VENEZUELA’DA PETROL ÜRETİMİ DÜŞÜYOR
Venezuela, dünya genelindeki ham petrol rezervlerinin yaklaşık %17’sine sahip olmasına rağmen, üretimi 2013 ile 2020 yılları arasında %75’ten fazla azaldı. Uzmanlar, Maduro sonrası dönemde Amerikan enerji şirketlerinin ülkeye geri dönmesinin öngörüldüğünü, ancak bu sürecin düşündüğünden daha yavaş ve maliyetli bir şekilde olabileceğini ifade ediyor. Yeniden yapılanmanın, yıllar süren bir süreç olabileceği vurgulanıyor.
VENEZUELA’NIN PETROL ÜRETİMİNE DİKKAT
Düşük üretim seviyelerine rağmen, Venezuela’daki sahalara erişim, ABD’li enerji firmalarının rezervlerini yeniden artırma imkanını sunuyor. Ayrıca, yıllar önce Venezuela’nın sağladığı ham petrol, ABD’nin Körfez Kıyısı’ndaki rafinerilere uygun olması sebebiyle büyük önem taşıyor. Geçtiğimiz yıl ABD’nin Venezuela’dan ham petrol ithalatı, günde yalnızca 135 bin varil olarak kaydedilirken, bu rakam 1998 yılında 1,4 milyon varil düzeyindeydi. Danışmanlık şirketi Energy Aspects’e göre, ABD rafinerileri fazladan 1 milyon varil/gün petrolü rahatlıkla işleyebiliyor.
YENİ GELİŞMELER BEKLENİYOR
Artan petrol akışları, aynı zamanda ABD’nin Kanada’ya olan bağımlılığını azaltma potansiyeli taşıyor. Washington, Venezuela arzı üzerindeki kontrolle, Karakas’ın en büyük petrol alıcısı olan Çin’i de zor durumda bırakabilir. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu durumu değerlendirdiği açıklamasında, “Batı yarımkürenin, Amerika Birleşik Devletleri’nin hasımları, rakipleri ve rekabet içindeki ülkeleri için bir operasyon üssü olmasına izin vermeyeceğiz; bu kadar basit,” şeklinde ifade etti.
KAZANANLAR KİM OLACAK?
Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikaları Merkezi’nden Luisa Palacios, Venezuela’daki sürecin kazananının halk olması gerektiğini belirtiyor. Palacios, “Bu ülkenin uluslararası piyasalarda geçimini sağlama yolu petrol satmaktan geçiyor. Petrol endüstrisinin çökmesiyle birlikte ekonomi de çöktü,” dedi. Petrolün ABD’ye satılıp nakit akışının iyileşeceği öngörülüyor. Zira, Çin’e yapılan ihracatın büyük bir kısmı, mevcut kredilerin geri ödenmesinde kullanılıyor.
ŞİRKETLERİN DİKKATİ ÇEKİYOR
Amerikan enerji şirketleri arasında Chevron, Venezuela’daki durumu en iyi değerlendiren firma konumunu taşıyor. Chevron, ülke içinde 3 bin çalışanıyla faaliyet göstermekte ve özel bir lisans ile ABD rafinelerine petrol taşımakta. Eski bir Chevron yöneticisi, şirketin Venezuela’dan çıkmayacağına dair güçlü bir inanç olduğunu, bu nedenle firmanın saha hakkında önemli bir bilgi birikimine sahip olduğunu ifade ediyor. Son günlerde Chevron ve ConocoPhillips hisselerinde %8’e kadar artış görülürken, ExxonMobil hisseleri de %4 yükseldi.
TALEPLER SÜRÜYOR
Venezuela’nın zengin petrol rezervleri, büyük ölçüde haritalanmış durumdadır ve keşif riski taşımıyor. Teknolojideki gelişmeler, ağır petrol üretim maliyetlerini düşürerek, bunu ABD kaya petrolü ile rekabet edebilir hale getiriyor. Analistler, üretimin kısa süre içinde günde 500 bin varile kadar artabileceğini belirtiyorlar. Bunun yanında, ExxonMobil ve ConocoPhillips, geçmişteki kamulaştırmalarına dair toplam 10 milyar dolarlık tazminat talep ediyor.
GELECEK ÖNGÖRÜLERİ
ExxonMobil CEO’su Darren Woods, Venezuela’ya geri dönme konusundaki ilgilerine dair yaptığı açıklamada, ekonomik koşulların etkisinin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor. Ek olarak, İspanya’dan Repsol, Fransa’dan Maurel & Prom ve İtalya’dan Eni gibi birkaç Batılı firma da Venezuela’ya ilgi gösterebilir. Repsol ve Eni, ülkeye sağladıkları gazın karşılığında Venezuela petrolü ile ödeme almak üzere özel bir lisans için lobi faaliyetleri yürütüyorlar.