Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Partisi) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) dün yaptığı toplantı ve gündemdeki gelişmelere ilişkin partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Bahçeli’nin, “Aceleye gerek yok” şeklindeki sözlerine tepki gösteren Ayşegül Doğan, zamanın iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
MYK toplantısında Newroz’u ve halkın katılımını ele aldıklarını belirten Ayşegül Doğan, Newroz’un yüzbinlerin katılımıyla bayram havasında kutladığını dile getirdi. Ayşegül Doğan, “Newroz’un Kürt halkı açısından farklı bir anlamı var. Zulme karşı direnişi ve özgürlüğü simgeliyor. İstanbul’dan Van’a, Cizre’den Kulu’ya, Bursa’dan Diyarbakır’a kadar Newroz Ateşi’nin yakıldığı alanlara akan milyonların talebi neydi? Barış, çözüm, eşit yurttaşlık, adil ve demokratik bir Türkiye. Sayın Öcalan’ın yine Newroz mesajında dile getirdiği gibi diyalog, müzakere ve demokratik çözüm perspektifi Newroz alanlarında çok büyük bir karşılık buldu. Yine hatırlayacaksınız geçen yıl Newroz kutlamaları öncesi 27 Şubat 2025’de yapılan çağrı gündemdeydi ve aslında Newroz kutlamaları da bu çağrıya nasıl destek çıkıldığını gösterir bir şekilde geçmişti” dedi.
GÖZALTI, TUTUKLAMA VE BASKILARA TEPKİ
Ayşegül Doğan, Newroz’a katılan yaklaşık 200 kişinin gözaltına alınması ve çok sayıda kişinin tutuklanmasına tepki gösterdi. Ayşegül Doğan, “Eğer bir ülkenin kolluk gücü, hakimi, savcısı, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nden haberdar değilse burada bir sorun var demektir. Haberdar ve ona rağmen böyle uygulamalarda ısrar ediyorsa burada da ciddi bir sorun var demektir. O yüzden buradan tam da böylesi bir dönemde barış ve demokrasi umudunun bu kadar güçlendiği, bayramdan sonra demokratikleşme ile ilgili somut adımların atılmasının beklendiği, hayırlı işler olacak denildiği bir zamanda şarkılardan, türkülerden, renklerden isimlerden, sembollerden korkmakta ısrar eden bir zihniyetin yaklaşımlarıyla bu tür güvenlikçi reflekslerle hareket etmek nasıl izah edilebilir?” diye sorarak tepki gösterdi.
BAŞ MÜZAKERECİNİN RESMİ YASAK
Ayşegül Doğan, Newrozlar kutlamalarına Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posteri taşıyan, yöresel kıyafetleri giyen pek çok kişinin de alınmadığını anımsatarak, “Mesela Abdullah Öcalan posteri yasak. Nasıl olabilir böyle bir şey? Sayın Öcalan bu sürecin ana öznesi temel aktörlerinden biri, İmralı Adası’nda görüşmeler yürütüyor. Bu görüşmelerde devlet yetkilileri de var. Ama alanlarda Abdullah Öcalan posteri yasak. Ve pek çok yerde yasaklanmaya çalışıldı, yasaklandı. Bu paradokstan Türkiye’nin gerçekten artık kurtulması gerekiyor ve bu konuda da hızla hareket etmek gerekiyor. Newroz adeta bir referandum gibiydi. Mesajı açık ve netti” diye kaydetti.
Ayşegül Doğan, Newroz’un resmi bayram olarak ilan edilmesi çağrısında bulundu. Ayşegül Doğan, Ortadoğu’da yaşanan çatışmalara, Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik İran’ın saldırılarına da dikkat çekerek, Kürdistan coğrafyasının bölgesel bir savaşın içine çekilmeye çalışıldığını ifade etti.
‘ZAMAN İYİ DEĞERLENDİRİLMESE RİSKLER ORTAYA ÇIKABİLİR’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ve yapılması beklenen yasal düzenlemelere işaret eden Ayşegül Doğan, ayrıca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin süreç ile ilgili “aceleye gerek yok” şeklindeki açıklamasına da değindi. Ayşegül Doğan, “Bir yandan da hıza ihtiyaç var. Telaşa değil. Bölgesel gelişmeler ve riskler neden hıza ihtiyacımız olduğunu geçen süre zarfında ortaya koydu. Eğer zaman iyi değerlendirilmezse riskler açığa çıkabilir. Ve bunları bertaraf etmek her zaman kolay olmayabilir. Provokasyonlar olabilir. Sabote etmek isteyenler olabilir ki var, biliyoruz. O halde yapılması gereken zamana yaymak ya da zamanı kötü kullanmak değil. Zamanı ve zamanın değerini bilerek, kavrayarak ona göre adımlar atmak, ona göre planlamalar yapmak. Bu nedenle hıza ihtiyaç var. Epeydir bekleniyor zaten” diye kaydetti.
