ABD, KANADA, BİRLEŞİK KRALLIK, FRANSA VE ALMANYA’DAKİ KAMUOYU ARAŞTIRMASI: KÜRESEL SAVAŞ ENDİŞESİ YÜKSEK
ABD, Kanada, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’da gerçekleştirilen büyük kapsamlı bir kamuoyu araştırması, seçmenlerin büyük bir kısmının dünyayı daha tehlikeli bir yer olarak değerlendirdiğini ve önümüzdeki beş yıl içinde küresel bir savaşın olabileceğini düşündüğünü ortaya koydu. Ancak bu kişiler, artan savunma bütçelerinin vergi artışları, borçlanma ya da sosyal harcamalardan kısıtlama ile desteklenmesine sıcak bakmıyor. Batılı ülkelerde küresel savaş korkusunun arttığı gözler önüne seriliyor.
Araştırma, Politico için Public First tarafından 6-9 Şubat tarihleri arasında toplamda 10 binden fazla yetişkinle yapıldı. Sonuçlar, katılımcıların çoğunluğunun dünyanın giderek daha tehlikeli bir noktaya geldiğine inandığını gösteriyor. ABD, Kanada, Fransa ve Birleşik Krallık’taki katılımcıların büyük bir çoğunluğu, 2031 yılına kadar yeni bir “Üçüncü Dünya Savaşı” çıkışını muhtemel buluyor. Beş ülke arasında yalnızca Almanya’da çoğunluğun, önümüzdeki beş yıl içinde böyle bir savaş ihtimalinin düşük olduğuna inandığı anlam kazanıyor.
KÜRESEL SAVAŞ BEKLENTİSİ ARTMAKTA
Araştırmaya göre, savaş beklentilerindeki artış son bir yılda belirgin bir şekilde yükseldi. Public First’ün Mart 2025’te sorduğu aynı soruya kıyasla, küresel çatışma bekleyenlerin oranı kayda değer oranda artmış durumda. Birleşik Krallık’ta 2031’e kadar yeni bir dünya savaşını “muhtemel” ya da “çok muhtemel” görenlerin oranı yüzde 30’dan yüzde 43’e çıkarken, ABD’de bu oran yüzde 38’den yüzde 46’ya yükseldi. Bulgular, Batı toplumlarında güvenlik algısının hızla değiştiğini gösteriyor.
NASIL BİR SAVAŞ İHTİMALI?
Ulusal düzeyde savaş ihtimali sorulduğunda, ABD’li seçmenler, kendi ülkelerinin önümüzdeki beş yıl içinde savaşa girme ihtimalini en yüksek olarak değerlendiren grup olarak öne çıkıyor. Bu durumu Birleşik Krallık ve Fransa takip ediyor. Sonuçlar, NATO’nun nükleer güce sahip ülkelerinde çatışma beklentisinin daha fazla olduğunu gösterirken, eski Başkan Donald Trump’ın “barış başkanı” ifadesinin ABD kamuoyunda yansıma bulmadığını düşündürüyor. Nükleer silahların kullanımı ile ilgili endişeler de dikkat çekiyor; ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada’da en az her üç kişiden biri, savaşta nükleer silah kullanılmasını muhtemel değerlendiriyor.
SAVUNMA FİNANSMANLARI TARTIŞMALI
Artan tehdit algısına rağmen, kamuoyu savunma harcamalarının nasıl finanse edileceği konusunda ihtiyatlı bir tutum sergiliyor. Fransa, Almanya, Birleşik Krallık ve Kanada’da katılımcıların çoğunluğu, ülkelerinin savunmaya daha fazla kaynak ayırması gerektiğini düşünse de, araştırma, savunma bütçesini artırmanın vergi artışı, kamu borcunda yükselme veya diğer harcamalardan kesinti anlamına gelebileceği ifade edildiğinde desteğin hızla düştüğünü ortaya koyuyor. Fransa’da 2025 için savunma artışına destek verenlerin oranı yüzde 40 iken, bu yıl yalnızca yüzde 28’e geriledi. Almanya’da ise bu oran yüzde 37’den yüzde 24’e düştü.
AVRUPA’DA HANGİ ÇÖZÜMLER ÖNE ÇIKIYOR?
Bu iki ülkede de seçmenler, maliyet unsuru net bir şekilde ortaya konduğunda savunma artışına karşı çıkma eğiliminde oldu. Almanya’da, savunma harcamaları kamu kaynaklarının en az tercih edilen kullanım alanlarından biri olarak belirlendi. Avrupa Komisyonu tarafından ortaya atılan merkezi komuta altında bir Avrupa Birliği ordusu kurulması fikri de sınırlı destek buluyor; Almanya’da katılımcıların sadece yüzde 22’si, Fransa’da ise yüzde 17’si bu öneriyi destekliyor. Öte yandan, zorunlu askerlik uygulamasının Almanya ve Fransa’da daha fazla kabul gördüğü gözlemleniyor; her iki ülkede de destek oranı hemen hemen eşit bir şekilde dağılmış durumda. Araştırma sonuçları, kamu maliyesinin kısıtlı olduğu bir dönemde NATO liderlerinin karşı karşıya olduğu karmaşık durumu net bir şekilde ortaya koyuyor: Seçmenler, artan tehdit algısına sahip, ancak bu tehdide yanıt vermek için gerekli bütçe yükünü üstlenmeye pek istekli değil. Bulgular, Almanya’da düzenlenecek olan Münih Güvenlik Konferansı öncesinde Batılı liderlerin hem güvenlik stratejilerini hem de kamu destek seviyelerini yeniden gözden geçirmesi gerektiğini gösteriyor.
Araştırma, 6-9 Şubat tarihleri arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilmiştir ve her ülkede en az 2000 katılımcı ile yapılmıştır. Sonuçlar, yaş, cinsiyet ve bölgesel dağılım gibi kriterlere göre ağırlıklandırılmıştır; ülke bazında hata payı ±2 puan olarak açıklanmış, alt gruplarda bu oran daha yüksek olarak belirtilmiştir.