Küresel finans devi UBS, 2026 yılı için altın fiyat tahminlerini çarpıcı şekilde güncelleyerek 6 bin 200 dolara yeni bir hedef koydu. Bankanın yayımladığı son analiz, değerli metaller piyasasının yalnızca geçici bir ralli değil, aynı zamanda kurumsal yatırım modellerinde köklü değişiklikler getiren yapısal bir kırılma yaşadığını ortaya koyuyor.
MERKEZ BANKALARI PİYASADA ETKİLİ OLUYOR!
UBS analistleri, bu yükseliş beklentisinin arkasındaki en güçlü etkenin dünya genelindeki merkez bankalarının agresif ve dikkatli altın biriktirme stratejileri olduğunu belirtmektedir. Bu kurumlar, geleneksel portföy çeşitlendirmesinin ötesine geçerek, gelişmiş ekonomilerdeki para birimlerinin değer kaybı riski, jeopolitik risk yönetimi ve eşi benzeri görülmemiş parasal genişleme karşısında reel varlıklara yöneliyor. Merkezi kaynaklar, merkez bankalarının alımlarının fiyat dalgalanmalarına karşı duyarsız bir “yapısal destek mekanizması” oluşturduğunu vurguluyor.
REEL FAİZLERİN ETKİSİ VE YATIRIM YENİLİĞİ
Analiz, Federal Rezerv’in politika yöneliminin reel faizler üzerindeki baskıyı sürdüreceğini öngörüyor. Nominal faiz artışlarının ekonomik büyümeye yönelik kısıtlamalarla karşılaşması ve yüksek kalmaya devam eden enflasyon beklentileri, altının “fırsat maliyetini” düşürüyor. Tarihsel veriler, negatif veya düşük pozitif reel faizlerin altın için en güçlü yükseliş dönemlerini tetiklediğini gösteriyor.
ARZDAKİ DENGESİZLİK VE ETF YATIRIMLARI!
Altın piyasasında arz tarafında önemli bir yapısal dengesizlik yaşanmakta. Bir madenin keşfinden üretime geçmesinin 7 ila 10 yıl sürdüğü ve mevcut madendeki tenörlerin düşüş göstermesi, fiyatlar artsa bile üretimin hızla artmasını engelliyor. Bunun yanında, kurumsal yatırımcıların altına duyduğu güven, Borsa Yatırım Fonları (ETF) aracılığıyla gelen girişlerle teyit edilmektedir. UBS, bu girişlerin spekülatif değil, stratejik varlık tahsisi kararları olarak değerlendiriyor.
JEOPOLİTİK RİSKLER VE DEĞERLENDİRMELER!
Banka, mevcut fiyatlamaların içinde 200 ila 400 dolar arasında bir jeopolitik risk primi eklenebileceğini hesaplıyor. Bölgesel çatışmaların artması, ticaret savaşları ve büyük ekonomilerdeki siyasi geçiş riskleri, altını “finansal sistem sigortası” haline getiriyor. UBS’nin projeksiyonlarına göre, boğa piyasası şu an güçlü kurumsal katılımın olduğu ve momentumun sürdüğü “markup” (fiyat artış) aşamasında bulunuyor.
RİSKLER VE UYARILAR!
UBS, bu olumlu tablonun yanında bazı risklerin varlığına da dikkat çekiyor. Federal Rezerv’in beklenmedik bir biçimde agresif faiz artırımı sürecine girmesi veya enflasyon hedeflemesinde hızlı bir başarı sağlaması, bu yükseliş senaryosunu olumsuz etkileyebilir. Ek olarak, piyasadaki yüksek kaldıraç oranları ve algoritmik işlemlerin kısa vadeli dalgalanmayı artırabileceği konusunda uyarıda bulunuluyor. Uzmanlar, modern portföy teorisi çerçevesinde altın tahsisatının risk toleransına göre %5 ile %15 aralığında tutulmasını öneriyor. UBS’nin analizi, altının artık yalnızca enflasyondan korunma aracı değil, aynı zamanda küresel finansal sistemin dayanıklılığına yönelik stratejik bir varlık olduğunu göstermektedir.