Murat Karayılan Newroz’un “Önder Apo’nun özgürlüğü Newroz’u” olması gerektiğini belirterek, “Her şeyden önce bu dönemin mimarı Önder Apo’dur. Önder Apo’nun özgürlük sorunu çözülmeden, bu sorun da çözülmez” dedi.
HPG Komutanı Murat Karayılan, ANF’ye verdiği röportajda, Kürt sorununun çözümüne dair devam eden sürecin yeni bir aşamaya girdiğini belirterek, tarihsel bir dönemeçten geçildiğini vurguladı. Karayılan, önümüzdeki ayların tarihi gelişmelere gebe olduğunu ifade ederek, bu sürecin doğru okunması ve örgütlü bir şekilde karşılanması gerektiğini söyledi. Aksi halde halkların bu süreçte zarar görebileceğini belirten Karayılan, özellikle Rojhilat halkının bilinçli ve hazırlıklı olduğunu dile getirdi.
Murat Karayılan, “Newroz Bayramı mücadelemiz ile birlikte yeni bir düzeye ulaşmış bulunuyor. Özellikle Önder Apo’nun, halkımızın tarihine ilişkin Medya hareketinin ve Newroz’un çıkışı çerçevesinde yaptığı değerlendirmeler; Newroz’a büyük önem kazandırmış durumdadır. Bu temelde geliştirilen değerlendirmeler bizim için yeni bir gün ve yeni bir çıkış oldu. Bundan dolayı Mazlum Doğan arkadaş Amed Zindanı koşullarında Newroz günü 3 kibrit çöpüyle Newroz’u kutladı ve tarihi eylemini gerçekleştirdi. Yine Zekiye Alkan ve Rahşan Demirel gibi devrimciler bedenlerini ateşe vererek Newroz ateşini gürleştirdiler ve Newroz’u kutladılar. Bu açıdan Newroz’un mücadele tarihimizde önemli ve özel bir yeri vardır. Bu temelde tüm Newroz ve devrim şehitlerini Çağdaş Kawa Mazlum Doğan yoldaş ve Zekiye Alkan arkadaşlar şahsına anıyor, anıları önünde eğiliyorum. Bu kutsal günlerde onlara verdiğimiz sözü bu vesile ile bir kez daha yineliyorum. Sonuna kadar onların çizgisinde ve izinde mücadele edecek, kutsal amaçlarının başarıya ulaşması için mücadeleyi yükselteceğiz. Newroz ateşi müjde, zafer ve başarı ateşidir. Newroz ateşinin ruhuyla mutlaka sonuç alacak ve kahraman şehitlerin davasını başarıya ulaştıracağız” dedi.
YAŞAMINI YİTİREN DEVRİMCİLER İÇİN MESAJ
Karayılan, devamında şunları kaydetti: “Başta Salih Muslim (Bavê Welat) arkadaş, Osman Kılıç (Gundî) arkadaş ve Ehmed Huseyni olmak üzere yaşamını yitiren tüm yoldaşları saygı ve minnetle anıyor, anıları önünde eğiliyorum. Salih Muslim’i uzun bir zamandır tanıyorum. Önemli olan kişinin kararlı ve tereddütsüz bir şekilde katılması, Önderliğin düşünce ve fikirlerinde derinleşmesi, bu çerçevede rol üstlenmesi ve rolünü oynayabilmesidir. Salih Muslim bu açıdan büyük bir örnektir. Birlikte birçok çalışma yürüttük. Salih Muslim gibi kahraman arkadaşların anıları unutulamaz. Bu temelde bir kez daha saygıyla anıyor, ailesi ve değerli Kobanê halkımıza tekrar başsağlığı diliyorum.
