Ekonomist Mahfi Eğilmez, “Kendime Yazılar” adlı blogunda avcı-toplayıcılıktan günümüz küresel ekonomik yapısına kadar uzanan dönüşümü ele aldı. Eğilmez, Tarım Devrimi, merkantilizm, Sanayi Devrimi ve serbest ticaret anlayışları çerçevesinde ilerleyen tarihsel süreci aktardı. Günümüz ticaretinin yeniden güvenlik odaklı bir çerçeveye evrildiğine dikkat çekti. Eğilmez’in yazısında şu ifadelere yer veriyor: “İnsanlık tarihinin en uzun evresi olan avcı-toplayıcılık dönemi, tüketime dayalı bir hayatta kalma düzeniydi. Ortada ne birikim vardı ne de tasarruf. Ancak bu dönem, çoğu zaman gözden kaçırılan çok önemli bir miras bıraktı: doğa gözlemi, alet yapımı ve deneme-yanılmaya dayalı yöntem bilgisi. Henüz artık ürün yoktu ama bugünkü üretim tekniklerinin zihinsel altyapısı bu evrede filizlenmişti.”
COĞRAFİ KEŞİFLER VE MERKANTİLİZM
İnsanlığın asıl ekonomik kırılma anı, Tarım Devrimi ile yaşandı. Toprağın işlenmesi ve hayvanların evcilleştirilmesi, tarihte ilk kez tüketilenden fazlasının üretilmesini sağladı. Bu gelişme, yalnızca açlık korkusunu azaltmakla kalmadı; aynı zamanda biriktirme, mülkiyet ve yatırım kavramlarını beraberinde getirdi. “Bu birikimi koruma ihtiyacı ise toplumsal hiyerarşiyi, devleti ve hukuk sistemlerini kaçınılmaz hale getirdi. Kısacası, modern toplumun tohumları bu dönemde atıldı.” On beşinci yüzyıldan itibaren gerçekleştirilen coğrafi keşifler, dünyayı bir yağma ekonomisi ve ardından merkantilizm sistemlerine sürükledi. Zenginlik, altın ve gümüşle ölçülüyor; devletler, korumacı duvarlar ardında ticaret savaşlarına girişiyordu.
SANAYİ DEVRİMİ VE SERBEST TİCARET ANLAYIŞI
Feodalizm kendi içine kapalı, kendine yeten bir yapı sunarken, merkantilizm dış dünyaya açılan fakat rekabeti sıfır toplamlı gören bir sistem haline geldi. On dokuzuncu yüzyılda Sanayi Devrimi ile bu anlayış, David Ricardo’nun karşılaştırmalı üstünlükler teorisiyle değişti. Her ülkenin daha verimli olduğu alanlara yoğunlaşarak diğer ihtiyaçlarını ticaret yoluyla karşılama yaklaşımı, dünya ekonomisinin temel kabulü haline geldi. Yaklaşık yüz elli yıl süresince serbest ticaret, küresel refah açısından anahtar bir rol üstlendi.
KÜRESELLEŞMENİN KRİZİ VE DEĞİŞEN DİNAMİKLER
Yirmi birinci yüzyıla, küreselleşmenin serbest piyasa ve serbest ticaret yoluyla barış, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü beraberinde getireceği umuduyla girildi. Ancak 2008 küresel krizi ve pandemi, bu iyimser beklentilerin sonunu getirdi. Güçler ayrılığı, bağımsız merkez bankacılığı ve yargı bağımsızlığı gibi modernitenin temelleri, bu değerleri en çok savunduğunu iddia eden ülkelerde bile aşındırılmaya başladı. “Bir zamanlar Çin’e serbest piyasayı, demokrasiyi öneren ABD, bugün Çin’in otoriter modelini kopya etme çabasında.”