İsrail’in İran’a yönelik başlattığı saldırının yankıları devam ederken, Türkiye’nin de hedef olma çabaları göz önüne seriliyor. Amerikan basınında yayımlanan bir analizde, İran’dan sonra bölgesel risk unsuru olarak Türkiye’nin öne çıktığı iddia ediliyor. Türkiye’nin NATO müttefikleri için bir “baş ağrısı” olarak değerlendirildiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ise NATO için “kötü bir ortak” durumunda olduğu ifade ediliyor.
TÜRKİYE’NİN RİSK ANALİZİ
Yayınlanan analizde, Bradley Martin imzasıyla yapılan değerlendirmelerde, Irak Savaşı sonrası boşluğu İran’ın doldurduğu belirtiliyor. ABD ve İsrail’in İran’ın bölgedeki etkisini sınırlamak adına çeşitli adımlar attığına dikkat çekilirken, Türkiye’nin bu boşluğu doldurmamasının önemi vurgulanıyor: “Irak savaşından sonra İran, Saddam Hüseyin’in bıraktığı iktidar boşluğunu kendi lehine kullandı. Türkiye’nin bu boşluğu doldurmaması için önlemler şarttır.”
ERDOĞAN’IN STRATEJİK YAKLAŞIMI
Yayınlanan yazıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın izlediği dış politika ve bölgesel liderlik arayışı da eleştirilmekte. Erdoğan’ın, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik eylemlerini “uluslararası hukukun ihlali” olarak nitelendirdiği ve İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümüne üzüldüğünü belirtmesi dikkat çekiyor. Erdoğan’ın İslam dünyasında liderlik hedefi ve modern bir Osmanlı sultanı olarak kendini görme isteği, Türkiye’nin NATO için neden “kötü bir ortak” olarak değerlendirildiği gerekçelerinin başında geliyor.
NATO İLE İLİŞKİLERİN GELECEĞİ
Analizin sonunda Türkiye ile NATO arasındaki ilişkilere dair bazı soru işaretleri gündeme getiriliyor: NATO, Türkiye ile ilişkisini devam ettirmeli mi? İran rejimi sonrası Orta Doğu’daki rolü ne olmalı? ABD, Türkiye’nin dış politikada kendi çıkarlarını önceliklendirdiğini ve müttefikleri için bir baş ağrısı olduğunu göz önünde bulundurarak stratejilerini belirlemelidir.