Hareketimizin daha başlangıcında Haki Karer, Kemal Pir ve sonrasında Emine Erciyes, Gülnaz Ege gibi rol oynamış kadro arkadaşların yanı sıra, Sırrı Süreyya Önder, Hüseyin Aykol gibi Türkiye sol hareketinden gelmiş, dünyayı tanımış, kültürlü, bilgili ve bu yoğunlaşmalarla Kürt Özgürlük Mücadelesi’ne katılmış arkadaşlar da halklar arasında bir köprü oldular. Enternasyonal ruhla sergiledikleri katılım, halkların birliğinin temelini güçlendirdi ve bu değerli insanlar mücadelemizde bu rolü oynamaya hala devam etmekteler. Her zaman böyle olacak ve onların çizgisinde sonuna kadar halkların özgürlük mücadelesini yükselterek başarıya ulaştıracağız.
Son günlerde son yolculuğuna uğurladığımız diğer bir isim de Selim Sadak arkadaştır. Selim Sadak arkadaş, yaşamını yurtseverlikle geçirmiş biri olarak siyasete girdikten sonra da Türkiye’de ve halkımız içerisinde tanınan biri oldu. 10 yıl zindanda kaldı ve bir santim dahi geri adım atmadı, yurtseverlikte hep daha fazla derinleşti. Sonrasında da kendisiyle görüştük. Çokça tartıştık; birbirimizi tanıdık ve birlikte birçok çalışma yürüttük. Bu temelde Selim Sadak arkadaşı da saygı ve hürmetle anıyorum, Botan-Hezex halkımıza ve ailesine başsağlığı diliyorum. Selim Sadaklar bu çerçevede ele alınmalı ve onları bu şekilde ölümsüz kılmalıyız. Biz de bu kahraman devrimcilere ve değerli arkadaşlara bu temelde yaklaşıyoruz.
DEMOKRATİK ULUS STRATEJİSİ
Bugün İran halkları ve Doğu Kürdistan halkı devam eden savaş kapsamında çok mühim bir döneme geçmiş bulunmakta. Bu durumun farklı bir şekilde ele alınmaması gerekir. İran halklarının kaderi birbirine bağlıdır. Bu sürecin böylece karşılanması için halkların kardeşliği ve birlikteliğinin daha fazla öne çıkarılması, buna göre hareket edilmesi gerekir. İnanıyorum ki bu süreç kendisiyle birlikte halklar ve Kürt halkı için yeni ve olumlu bir dönemi getirecektir. Belirttiğimiz gibi gelişmeleri örgütlü ve bilinçli bir şekilde ele almak, her yerde hareketi ve savunma sistemini güçlendirmek gerekir. Böyle olmazsa arada ezilme olur. Doğu Kürdistan halkımızın süreci doğru okuyup ne zaman ne yapılması gerektiğini bilerek hareket etme noktasında hakimiyet sahibi olduğuna, bilinçli davrandığına ve üzerine düşen görevleri yerine getireceğine inanıyorum. Önder Apo’nun büyük eserlerinden biri de Demokratik Ulus Stratejisi’dir. Dar milliyetçi yaklaşımlar, Kürt halkının rol ve misyonunu daraltıyor, bir kalıba sokuyor ve yalnız bırakarak güçten düşürüyor. Böyle ilkel ve dar milliyetçi bir siyaset Kürt halkına hizmet etmiyor. Kürt halkını kendi içinde sıkıştırıyor. Bu yaklaşım kesinlikle Kürt halkına hizmet etmek bir yana tam tersine bu saldırıların düşman tarafından yöneltildiğini de biliyoruz. Düşmanın trolleri bunu gündemleştiriyor. Çünkü Kürt halkının düşmanları en fazla da demokratik ulus siyasetinden korkuyor.
