İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail Meclisi’nde gerçekleştirilen özel bir oturumda, ABD’nin Gazze barış planının ikinci aşamasına geçildiğini açıkladı ve İran ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Netanyahu, Gazze’de güvenliği sağlaması beklenen Uluslararası İstikrar Gücü’ne Türk ve Katar ordularının katılımına izin vermeyeceklerini belirtti. Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi’nin çalışmaları hakkında Washington yönetimiyle görüş ayrılıkları yaşadıklarını kaydeden Netanyahu, “ABD’deki dostlarımızla tartışıyoruz” şeklinde konuştu.
KAMUOYUNA YÖNELİK GÖRÜNÜRLÜK HAMLESİ
İsrail basını, Netanyahu’nun açıklamalarının gerçeği tam anlamıyla yansıtmadığını öne sürdü. Haaretz’e konuşan bir kaynak, Gazze Yönetim Kurulu’nun yapısının zaten Netanyahu’nun bilgisi dâhilinde şekillendiğini ve bunun kamuoyuna yönelik bir görünürlük hamlesi olduğunu aktardı. İsrail Başbakanlık Ofisi de, 17 Ocak’ta ABD tarafından duyurulan Gazze Yönetim Kurulu’nun kendileriyle istişare edilmeden oluşturulduğunu ve bunun Tel Aviv yönetiminin politikalarıyla çeliştiğini öne sürmüştü. Ayrıca, Netanyahu’nun Gazze Yönetim Kurulu kararını ele almak amacıyla Dışişleri Bakanı Gideon Saar’a, ABD’li mevkidaşı Marco Rubio ile irtibat kurması talimatı verdiği bildirildi. Yerel basında, Gazze Yönetim Kurulu’nda Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yer almasının Tel Aviv yönetiminin tepkisini çektiği vurgulandı.
İRAN’A SALDIRI TEHDİDİNİ YİNELEDİ
Netanyahu, İran’a yönelik saldırı tehditlerini yineleyerek, Tahran’ın olası bir saldırısına karşı ‘eşi benzeri görülmemiş bir güçle’ yanıt vereceklerini ifade etti. İran ile ilgili tehdit dolu söylemlerine devam eden Netanyahu, “Bir gün İran’da ne olacağını kimse bilemez, ancak kesin olan şu ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” dedi. İran’da yerel para biriminin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi ve ekonomik sıkıntıların derinleşmesi nedeniyle protestolar son günlerde sona erdi. Uluslararası basında çıkan haberlere göre, İsrail ve ABD’nin İran’a saldırı düzenleme ihtimali gündeme gelmiş, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın, olası saldırıyı diplomatik temaslar, lojistik engeller ve bölgesel müttefiklerin tepkileri sonrası durdurduğu iddia edilmiştir.