‘ YASAL DÜZENLEMELER YAPILMALI’
Bir an önce yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altını çizen Ayşegül Doğan, “ Biz bu çerçeve yasanın bir an önce geçiş hukukuna uygun bir biçimde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konudaki hazırlıklarımız tamamlandı. Bu yasada hiç kimseye ayrım yapmadan kategorik bir yaklaşım içermeden silah bırakan herkesi kapsayacak bir hukuki yaklaşıma ihtiyaç var. Bu nedenle de hızla bir takvimlendirmenin, kamuoyuyla paylaşılması gerekiyor. Meclis mesai yapıyor. Tek mesaisi özgürlük, barış ve demokrasi için yasalar yapmak olmalı. Bundan daha acil bir gündemi yok Türkiye’de. Ortak beklenti bu, talep bu, alandan yükselen ses ve siyasilerin beklentisi budur. Yine silah bırakmak isteyenlerin, bırakılanların talebi de budur. Bayram sonrasına işaret edildi. Dolayısıyla tevatürlere ve iddialara yer bırakmak istemiyorsak yapılması gereken ilk şey şudur; Meclis Başkanı ve Komisyon Başkanı sıfatıyla Sayın Kurtulmuş’un bir an önce bu yasal düzenlemelere ilişkin takvimi kamuoyuyla paylaşması, muhataplarıyla paylaşması. Bunu bir an önce yapmak gerekiyor” diye belirtti.
AİHM VE AYM KARARLARI UYGULANSIN
Yasal düzenleme gerektirmeyen adımların olduğunu belirten Ayşegül Doğan, devamla şunları söyledi: “Hasta tutsaklar bakın hala serbest bırakılmıyor. Mehmet Edip Taşar hayatını kaybetti. Öfkeliyiz bu yüzden. Göz göre göre geldi bu ölüm ve bu kaçıncı? Dolayısıyla, ağır hasta tutsakların bir an evvel serbest bırakılmaları gerekiyor. Bunlar doğal ölümler değil zamana yayılmış cinayetlerdir. Açıkça adını koymak gerekiyor. Şimdi bir tane daha hasta tutsaktan bahsedeceğim. Dün savunma yapıyordu. İBB davasında Murat Çalık. Ne bekleniyor? Niye serbest bırakılmıyor? AİHM ve AYM kararları niye uygulanmıyor? Cezaevi Gözlem ve İdare Kurulları neden hala özgürlükleri engellemeye çalışıyor? Tüm bunlar sürecin ruhuna uygun olmayan, paradokslar yaratan, toplumdaki güven duygusunu sarsan gelişmelerdir. Bunlardan vazgeçmek gerekiyor. Bir hasta tutsağın göz göre göre ölmesini beklemek ne insani ne vicdani ne siyasi bir yaklaşımdır. Bunu hiçbir şeyle hiç kimse izah edemez. O yüzden gerçekten çok öfkeliyiz. Bir yandan da gazeteciler tutuklanıyor. Mesela İsmail Arı; Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma nedeniyle tutuklandı. Bir yandan sanatçılar engelleniyor; Mesela İlkay Akkaya. Bunlardan bir an önce vazgeçmek ve barış ve demokratik toplum sürecinin ruhuna uygun bir şekilde adımlar atmak gerekiyor.
ABDULLAH ÖCALAN İLE GÖRÜŞME
Yarın DEM Parti İmralı Heyeti, İmralı adasına gidecek. Sayın Öcalan’la görüşmek üzere. Bu görüşme bizim için çok önemli bir görüşme. Çünkü bir yandan yasal süreçle ilgili bundan sonra yapılacaklar dair Sayın Öcalan’la istişarede bulunacaklar. Gündemlerinde böyle bir başlık var. Öte yandan kamuoyunda işte konut, ev tartışmaları sürerken şunu söylemiştik. Heyetimizin bize böyle bir bilgilendirme yapmadığını ama bayramdan sonra kuvvetle muhtemel bir görüşme yapıp, bu görüşmede bu konunun belki gündeme gelebileceğini ve varsa bu konuya ilişkin de bir yeni durum bunun da kamuoyuyla paylaşılacağını söylemiştik. Dolayısıyla bu başlıkları da gözettiğimiz zaman yarın yapılacak görüşmenin içeriğinin önemli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Hem Öcalan’ın koşullarına, statü tartışmalarına ilişkin önemli bir görüşme olacak hem de yasal zemine ve silahsızlandırmaya ilişkin hazırlanan ya da hazırlanması planlanan kanuni çerçeveye dair de kendisinin önerileri alınacak. Biliyorsunuz her zamanki gibi büyük bir titizlikle kendisi yasal düzenlemelerden sürecin gelecek planlamasına dair tüm başlıklara ilişkin yetkililerle, ilgililerle de görüşmeye müzakere etmeye devam ediyor.”
MA