DEMOKRATİK ULUS SİYASETİNDEN KORKUYORLAR
Mesela “Kürtler kimdir ki Arap halkını ve Türkleri harekete geçirebilir?” diyorlar. Onlar Kürtleri her daim köle olarak görüyorlar. Bu nedenle en fazla demokratik ulus siyasetine karşı hareket ediyorlar. Biz çeşitli raporlardan ve kayıtlardan biliyoruz ki, onlar en çok da Önder Apo’nun geliştirdiği demokratik ulus siyasetinden korkuyorlar. İşgalci devletlerin istihbarat kurumları bu konu üzerine çok çalışmaktalar. Fakat kendine Kürt diyen bazı kimselerin, hatta bazı yurtseverleri de etkileyerek aynı şeyleri dile getirdiklerini görmekteyiz. Bu yanlış bir yaklaşımdır. Kürtlerin rolünü daraltmak ve küçültmektir.
DEMOKRATİK ULUS SİYASETİ GELİŞTİRİLMELİ
Şimdi de Rojava Kürdistanı’nda halkımızın yapması, güç getirmesi ve geliştirmesi gereken şey demokratik ulus siyaseti, diğer bir deyişle Kürt halkının Asuri-Süryani ve Arap halklarıyla kuracağı kardeşliktir. Ancak bu siyaset ile Suriye’de genel olarak demokrasi devrimini güçlendirebilir, rol ve misyon sahibi olabilirler. Demokrasi ve siyasi mücadele ile kendilerini her açıdan güçlendirebilirler. Bugün demokratik ulus siyaseti Kürtleri Suriye siyasetinde temel bir güç haline getirebilir. Kendi içinde kendini daraltmak ve bu tarz bir Kürtlükte kilitlenmekle herhangi bir şey yapamaz. Bu nedenle böyle yaklaşımlar halkımızın çıkarına değildir. Tüm Kürdistan yurtseverleri ve demokrasi yanlılarının bu gerçeği göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerekir.
Önder Apo ne diyor? ‘Ben Kürtlere bir yer yapmaya çalışıyorum’ diyor. Neden? Çünkü Kürtlerin resmi olarak herhangi bir yerleri yok. Şimdi Birleşmiş Milletler’de devlet olan milletler var ancak devlet olmayan milletlerin oluşturduğu bir platform da var. Peki orada Kürtler var mı? Orada da yok. Yani bu dünyada Kürtlere bir yer vermemişler. Kürtler hala kelpe nüfustur; bir kaydı ve yeri bulunmamaktadır. Evet, kimi yerlerde statü var. Bu iyidir. İşte Güney bu açıdan bir adımdır; yine Rojava adım atmaktadır. Fakat bilmeliyiz ki hala kaydımız yoktur; Kürtlerin kaydı yok. Ciddi bir mücadele gerekmektedir. Bu nedenle Önder Apo Kürtlere bir yer oluşturmaya çalıştığını belirtiyor. Türkiye yasalarında yer verilecek. Yürütülen mücadele, demokrasi ve demokratik sosyalizm mücadelesi olduğu kadar, ondan daha çok da Kürdistani ve Kürtlük mücadelesidir. Biz Kürtler olarak bölgede kendi topraklarımız üzerinde özgür bir şekilde nasıl yaşayacağız? Şimdi bunun mücadelesi yürütülüyor ve herkesin bu hakikati görmesi gerekir. Önder Apo 54 yıldır bu çalışmayı sürdürüyor.
DEMOKRATİK BİRLİĞE İHTİYACI VAR
Ocak ayının başında komplocu bir tarzda Rojava halkımıza yönelik saldırılar geliştirildi. Bununla birlikte Kürt halkı bulunduğu her dört parçada da harekete geçti; ulusal bir duruş ve yüksek bir ruh sergileyerek birlik çağrısı yaptı. Halkımız pratikte birliğini oluşturdu. Bu konuya ilişkin siyasetin geride kaldığı söylenebilir. Halk Kürt siyasetinin önüne geçti. Bu bir gerçekliktir. Bu durumun aşılması gerekir. Bu çabaların hangi düzeye ulaştığını sordunuz. Bildiğim kadarıyla hala gözle görülür bir düzey bulunmamakta, bazı tartışmalar yürütülmektedir. Rojava Kürdistanı’nda birlik oluştu, geçen Nisan ayında bir konferans gerçekleştirildi. Yine Doğu Kürdistan’da 6 parti birleşti. Bu değerli ve iyi bir gelişmedir. Her birlik girişimi uygundur ve kıymetlidir. Çünkü tarih boyunca Kürt halkının durumu göz önüne alındığında, birliğini kurmadığından dolayı kaybettiği görülmektedir. Bugün de aynı konu gündemdedir. Bu nedenle birlik amaçlı yapılan tüm girişimler olumludur. Birlik oluşmasından kimse zarar görmez, halkımız kazanır.
