Komalên Jinên Kürdistan (KJK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve Newroz’a giderken “Şimdi Kadın Zamanı” kampanyasını başlattığını duyurdu. Bir yıl sürecek olan kampanyanın amacı ve hedeflerine dair Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) Sözcüsü Ayten Kaplan ile konuştuk.
“21’inci yüzyıl kadın yüzyılı” sloganını hatırlatan Ayten Kaplan, özellikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihindeki Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın kadınlara öncülük misyonunu yüklediğini belirtti. Kadının toplumdaki yerini bulması ve kendisi ifade edecek alanları yaratması gerektiğini söyleyen Ayten Kaplan, “Kadın, doğurganlığı, anneliği ve eş olma halinden ibaret değildir. Siyasetten sosyal alana ve kültüre kadar rolü önemlidir. Toplumun değişim dönüşümünde önemli bir roldür” dedi.
KÜRT KADIN HAREKETİNİN MİSYONU
Kadının olmadığı her kararın eril olacağını dile getiren Ayten Kaplan, Kürt kadın hareketinin değişim ve dönüşümdeki etkisine değinerek, ekledi: “Kürt kadın hareketinin ortaklaşma misyonu erkeği şekillendiren, kadını eşit gören mantık açısından önemlidir. ‘Demokratik toplum’ demek kadın etrafında gelişen bir topluluk demektir. Kadının yok sayıldığı bir mantık kabul edilmez.”
‘ERKEĞİN GÖRÜLMEYEN KÖLELİK ZİNCİRLERİ VAR’
Kadının toplumdaki yerinin güçlenmesi için dönüşümde aktif rol alması gerektiğinin altını çizen Ayten Kaplan, “Kadının toplumdaki yeri yeniden geliştirilmelidir. Var olan alanlar yeniden kadına açılmalı ki toplumsal değişim ve dönüşümü yaratabilsin, erkeği dönüştürebilsin. Kadın her ne kadar bastırılsa da kendisini ve iradesini ortaya koyabilmiştir ancak erkeğin özgürlüğüne baktığınızda görülmeyen kölelik zincirleri var. Tarihten gelen o eril zihniyetin yeniden yargılanması gerekiyor. Değişim ise kişinin kendisiyle başlar. Çünkü özgürlük verilmez alınır. Bu sadece kadın için değil, erkek için de geçerli bir durumdur” dedi.
‘EŞİTLİK EŞİT MEKANİZMALARLA MÜMKÜN’
Kadının toplumsal rolünün sadece geleneksel kalıplarla sınırlandırılamayacağını belirten Ayten Kaplan, kadının toplumu şekillendiren temel bir güç olduğunu vurguladı. Kadın mücadelesinin son yıllarda farklı alanlarda önemli değişim ve dönüşüm yarattığını söyleyen Ayten Kaplan, bu kazanımların daha görünür hale getirilmesi gerektiğini dile getirdi. Ayten Kaplan, “Kadın toplumu şekillendiren bir yapıdır. Aile içinde çocukları eğitiyor, evin düzenini kuruyor, ilişkileri geliştiriyor ve kültürü geleceğe taşıyor ancak mevcut durumda bunlar hep erkeğe yazılıyor. Sanki erkek olmadan kadın olmazmış gibi küçümseyen, dört duvar arasına hapsetmek isteyen bir anlayış var” ifadelerini kullandı.
Kadın mücadelesinin toplumda birçok dönüşüme öncülük ettiğini vurgulayan Ayten Kaplan, “Artık bunları kurumsal hale getiren, kadını görünür kılan ve erkeğin de değişimini sağlayan bir noktaya gelmek gerekiyor. Demokratik bir toplum yaratacaksak kadının misyonu erkekler tarafından kabul edilmelidir. Erkek de artık kadına ilişkin bir vizyon geliştirmeli; eşbaşkanlık gibi sistemlerde kadını nasıl ele alacağını, iradesini nasıl tanıyacağını öğrenmeli. Bu da erkeğin kendini sorgulaması ve yenilemesiyle mümkündür. Özgürlük, karşılıklı saygıyla, kadının iradesini tanıyarak sağlanabilir. Eşit bir toplum ancak eşit karar mekanizmaları ve aile ilişkileriyle mümkündür. Çocukların da iradeleri ve düşünceleriyle bu sürece dahil edilmesi gerekiyor” diye belirtti.
KAMPANYALARIN AMACI
Kampanyaların toplumsal değişim ve dönüşüm için önemli başlangıç olduğuna dikkati çeken Ayten Kaplan, “Eşit dediğimizde sadece yetişkinler için değil, çocuklar için de geçerli. Çocukların iradesi, kimliği ve düşüncesi dikkate alınmalı, aile içinde ve toplumda görünür kılınmalılar. Bu kampanya bir yıllık ama ardından da kampanyalar gelecek. Değişim ve dönüşüm, tartışarak, zihinsel aydınlanmayı sağlayarak, birbirimize dokunarak ve toplumsal sorunlara çözüm üreterek gerçekleşebilir. Farklılıkları bir toplumun dışında duran unsurlar olarak değil, bunları içine katarak, kültürel zenginlik olarak görmek gerekiyor” şeklinde kaydetti.
