Kürdistan’da 90’lı yıllarda katledilen, kaçırıldıktan sonra akıbeti bilinmeyen ve gözaltında kaybettirilen binlerce kişi için hala adalet sağlanmış değil. Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan “Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı”nın bu noktada nasıl bir çalışma yürüteceği merak konusuyken, 17 bin faili meçhulün olduğu Kürdistan ve Türkiye’de 75 kentte 638 dosya ve 693 cinayete ilişkin inceleme başlatıldı.
Faili meçhul cinayetlerin açığa çıkartılarak, sorumluların yargılanması ve kayıplarını bulma talebiyle yıllardır mücadele yürüten kayıp yakınları, başkanlığa dair değerlendirmelerde bulundu.
‘AÇIKLAMALARDA ÇELİŞKİ VAR’
Amed’in Bismil ilçesinde 20 Ağustos 1994 tarihinde gözaltında zorla kaybedilen Mehmet Salim Acar’ın oğlu İhsan Acar, Akın Gürlek’in faili meçhullere dair yaptığı açıklamalarda çelişkilerin olduğunu söyledi. Akın Gürlek’in kimi dosyaları bir birinden ayıracağı yönündeki açıklamasına tepki gösteren Acar, “Gerçeği birbirinden ayırabilir misin?” diye sordu. Gürlek’ten netlik isteyen Acar, “O yüzden kendisine bazı sorular sormak istiyorum. Mesela Tahir Elçi’nin, Musa Anter, Vedat Aydın dosyalarının üzerine gidecek misiniz? Bu insanlara yapılanları ortaya çıkaracak mısınız? Bu kurulan başkanlık doğru olmazsa gelecek olan barış yanlış olur. Devlet önce geçmişi için hesap vermeli. Mehmet Ağar, Meral Akşener’den hesap sormadan olmaz. Devlet gelip insanlarımızı evlerinden almış, bugünde hala kemiklerinin yeri belli değil. Bunların üzerine gidilmezse, bunlardan hesap sorulmazsa bu kurum nasıl bir çalışma yürütecek? Bu kurumdan nasıl sonuç alınacak?” ifadelerini kullandı.
Babasının kaybedildiği dönemde iktidarın başında Meral Akşener’in olduğunu hatırlatan Acar, “Sorumlulardan biri Mehmet Ağar’dı. Hala hayattalar. Bu insanlardan hesap sorulmadan bu mücadeleden vazgeçmiyoruz. Adaletin, gerçeğin peşindeyiz. Devlet geçmişine sahip çıksın. Faili meçhullere dair başkanlığı kurmuş, ‘Bu Meral Akşener’e, Mehmet Ağar’a dayanıyor, bu dosyaları bırakalım. Hayatta olmayanların dahil olduğu suçları açığa çıkaralım’ demelerini de kabul etmiyoruz. 30-35 yıldır bu mücadeleyi yürütüyoruz. Bütün dosyaların akıbeti ortaya çıksın, yasımızı bitirelim. Fazla bir şey istemiyoruz; bu cinayetlerin üzerine gidilsin” diye belirtti.
‘ANKARA’DA KARAR ALMAKLA OLMAZ’
Böylesi bir çalışmada kayıp yakınlarının fikirlerinin alınmamasına tepki gösteren Acar, “Akın Gürlek bu kurumu neye göre kurdun? Ne karar aldın, kimle konuştun, neye göre bu dosyaları başa alacaksın? Akın Gürlek’e sesleniyorum; Bu hafta 900 haftadır Koşuyolu Parkı’nda adaletin, gerçeklerin peşindeyiz. Gelin ailelerle iletişime geçin, bu hakikati birbirimize anlatalım. Ankara’da oturup karar almakla bu çalışmanın sonuca ulaşacağına inanmıyorum. Bu şeyler böyle olmaz, samimiyetle olur. Mademki samimisiniz gelin birlikte bu dosyaların üzerine gidelim” çağrısında bulundu.
‘MÜCADELE DEVAM EDECEK’
Ayrıca, tüm partilere, kurumlara her Cumartesi gerçekleştirdikleri “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemine katılım çağrısında bulunan Acar, “Nefes aldığımız sürece mücadelemiz devam edecek. Kimse mücadelemize engel çıkaramaz. Bu dava sadece bizim davamız değil. Biz sadece kemiklerimizi aramıyoruz, adaletin peşindeyiz. Devlet geçmişine sahip çıkmadan, gelecekten bahsedemez. Kendimize inanıyoruz, umutluyuz; başarıya ulaşacağız” dedi.
‘BİR BEKLENTİMİZ YOK’
Pasûr (Kulp) ilçesinde 1996 yılında gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Şirin Bayram’ın kız kardeşi Halime Bayram, başkanlığın kurulma ve kapsadığı çalışma biçimine bakıldığında bir beklenti içinde olmadıklarını söyledi. Halime Bayram, “Resmi boyutuyla bir birim kuracaksınız, bunu müzakere sürecinde topluma sanki atılmış çok büyük bir adımmış gibi anlatacaksınız ama buna dair 17 bin faili meçhul cinayete şahitlik edenlerle, bu suçların açığa çıkması için ciddi çalışma yürüten İHD gerçekliğiyle görüşmeyeceksiniz. İHD gibi bir yapıyla bir ortaklaşma sağlamıyorsa, buna dair hakikat komisyonu kurmuyorsa, hakikat komisyonlarının objektif ortaya koyacağı bütün araştırmaları, soruşturmaları, önerileri üzerinden kendisini güçlendirmiyorsa bir beklenti içinde olmak çok gerçek dışı olur” diye konuştu.
‘HAK SAVUNUCULARIYLA ORTAKLAŞMA SAĞLANMALI’
Devlet ve kimi devlet mekanizmalarının gözaltında kayıpların, faili meçhul cinayetlerin bir parçası olduğuna dikkat çeken Halime Bayram, “Bir parçası olan bir yerden objektif bir bakış açısıyla sadece kendisinin bu birime dair özne olma meselesi, ciddi anlamda gerçekliği ortaya koymayacaktır. Haliyle yapması gereken yegane husus, hak savunucularıyla bir ortaklaşma sağlamak ve buna dair hakikat komisyonlarının oluşması noktasında insan hakları savunucularıyla bir araya gelmek. Yine doğru temelde araştırmaların ortaya konması ve dolaylı ya da dolaysız bu cinayetlerin içinde olan herkese, bütün mekanizmalara karşı yargılama ve sorgulama süreçlerinin önünü açmalı. Ama İHD, Kayıp yakınları, Cumartesi Anneleri’yle bir ortaklaşma yapmayıp sadece kendi bünyesinde buna dair bir adım atıyor olması, bir sonuç doğurmayacaktır” ifadelerini kullandı.
YÜZLEŞME MESELESİ
Halime Bayram, “Devlet bu gerçekliğe dair adıma atmak istiyorsa ilk önce kayıp yakınlarıyla, Cumartesi Anneleri’yle yüzleşmesi gerekiyor. Faili meçhul cinayetlere dair yürütülen çalışma sürecini takip etme sorumluluğu sadece kayıp yakınlarında, insan hakları savunucularında değil, herkesin sorumluluğundadır. Herkesin devlete bu noktada sorumluluğunu hatırlatması ve bunun takipçisi olması gerekiyor” diye belirtti.
MA / Rukiye Payiz Adıgüzel
MA