İsrail ve İran’ın bölg esel hegemonya çatışmasında, İran’ın vekil gücü olarak konumlanan Hizbullah’a karşı İsrail Lübnan’da kara harekatı başlattı. Harekatın temel amacı “tehditlerin bertaraf edilmesi” olarak açıklansa da İsrail, Lübnan’da Hizbullah’ın tasfiyesini hedefliyor.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Güney Lübnan’daki Hizbullah mevzilerine karşı “sınırlı” kara harekâtı başlattığını duyurdu. IDF söz konusu operasyonun hedefini, “Bu operasyon, terör altyapısının imha edilmesi ve bölgede faaliyet gösteren militanların etkisiz hale getirilmesi dahil ileri savunma hattı oluşturma çabasının bir parçasıdır. Amaç, tehditleri ortadan kaldırmak ve kuzeydeki yerleşimler için ek bir güvenlik katmanı oluşturmaktır” sözleriyle açıkladı.
İsrail’in Lübnan’a saldırıları, tarihsel bir sürekliliğe sahip. İsrail’in İran’a yönelik saldırılarla birlikte Lübnan’a yönelmesini, bu sürecin bir devamı olarak değerlendirmek mümkün.
Kozmopolit yapısı ve denize kıyısı, limanlarıyla hem ticari hem de kültürel bir geçiş güzergahında bulunan Lübnan hem iç karışıklık hem de İsrail’in saldırılarıyla sürekli bir savaş hareketliliği içinde varlığını sürdürüyor. İlkin Arap, Türk, Kürt, sol örgütlerinin Suriye etkisiyle yerleştiği Lübnan 1975’ten bu yana çok hareketli yıllar geçirdi. Ortadoğu’daki kriz merkezinde yer alan İsrail-Filistin ve Suriye arasındaki geçiş güzergahı konumu, tarihi bir ülke olması ve kimlik çeşitliliğiyle Lübnan, talan ve savaşların merkezi oldu. Sağ, sol, Şii ve Sünni hareketlerinin hem kendi aralarında hem de karşıtlarına karşı 1975 yılında başlayarak 1990 yılına kadar iç savaşla çalkalanan ülkede, iç savaş boyunca 230 bine yakın insan öldü. Savaş, Lübnan’da yaşanan demografik ve dini gerilimlerin bir yansıması olarak ortaya çıktı. İç savaş yılları, Lübnan’ın siyasi ve askeri yapısını bölge devletlerinin vekil güçleriyle şekillenmesini beraberinde getirdi.
Filistin’deki örgütlerin Lübnan’da bulunması, İsrail’in Lübnan’a saldırılar başlatmasının temel gerekçelerinden biri oldu. İsrail’in 1982’de Filistin Kurtuluş Örgütü’ne saldırmak amacıyla Lübnan’a saldırı düzenledi. Güney Lübnan’dan başlayan ve başkent Beyrut’u kuşatmaya kadar giden İsrail saldırılarında çoğunluğu sivil olmak üzere 15 bin ile 20 bin kişi yaşamını yitirdi. İlk saldırılarını, Suriye ve Filistin denkleminde sol Arap örgütlerinin varlığıyla Lübnan’a saldırılar düzenleyen İsrail, 80’lerin ortasında gelindiğinde “tehdit politikasının” yönünü değiştirerek, İran ekseninde gelişen mezhep temelli Şii örgütleri sıralamanın başına yerleştirdi.
İran destekli 1985’te kurulan Hizbullah, İsrail’in dikkatini Arap sol örgütlerden İran destekli bu örgütlere çevirdi. 1979 İran Devrimi ardından İran’ın bölge hegemonyasının pekiştirilmesi ve kendini “İslam’ın gerçek savunucusu” olarak gören Şii eksenli politika, temelinde kurulan Hizbullah, 1985’ten sonra İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıların temel argümanını oluşturdu.
HİZBULLAH VE İSRAİL ÇATIŞMALARI NE ZAMAN BAŞLADI?