SAVAŞIN AMACI BÖLGEYİ YENİDEN DİZAYN ETMEKTİR
Bugün bölgemiz kaynamaktadır, savaş var ve bu savaşın amacı bölgeyi yeniden dizayn etmektir. Herkes kendi ülkesi için çalışıyor. Biz Kürtlerin de öyle yapması gerekiyor. Ancak şimdi bakıyorsun Kürtlerde herkes ülkesi için değil kendi partisi için çalışıyor. Oysa ki ülke ve halk çıkarlarının her şeyin üzerinde tutulması gerekir. Bu ciddi ve ulusal bir problemdir. Bunun aşılması gerekir. Biz bu amaçla birçok kez girişimlerde bulunduk ancak şimdiye kadar elle tutulur bir gelişme sağlanmadı. Fakat bölgenin böylesine kaynadığı ve savaşın Kürdistan’da yaşandığı bu dönemde bu sorun aşılmazsa daha ciddi tehlikeler oluşacaktır. Kimse kazanımlarının daimi olduğunu belirtemez. Örneğin bölgenin yeniden dizayn edilmesi üzerine planlar yapılıyor. Peki Kürtlerin yeri nedir bu dizaynda? Belli değil. Mevcut gerçekliğe göre var olan durumdan öteye farklı bir şey görünmemektedir. Yani halkımızın geleceğine ilişkin tehlikeler bulunmakta. Bunun herkes tarafından görülmesi ve bu durumun sonlandırılması gerekir.
NEWROZ VE RAMAZAN BAYRAMI
Birkaç gün içinde Newroz’u ve Ramazan Bayramı’nı birlikte kutlayacağız. Halkımız yine alanlarda birlik çağrısı yapıyor. Bu yılki Newroz, Önderliğe Özgürlük ve Kürtlerin Demokratik Birliği şiarıyla tanımlanıyor. Biz hareket olarak Kürtlerin demokratik birliğini stratejik bir husus olarak ele alıyoruz. Bunları propaganda amaçlı dile getirmiyor, ya da ‘olsa da olur olmasa da olur’ demiyoruz. Biz, ‘olmazsa olmaz’ diyoruz. Kürtlerin demokratik birliğinin oluşması gerekir. Çünkü herkes tartışıyor ve kendisi, ülkesi için çalışıyor. Bizim ülkemiz ayaklar altına alınmış durumda. O zaman, herkesten önce bizim birlik olmamız lazım. Fikirlerimiz farklı olabilir; zaten büyük bir halkız, az değiliz. İçimizde farklı fikirlerin olması ve her fikre dair bir partinin bulunması çok doğaldır. Önemli olan ulusal ve ortak çıkarlar temelinde birlik olabilmemizdir. Yine herkes kendi fikrini savunabilir ve mücadelesini yürütebilir. Nitekim bahsettiğimiz demokratik birlik böyledir. Çok düzenli, kongresi ve konseyi olan, başkanı bulunan, nizami bir birlik gelişmeyebilir şu anda. Tabi ki öyle olsa iyi olurdu fakat göründüğü kadarıyla bu çok çabuk gerçekleşmeyecek. 2013 yılında bu konu yine gündeme girdiğinde bazı adımlar atıldı, 2014’te de bu durum sürdü. Ancak daha sonra durduruldu. Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda ve genel bir duruş sergilenmesi gerektiğinde ise herkesin bu duruşu göstermesi elzemdir. Dış ilişkilerde ya da şimdi Rojava ve Rojhilat’ta olduğu gibi olağanüstü durumlar geliştiğinde ve önemli konular olduğunda, ulusal ve birlik içinde bir tutum göstermek önemlidir. Bunun dışında da herkes kendi programı doğrultusunda bulunduğu parçada siyasi, örgütsel ve ulusal çalışmalarını sürdürebilir.
