İnsan hakları savunucuları, İstanbul, Ankara ve İzmir’de hasta tutsaklara dair açıklama yaptı. İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, iki haftada bir düzenledikleri oturma eylemini bu hafta da Konak Eski Sümerbank önünde devam ettirdi. “Hasta mahpuslar ölüyor. Susma suça ortak olma” pankartının açıldığı açıklamada, tutsak Aydın Altığ’ın sağlık sorunlarına dikkati çekildi.
İHD İzmir Şubesi yöneticilerinden İsmet Süzer, Kırşehir Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’ndeki Altığ’ın 17 yaşında tutuklandığına işaret ederek, şu bilgileri paylaştı:
“Akciğer sönmesi yaşamış, bu nedenle akciğerinden ameliyat olmuştur. Mide kanaması geçirmiştir. Mide ülseri ve sindirim sistemi şikâyetleri devam etmektedir. Yanağında çıkan kistler nedeniyle ameliyat olmuştur. Ayrıca kronik egzama ve vücudunda yaygın yaralar oluşmakta; dönem dönem bu yaralar ağırlaşmakta ve düzenli tedavi gerektirmektedir. En kritik başlıklardan biri ise çok ağır diş problemleridir. Sık sık diş tedavisine ihtiyaç duymakta, ancak tedaviye erişim ağız içi arama dayatması nedeniyle fiilen engellenmektedir. Bu yüzden ağrı, enfeksiyon ve beslenme sorunlarının katlanarak arttığı aktarılmaktadır.
Ağız içi arama dayatması, mahpusun tedavi hakkını koşula bağlayan, insan onurunu zedeleyen ve sağlık hizmetine erişimi ‘itaat’ mekanizmasına dönüştüren bir uygulamadır. Bu uygulama, Aydın Altığ’ın zaten ağır olan hastalıklarını daha da derinleştirmekte; tedaviyi geciktirerek telafisi güç zararların önünü açmaktadır. Bütün bu ağır sağlık tablosuna rağmen Aydın Altığ’ın koşullu salıverilme hakkı bir kez daha keyfi biçimde engellenmiştir. Kırşehir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu İdare ve Gözlem Kurulu’nun 03.02.2026 tarihli kararıyla Aydın Altığ hakkında ‘iyi hâlli olmadığı’ değerlendirmesi yapılarak tahliyesi 6 ay ertelenmiştir. Yeniden değerlendirme süreci 2026 yazına ötelenmiştir. Kararda, 2008 yılına kadar uzanan eski disiplin cezaları, ‘oda düzeni/temizlik’ gibi konular ve mahpusun düşünsel tutumuna ilişkin yorumlar gerekçe haline getirilmiştir.”
TALEPLER
Süzer, konuşmasının devamında şu talepleri sıraladı:
“* Aydın Altığ’ın ağız içi arama dayatması başta olmak üzere, sağlık hizmetine erişimi engelleyen tüm uygulamalar derhal sonlandırılmalı.
* Diş tedavisi dâhil olmak üzere gerekli hastane sevkleri gecikmeksizin yapılmalı.
* Akciğer, mide ve cilt hastalıkları için uzman hekimlerce kapsamlı değerlendirme ve tedavi planı oluşturulmalı.
* İlaç ve beslenme gereksinimleri eksiksiz karşılanmalıdır.
* Ağır hastalık tablosu ve uzun tutukluluk hali birlikte gözetilerek, infaz uzatma kararları geri alınmalı ve Aydın Altığ’ın tahliyesinin önü açılmalıdır.
İSTANBUL
İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, “F Oturması” eyleminin 736’ncısını Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde düzenledi. Bu haftaki eylemde, Marmara 6 Nolu L Tipi Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Süleyman Horoz’un sağlık durumuna dikkat çekildi. Eylemde sık sık “Tedavi haktır engellenemez” sloganı atıldı.
İHD Eş Genel Başkanı Oya Ersoy, Horoz’un durumuna dair şunları kaydetti: “Horoz, böbrekte kitle, safra kesesi taşı ve safra kesesi iltihabı hastası olup, bu haftalıklara bağlı şiddetli ağrılar ve kilo kaybı yaşamakta. Hastalıklarına uygun diyet beslenmesi ve acilen safra kesesi ameliyatı olması gerekmektedir.”