İran’ın Lübnan’daki vekil gücü haline gelen Hizbullah, İran’ın bölgesel hegemonyası kapsamında İsrail’e saldırılar düzenlemeye başlaması ve bu saldırılarla Lübnan’da azımsanmayacak Şii kesim tarafından kabul görmesini de beraberinde getirdi. Lübnan’da Bekaa Vadisi’nde İran güçleri tarafından eğitilen, donatılan ve lojistik destek sağlanan Hizbullah, Filistinli örgütlerin yenildiği Güney Lübnan’daki üslere yerleşen İsrail güçlerine, saldırılar düzenlemeye başladı. İsrail karşıtlığı temelinde birleşen, Sünni, Şii ve seküler Arap ülkelerinden destek alan Hizbullah, kısa sürede İsrail’i zorlayan bir güce kavuştu. Lübnan’da iktidar ortağı olan ve ülke ordusuna paralel bir orduyu yönetmeye kadar gücünü artıran Hizbullah, İsrail’in 25 Temmuz 1993’te “Lübnan 7 Gün Savaşı’nda”, İsrail’i Güney Lübnan’da çekilmek zorunda bırakacak kadar güçlenmişti. Hizbullah İsrail’in Lübnan ve Bekaa’dan çekilmesini kendi zaferi olarak yorumladı.
Hizbullah’ın 1996’da İsrail’in kuzeyine yönelik başlattığı ve süregelen saldırılarda 8 İsrailli askeri öldürmesi, 2’sini kaçırmasına karşı İsrail, 2006’da Lübnan’a yeni bir saldırı başlattı. İsrail’in hava saldırılarının ardından başlattığı kara saldırıları Birleşmiş Milletler’in (BM) 1701 sayılı kararına göre Ağustos 2006’da sona erdi. İsrail Lübnan’da girdiği alanlardan çekildi, Güney Lübnan’a, Lübnan ordusu ve UNIFIL barış gücü konuşlandı. Hizbullah’ın da sınırdan geri çekilmesini öngören karar ardından sınırlı çatışmalar yaşandı.
Son saldırılardan sonra çatışmaların seyri düşmeye başlarken 2011’de ise Suriye’deki iç savaş İsrail-Hizbullah arasındaki çatışmaları yeniden şiddetlendirdi. Güçlerinin bir kısmını Suriye’deki rejim güçleri yanında konumlandıran Hizbullah ile İsrail karşılıklı saldırılarını sürdürdü. 7 Ekim 2023’te HAMAS’ın İsrail’e bin 200 sivilin öldürülmesiyle sonuçlanan saldırısı, İran’a ve vekil güçlerine karşı geniş bir saldırı dalgasıyla yanıt buldu. Gazze’ye dönük saldırılarla birlikte İsrail, 2024’te Hizbullah’ı hedef almaya başladı. İsrail, Hizbullah’a karşı bombalı saldırılar, örgütün önde gelen komutanlarının telsizlerine bomba yerleştirilme, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah’ın öldürülmesi gibi bir dizi saldırı gerçekleştirdi. İsrail’in saldırılarıyla komuta kademesi çöken ve siyasi liderliği ortadan kaldırılan Hizbullah, bu süreçte yeniden toparlanma sürecine girdi. İran saldırıları birlikte İsrail, yönünü yeniden Hizbullah’a çevirdi.
Hizbullah’a yer yer saldırılar düzenleyen İsrail, Lübnan hükümetinden İran’ın bölgedeki hegemonyasını yaymak amacıyla kurduğu Hizbullah’ın tasfiyesini istiyor. İsrailli yetkililer sık sık bu yönde demeçlerini sürdürürken İsrail, Lübnan’a dün akşam saatlerinde yeniden kara harekatı başlattı.
İsrail’in 7 Ekim sonrası başlattığı ve İran’a yönelik saldırılarla devam ettiği kapsamlı saldırıların nasıl sonuçlanacağını kestirmek güç olsa da İran’ın saldırılara karşı ortaya çıkan savaş kabiliyeti, saldıran taraflar için de beklenmedik bir durumu ortaya çıkardı. İsrail’in Lübnan’a başlattığı kara harekatıyla Hizbullah’ın kaderini belirlemeyeceği, Hizbullah ve İran’a bağlı vekil güçlerinin kaderinin İsrail-ABD ve İran arasındaki savaşın sonucuna göre belirleneceği artık bir sır olmaktan çıktı.
MA