü ve olaydan önce bir tartışmamız olmadı” diyerek devam eden baba, “Oğlumun dakikası dakikasını tutmazdı, oğlumun duygu durumu sürekli değişkenlik gösterirdi, oğlumun daha öncesinde rehber öğretmeniyle görüşmüştük, oğlum sınavlardan düşük not aldığı zaman agresif hareketler sergilerdi ancak oğlumun öğretmenlerine veya öğrencilere karşı herhangi bir olumsuz hissiyatta bulunduğunu fark etmedim. Hatta zaman zaman okulda ona zorbalık yapan, hor gören arkadaş ya da öğretmeni olup olmadığını sorardım ancak kendisi bana ‘hayır, öyle bir şey yok’ derdi. Oğlumun zaten arkadaş çevresi çok kısıtlıydı. Oğlum İsa toplam 8 senede 3 yıl okula gidebildi, çünkü eğitim döneminin bir kısmı pandemi bir kısmı deprem dönemine denk geldi” diye belirtti.
MA