Oya Ersoy, Horoz’un kızının anlatımlarını da paylaştı: “3 Şubat’ta gözaltına alınıp tutuklanan babam, tutuklanmadan 10 gün önce İstanbul’da metroda fenalaşmış. Hastaneye kaldırmışlar. Ben de yanıma Ankara’ya getirdim. Safra kesesi taşı ve iltihabı nedeniyle şiddetli ağrıları vardı. Ankara’da tedaviye başladık, safra kesesi ameliyatla alınacaktı. Doktoru, ‘Ameliyatın hemen yapılması gerekiyor, iltihap pankreasa sıçrarsa hayati tehlike oluşturur’ dedi. Ameliyat hazırlığı sırasında yapılan tetkiklerde ayrıca böbreğinde bir kitle tespit edildi. Bu kitle ile ilgili hastane randevusunun olduğu gün tutuklandı babam. Babamın, safra kesesi rahatsızlıkları nedeniyle özel beslenmesi gerekiyor. Bu hapishane koşullarında sağlanamıyor maalesef. Babam hapishanede fenalaşınca hastaneye götürülmüş. Tahliller yapılmış ve MR için sevk edileceği söylenmiş. Hastane MR randevusu tam görüş gününe denk geldiği için gidemedi. Babamı en son gördüğümde, çok zayıflamıştı, çok tedirgindi. Doktor babama pankreasta büyüme var, ancak tahliller yapılmadan net bir teşhis konulamaz demiş. Bu belki de iltihabın pankreasa sıçraması ve hayati tehlike doğduğu anlamına geliyor. Tedavisi kesintiye uğradığı için babamın yaşamı risk altında. Tutuklanınca tedavisi yarım kaldı. Bir an önce ameliyat olması gerekiyor. Böbrekte tespit edilen kitlenin de ne olduğunun anlaşılması ve gecikmeden tedavi edilmesi gerekiyor. Ancak hapislik koşullarında bunlar çok zor. Bu nedenle, geç olmadan, yetkililerden babamın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasını istiyoruz’ demiştir.”
ANKARA
Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 608’inci haftasında Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. Bu hafta, Samsun/Kavak S Tipi Kapalı Cezaevinde tutulan ve Mayıs 2025’te tahliye olması gerekirken İdare ve Gözlem Kurulu kararıyla tahliyesi bir yıl ertelenen 33 yıllık hasta tutsak Recep Bekik’in durumuna dikkat çekildi.
İHD Ankara Şube Eşbaşkanı Sevil Turgut, Bekik hakkında, ailesi ile yaptığı bir telefon görüşmesi nedeniyle tahliyesine günler kala yeni bir soruşturma açıldığı belirtildi.
Sevil Turgut, şunları belirtti: “Recep Bekik’in sağlık durumu ciddi ve acildir. Pankreasında 2,5 santimetre büyüklüğünde kitle bulunduğu kendisine 4 Mayıs 2025 tarihinde söylenmiştir. Ardından kanser şüphesiyle hastaneye götürülmüş, parça alınmış ve çeşitli tetkikler yapılmıştır. Ancak aradan bir yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen, ne alınan parçanın sonucu kendisine bildirilmiş ne de bu kitleye ilişkin etkili bir tedavi başlatılmıştır. Hastalığın ne aşamada olduğu, kitlenin iyi huylu mu kötü huylu mu olduğu, hangi tedavi planının uygulanacağı mahpustan gizlenmiş; sonuçlar paylaşılmadan, tedavi yürütülmeden Bekik hapishanede bekletilmiştir. Bu durum, basit bir ihmal değil, yaşam hakkını tehdit eden, ağır sonuçlara yol açabilecek bir hak ihlalidir.”
Bekik’in yüksek kolesterol nedeniyle sağlık durumunun düzenli uzman takibi gerektirdiğini ifade eden Sevil Turgut, “Buna rağmen hapishanede sağlık hizmetine erişimi sistematik biçimde aksatılmaktadır. Revir ve hastane süreçleri kesintili, düzensiz ve sonuçsuz işletilmekte, hasta bir mahpusun sağlık hakkı fiilen ortadan kaldırılmaktadır” diye belirtti.
MA