HERKESİ SORUMLULUĞA DAVET EDİYORUZ
Bu çerçevede demokratik bir birliğe ihtiyaç olduğunu ifade ediyoruz. İlgili herkesi bir kez daha, bu tarihi dönemde Kürt halkının çıkarları için demokratik birlik çerçevesinde birleşmeye çağırıyoruz. Bizler bu biçimde halkımızın beklediği adımları atabiliriz. Halkımız nasıl ki Rojava Devrimi’ne sahip çıkarak önemli mesajlar verdiyse, şimdi de Newroz alanlarında aynı çağrıyı ve şiarı yükseltmektedir. Bizim de Kürt siyaseti olarak bunu cevapsız bırakmamamız, sorumlu davranarak demokratik ve ulusal bir birliği geliştirmemiz gerekir. Tüm Kürt liderlerine, yöneticilerine, siyasetçilerine, aydınlarına, sanatçılarına, parti ve örgütlerine çağrımız budur. Bu tarihi süreçte Demokratik Kürt Birliği’ni oluşturalım. Bunun için herkesi sorumluluğuna sahip çıkmaya davet ediyoruz. Hareket olarak biz bu konuda ne gerekiyorsa yapmaya hazırız. Bu dönemde gerçekten Kürtlerin demokratik birliğinin oluşması için üzerimize düşen tüm görevleri tereddüt etmeden yerine getireceğiz.
SİLAHSIZLANMA AŞAMASI
Önder Apo’nun 27 Şubat 2025’te geliştirdiği hamle, çok önemli bir hamledir. Bu hamlenin öneminin şu an herkes tarafından çok daha fazla anlaşılacağına inanıyorum. Yani şu an yaşanan gelişmeler ve mevcut durum, bu yeni stratejinin önemini ortaya koyuyor. Önder Apo, bu hamlenin birinci yıldönümünde önemli bir açıklama daha yaptı. ‘Artık süreçte ikinci aşama başladı’ dedi. Birçok çevre, hareketimizin bu biçimde Önder Apo’yla bütünlüklü bir şekilde süreci geliştirebileceğini beklemiyordu. Birçok kesim yorum yapıyor, ‘ikna olmazlar’ diyordu. Hareketin ikna olacağını düşünenler de bir bütünen kabul görmeyeceğini belirtiyorlardı. Hatta kimileri hareketimizde parçalanma yaşanmasını umut ediyor ve bunun beklentisi içindeydi. Ancak geçen zaman çok iyi gösterdi ki, bizler yönetim, yapı, savaşçı ve halk olarak, yani hepimiz Önder Apo’yla bir bütünüz. Bu, Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde çok önemli duruştur. Bu biçimde her aşamada birlik ruhunun geliştirilmesi sıradan bir konu değildir. Bu temelde tarafımızdan süreç başarılı bir biçimde geliştirilmiştir ve üzerimize düşen görevleri yerine getirdik. En önemli olan konular PKK’nin feshi ve silahlı savaş stratejisinin durdurulmasıydı. Bu hususlardaki değişim elbette sıradan bir şey değildir.
İKİNCİ AŞAMA NEDİR?
