İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile 39 ilçe belediyesine gönderdiği yazıyla sokak köpeklerinin toplatılmasına yönelik sürecin hızlandırılmasını istedi. Vali Davut Gül imzasıyla gönderilen yazıda, mayıs ayı sonuna kadar gerekli adımların atılmaması halinde görevini ihmal eden yerel yönetimler hakkında adli sürecin başlatılacağı ifade edildi.
Yazıda, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelik hükümlerine atıf yapılarak sokak hayvanlarının yerel yönetimler tarafından bakımevlerine götürülmesinin zorunlu olduğu belirtildi. Ancak metinde kullanılan dil, hayvanların korunmasına değil, kamusal alandan uzaklaştırılmasına dayalı bir yaklaşımı yansıtıyor. “Toplatma” ve “kontrol altına alma” vurgusu, sokak köpeklerinin bir yaşam öznesi olarak değil, yönetilmesi gereken bir sorun olarak ele alındığını gösteriyor.
Valilik yazısında bazı bölgelerde sokak köpeklerinin “sürü halinde dolaşarak” güvenlik riski oluşturduğu öne sürüldü. Böylece mesele, nedenleri tartışılmadan doğrudan bir güvenlik sorunu olarak çerçevelendi. Oysa hayvan hakları savunucuları, sorunun köpeklerin varlığı değil; kısırlaştırma, aşılama ve bakım politikalarının yetersizliği olduğunu uzun süredir dile getiriyor.
Yazıda ayrıca bakımevi kapasitesi dolan belediyelere yeni alanlar tahsis edildiği, ancak bu alanlarda inşaat faaliyetlerinin başlamadığı ifade edildi. Buna rağmen bu alanların koşulları, denetimi ve hayvanların yaşam standartlarına ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmadı. Bu durum, politikanın hayvan refahından çok idari yükümlülük ve yaptırım ekseninde kurulduğunu ortaya koyuyor.
Mayıs ayı sonuna kadar sokak köpeklerinin “kontrol altına alınmasını” isteyen Valilik, yükümlülüklerini yerine getirmeyen belediyeler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunulacağını bildirdi. Böylece sokak hayvanlarına ilişkin mesele, bakım ve birlikte yaşam politikaları yerine toplama ve cezai baskı çerçevesinde ele alınmaya devam ediyor.
SPUTNIK