‘ESKİ KALIPLAR YIKILDI’
Kürt kadınların mücadelesine değinen Ayten Kaplan, kadınların kendi iradelerini ortaya koyarak eski kalıpları kırdığını kaydetti. “Kadın özgürlük” ideolojisinin kadınların tarihsel tanımlamalarının yeniden yaparak, görünür kıldığını söyleyen Ayten Kaplan, şunları belirtti: “Kadın devrimiyle kadın iradesini yeniden ortaya koymuştur. Dayatılan kadının profili artık yıkıldı. Önceleri ‘kadın evlenir, çocuk sahibi olur, torunlarını büyütür ve ölür’ anlayışı hakimdi ancak biz bunları kırdık. Bu mücadele ‘Jin, jiyan, azadî’ ile birleşerek hem umut hem de toplumsal değişim sağladı. Bugün farklı gruplar, özellikle Kürt kadın hareketinden öğrenmek ve ortaklaşmak istiyor. Kadın mücadelesi farklı alanlarda güçleniyor ve yaygınlaşıyor. Kadınsız bir yaşam olamaz, kadın iradesi olmadan bir toplum özgür olamaz. Kadınla birlikte tarihin yeniden yazıldığı, karanlık sayfaların aydınlatıldığı, kadının kendini ifade edebileceği alanların yaratıldığı bir süreç yaşıyoruz. Son 34 yılda başlattığımız Dünya Kadın Konfederasyonu çalışmalarıyla kadınların yalnızca Kürdistan’da değil, Ortadoğu ve dünyada ortak mücadelesini güçlendirmeyi sürdürüyoruz. Kadın, cinsiyeti nedeniyle her yerde eziliyor ve şiddet görüyor. Bunları yeniden tarif ederek ve ortak güçle çözerek demokratik ve özgür bir yaşam kurabileceğimize inanıyoruz. Kadın mücadelesinin etkisi devam etmektedir.”
‘ÖZGÜRLÜK BİLİNCİ OLUŞMALI’
Kadın özgürlüğünün toplumun özgürlüğünün temel şartı olduğunu vurgulayan Ayten Kaplan, erkek egemen zihniyet ve sistemin baskılarına dikkati çekti. Ayten Kaplan, “Kadını köleleştiren ve baskılayan hem eril zihniyet hem de sistemdir. Erkek de aslında özgür değildir ve bunu görüp kendini sorgulamalıdır. Bir toplumun yarısı baskı ve kölelik sisteminde kaldığı sürece o toplum özgür olamaz. Özgürlük sadece bireysel değil, ortak bir bilinç ve zihinsel devrimle mümkün olur. Baskılar kırılmadığı sürece özgürlüğü sunamayız. Afganistan gibi yerlerde kadın görünmez kılınmak isteniyor; buna karşı kadınların yeniden alanlara girmesi için mücadele verilmelidir. Erkek veya sistem değil, kadın kendi özgürlüğünü belirlemelidir. Bu, eşit bir toplumun kurulması için temel şarttır” dedi.
ULUSAL BİRLİĞİN ÖNEMİ
Kürt kadınların ulusal birlik için de verdiği mücadeleyi hatırlatan Ayten Kaplan, dört parça Kürdistan’da siyasi birlikteliğin önemine değindi. Ayten Kaplan, “6 Ocak’tan itibaren, belki hiç kimsenin beklemediği bir ruhsal ve duygusal birlik yaşandı ve bunun öncülüğünü kadınlar yaptı. Biz toplumumuzu soykırımın eşiğinden kurtarmak istiyoruz. Politik ve ideolojik farklılıklar olabilir ama dört parçayı kurtaracak ulusal birlik zorunludur. Kadın hareketlerinin ve yapılarının birleşmesi, diğer partileri de bu yönde zorlayabilir. Dış ve yerel güçler Kürtler üzerinde kendi politikalarını uygulamak istiyor. Buna karşı gücümüzü kullanmalı ve anayasal güvenceyi sağlamalıyız. Başkaları bizim adımıza siyaset yapamaz veya karar alamaz. Kadınlar bu konuda girişimlerde bulundu, Avrupa’da bir kadın platformu kuruldu ve diasporadaki kadınlarla çözüm yolları tartışılıyor. Rojava direnişi de gösterdi ki, ulusal birlik ve kadınların öncülüğü, soykırımın eşiğinden geri adım atılmasında kritik rol oynuyor” dedi.
‘ŞİMDİ KADIN ZAMANI’ KAPMANYASI
“Şimdi Kadın Zamanı! kampanyasının, toplumda giderek artan kadın kırımları, şiddet ve özgün sorunlara dikkat çekmek için başlatıldığını söyleyen Ayten Kaplan, kampanyanın kadınları toplumsal sorunları çözme sürecine dahil ederek, hem bilinçlenmelerini hem de güçlerini ortaya koymalarını sağlamayı hedeflediğini belirtti. Ayten Kaplan, şöyle devam etti: “Kampanya, toplumda son yıllarda artan kadın kırımları, şiddet ve sorunlara karşı tam zamanında ilan edildi. İşsizlik, çocuklarla ilgili sorunlar ve farklı toplumsal zorluklara çözüm üretmek gerekiyor. Kampanya, belli mercilerden çözüm beklemek yerine toplumsal tartışmalarla sorunları birlikte analiz edip, ortak çözümler bulmayı amaçlıyor. Avrupa’da bile durum farklı değil. Örneğin; Almanya’da geçen sene 360 kadın katledildi ve devlet yeterli çözüm üretmedi. Kadın sığınma evleri, projeler ve özgür alanlar yetersiz. Bu nedenle kampanya, kadınları güçlendirmek, kendi iradelerini ortaya koymalarını sağlamak ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla yürütülüyor. Her ülke kendi sorununu öne çıkaracak şekilde programlanıyor. İsviçre farklı bir konuyu, İngiltere başka bir konuyu, Almanya ve Fransa kendi gündemlerini tartışacak. Kadınlar seminerler, paneller ve eğitimlerle bilinçlenirken, kamuoyuna da mesajlarını iletecek. Kampanya, kadınların sorunlarına çözüm arayışlarını güçlendirmek ve onları görünür kılmak için önümüzdeki yıl boyunca devam edecek.”
MA