İkinci aşama yasal adımların atılmasıdır. Yani daha çok devlet tarafı gerekli adımları atacaktır. Zaten bilindiği gibi TBMM’de oluşturulan komisyon da raporunu hazırladı ve sundu. Açık ki önümüzdeki ayda bu konuda bir karara gidecekler. Bu çerçevede Nisan ayı önemli bir ay olmakta. Kürt sorunu bölgesel bir sorundur ve Türkiye’nin en önemli sorunudur. Özellikle Kürt halkı ile Osmanlı Devleti -ki Cumhuriyet zamanında da Türkiye Cumhuriyeti- şimdiye kadar birçok dönemden geçti. Ancak 1806’de Köysancak’ta Abdullah Babanzade’nin Osmanlı valisini hançerle vurmasından bu yana geçen 220 yıl içerisinde her ne kadar Türkiye Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi zaman zaman ortaklaşmalar olsa da, ağırlıklı olarak kargaşa söz konusudur. Kürt halkı ile devletler arasında sürekli sorunlar, isyan ve isyanlara karşı da katliam gelişmiştir. Bu bir gerçektir.
Şimdi Türkiye Meclisi bu konuda köklü bir karar alacak mı, almayacak mı? Yani yüzyıllardır devam eden bu sorunu çözecekler mi çözmeyecekler mi? Bunun için, mevcut süreç çok önemlidir. Bu konuda Türk devleti adına TBMM karar verecektir. Bizler de Türk devlet yetkililerinin bu konuda gerçek çözüme dönük bir kararı geliştirmelerini bekliyoruz. Gerçekten yüzlerce yıldır devam eden bu sorunun kökten bir biçimde çözülmesi gerekiyor. Şu bilinmeli ki, sadece gerillanın silahsızlandırılmasına dönük kimi yasaların çıkarılması kesinlikle yeterli olmayacaktır. Eğer çözüm adına sadece bu halkadaki bir şey için çalışılıyorsa, tabii ki bu olmaz.
ÖNDER APO’NUN ÖZGÜRLÜK SORUNU
Her şeyden önce bu dönemin mimarı Önder Apo’dur. Önder Apo’nun özgürlük sorunu çözülmeden, bu sorun da çözülmez. Önder Apo’nun özgürlüğü hem siyasi, hem toplumsal, hem tarihi, hem de ahlaki olarak bir gerekliliktir. Bugün halkımız da Newroz alanlarında sürekli bir şekilde bunu haykırıyor. Bu, yalnızca hareket olarak bizim bir isteğimiz değildir. Doğrudur; hareket olarak ilk talebimiz budur ancak bu, aynı zamanda tüm halkımızın da, tüm dünyadaki dostlarımızın da istemidir. Sorunla ilgilenen ve çözüm isteyen herkesin talebidir. Yani bugün böyle bir talep vardır ve çözüm için gerekli şeylerin yapılması gerekmektedir. Önder Apo’nun özgürlüğünün gerekliliği zorla dayatılan ve farz kılınan bir şey değildir; doğal olarak ulaşılan ve yapılması gereken bir sonuçtur.
Yine mesela Kürt varlığı söz olarak kabul ediliyor. Tamam o zaman yazılı olarak da kabul edilsin. Bu, yasal olsun. Bunlar, yani Kürtlerin yasal statüye kavuşması ve Önder Apo’nun özgürlüğü gerçekleşmediği sürece mevcut sorun da köklü bir biçimde çözülemez. Köklü bir çözüm için kesinlikle devlet bu çerçevede adım atmalı. Bugün bölgemiz Ortadoğu kaynıyor. Ve tüm ülkelere dönük tehlike söz konusudur. Eğer Türk devleti böylesi bir süreci rahat bir biçimde karşılıyorsa, bunda Önder Apo’nun geliştirdiği Barış ve Demokratik Toplum Hamlesi’nin rolü çok fazladır. Yani Önder Apo bu süreci geliştirdi ve şu an Türkiye rahattır; ancak her yerde savaş olsaydı Türkiye çok daha fazla sıkışma yaşar ve büyük tehlikelerle yüz yüze kalırdı. Şimdi bu konuda mesela kimi Türk yetkilileri, Önder
SÜRECİN MİMARI ÖNDER APO’DUR
Apo’nun özgürlüğü konusunun Türkiye kamuoyu tarafından kabul görmediği yönünde kimi şeyler belirtiyorlar. Tamam da, siz de o zaman Önder Apo’nun yaptığı şeyleri halka izah edin! İşte biz de ikna için halkımıza ve arkadaşlarımıza hep izah ediyoruz. Siz de izah edin. Önder Apo’nun şu an Türk ve Kürt halklarının kardeşliği temelinde geliştirdiği siyaset ne anlama geliyor? Mesela şimdi AKP’liler, “bölgede savaş var; füzeler ve dronlar her ülkeye gidiyor. İsrail’in Demir Kubbesi varsa bizim de Tayyip Erdoğan öncülüğünde kurduğumuz siyasi kubbemiz var” diyorlar. Tamam da, belirtilen bu kubbe nasıl yaratıldı, bunu da bilmeleri gerekiyor. Bunun için herkesin kendi tarafını ikna etmesi gerekliliği vardır.
GERİLLANIN İSTEĞİ
Biz bu dönemde gerilla güçleri içerisinde, başta HPG Komuta Konseyi’nin yıllık toplantısı olmak üzere kimi toplantılar gerçekleştirdik ve bunları başarılı bir biçimde tamamladık. Komuta kadememizin yıllık toplantısının dönemin başarısı açısından aldığı önemli kararlar vardır. Şimdi bu röportajda bu kararların hepsini açmama gerek yok ancak yeri gelmişken şu kararı paylaşmak isterim: Gerilla, Önder Apo’yu birebir görmek ve onunla diyalog halinde olmak istiyor. Nitekim fesih kongremizde de bu karar vardı; ‘Silahsızlanma aşamasının Önder Apo tarafından yönetilmesi gerekiyor’ biçimindeydi. Bunun doğru anlaşılması gerekiyor: İşte gerilla da şimdi bunu istiyor. Yani herkes tarafından bu isteğe anlam verilmeli, bunun için çaba gösterilmeli ve bu çerçevede kalıcı çözüm geliştirilmeli. Yoksa Devlet Bahçeli’nin bundan birkaç gün önce yaptığı açıklamada belirttiği, ‘bu önemli dönemde Türkiye merkezi bir rol oynamalı, merkez olmalı’ sözlerinin gerçekleşmesi için öncelikle Türkiye’de Kürt sorununun kalıcı bir biçimde çözülmesi gerekir. Yani Devlet Bahçeli’nin söylediği bu şeyler ancak Kürt-Türk ittifakı temelinde olabilir. Bunu herkes görmeli ve bunun için çaba geliştirilmeli.
Türk devlet yetkililerinin de bu konuları düşünmelerini, bu temelde stratejik bir karar vermelerini ve Kürt sorununun kökten çözümü için belki bir kerede olmasa da yol alınması için karar almalarını ve adım atmalarını umuyorum. Beklentimiz bu yöndedir, bu çerçevede önümüzdeki ay çok önemlidir. Türkiye Devleti ve hükümetinin kararının ne olacağını beklemekteyiz. Bu durum, sürecin gidişatını belirleyecektir.
SEÇENEKSİZ DEĞİLİZ
Şunun da bilinmesi gerekir ki biz seçeneksiz değiliz; seçeneklerimiz vardır. Böyle dediğimiz zaman kimse yanlış anlamasın. Biz tecrübeli, güçlü ve toplumsal bir hareketiz. Ancak çözüm geliştirmek istiyoruz ve bu açıdan alternatifimiz var. Çözüm olursa, buna hazırız. Olmazsa, yani çözümsüzlük hali gelişirse, o duruma da hazırız ve bunun üzerine de çalışıyoruz. Biz acemi bir hareket değiliz, deneyimliyiz. Farklı yollardan da başarıyı sağlayabilecek yeterli düzeyde derinliğimiz, gücümüz ve tecrübemiz vardır. Bu nedenle herkesin süreci ve bu konuyu doğru ele alması gerekir. Bu şekilde çözüme gidebiliriz ve biz çözümün gelişmesini istiyoruz. Önder Apo bu konuda çok büyük bir çaba sergiliyor ve biz de Önder Apo’nun arkasında birlik içerisinde duruyoruz. Fakat çözüm için Türkiye tarafının da hakikati görmesi, buna göre adım atması gerekir. Bu çerçevede Türkiye devletinin adım atmasını ve Önder Apo’nun çabalarının sonuç alarak başarıya ulaşmasını umuyoruz.
SÜREÇ TERSİNE DE DÖNEBİLİR
Hareket ve halk, esasen de tüm bölge halkları olarak çok önemli bir dönemden geçiyoruz. Konuşmamızda da belirttiğimiz gibi hemen olmasa da önümüzdeki aylar çok tarihi ve önemli bir süreçtir. Biz, 2026 Newrozu’nun gerçek bir özgürlük Newrozu, yani Önder Apo’nun Özgürlüğü Newrozu olmasını istiyoruz. 2026 yılı buna adaydır. Bu iddiayı sürekli dile getiriyoruz, bu sloganı yükseltiyoruz ancak artık gerçekleşmesi gerekiyor. 2026 yılının bizim için şimdiden çok önemli bir yıl olacağı bellidir.
REHAVETE KAPILMAMAK GEREKİYOR
Kuşkusuz rehavete kapılmamak ve saf yaklaşmamak gerekir. Her şey tersi bir biçimde de gelişebilir ve bize yönelik kapsamlı saldırılar yapılabilir. Biz örgüt olarak bunu da düşünüyor ve bu hususta da hazırlık çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Fakat kimsenin yanlış anlamaması gerekir. Biz her türlü duruma karşı tedbirli olmalıyız. Halkımızın da 2026 Newrozu’nu Özgürlük ve Demokratik Birlik şiarıyla karşılaması, Newroz’dan sonra da mücadelesini güçlendirmesi, kendini daha fazla örgütlemesi, harekete geçmesi, birliği ve dirliği sağlaması gerekir. Çünkü sürecin nasıl evrileceği şu an belli değildir. Evet, olumlu evrilmesi noktasında umudumuz var ancak işin içinde birçok taraf bulunmakta. Ve Önder Apo’nun büyük bir dürüstlük ve emekle sergilediği çabaların boşa çıkarılması ve sürecin tersine dönmesi ihtimali de çok uzak bir ihtimal değildir. Halkımızın da bizlerin de bu duruma hazırlıklı olmamız gerekmektedir.
İKİ YÖNLÜ BİR İHTİMALİN OLDUĞU BİR DÖNEM
Dolayısıyla iki yönlü ihtimalin olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Her iki açıdan da hazırlık yapmamız lazım. Durum ve seçenekler ne olursa olsun, her türlü hazırlıklı olmamız, bu temelde kendimizi daha fazla örgütlememiz ve harekete geçmemiz elzemdir. Halkımız bu biçimde yaklaşmalıdır. Böyle olursa, her koşul altında sonuç alırız. Kürdistan’ın tüm parçalarında yaşanan gelişmeler gösteriyor ki; tarihi ve yeni bir durum gündemdedir. Bu tarihi ve yeni süreçte Kürt halkı ve Hareket olarak başarmalıyız. Bundan ötürü her ne kadar eksikleri olsa da örgüt olarak gerekenler yerine getiriliyor, fakat halkımızın da kendi açısından gereken her şeyi yapması lazım. Newroz’u bu temelde kutlarsak doğru bir kutlama olur.”
MA