Yönetim, “geçim sıkıntısına” ilişkin talepleri dinleyeceğini belirtmesine rağmen, protestoların “isyana” dönüştüğü gerekçesiyle güvenlik güçlerinin müdahalesini artırıyor. Ilam’daki hastane baskını iddiaları, uluslararası tepkileri de beraberinde getiriyor. Protestolara nasıl başlandığı ve yayıldığı ise merak konusu.
PROTESTO DALGASI TAHİRAN’DA BAŞLADI
Protesto hareketleri, 28 Aralık’ta Tahran’da esnafların riyalin dolar karşısında değer kaybetmesine ve artan hayat pahalılığına karşı sokaklara dökülmesiyle başladı. Bu gösterilere üniversite öğrencilerinin de katılması ve farklı şehirlerde pazar/çarşı temalı eylemlerle genişlemesi, ülke genelinde etkili oldu. Yapılan bir video analizi, protestoların en az 31 vilayetten 17’sine yayıldığını ve doğrulanan görüntülerle 50’den fazla şehirde eylemlerin gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Ancak, doğrulanamayan görüntüler ve kapalı bölgeler nedeniyle bu sayının daha fazla olabileceği vurgulanıyor.
NEREDE YOĞUNLAŞIYOR?
Güncel olarak öne çıkan iki önemli nokta var: Tahran (Büyük Çarşı ve çevresi): 6 Ocak’ta güvenlik güçlerinin Büyük Çarşı’da biber gazı kullanarak, “diktatöre ölüm” gibi rejim karşıtı sloganların atıldığına dair görüntüler yayınlandı. Devlete yakın bir ajans ise bu eylemleri “fiyat artışları odaklı dağınık toplanmalar” olarak tanımladı. Batı hattı – Ilam vilayeti (Malekshahi/Abdanan/Ilam merkezi): Burada, büyük kalabalıklar ve sert müdahale iddiaları dikkat çekiyor. Abdanan’da büyük yürüyüş görüntüleri yayılırken, Malekshahi’de güvenlik tesisi çevresindeki çatışmalar ve can kaybı iddiaları, bu sürecin kritik noktasını oluşturuyor.
KAÇ KİŞİ ÖLDÜ? RAKAMLAR NEDEN FARKLI?
Resmî merciler, kapsamlı bir bilanço sunmaktan kaçınırken, bazı güvenlik görevlilerinin yaşamını yitirdiğini bildirdi. Bağımsız hak örgütleri ve uluslararası ajanslar ise farklı sayılar veriyor. Örneğin, bir insan hakları kuruluşu son 10 günde en az 36 ölüm (34’ü protestocu, 2’si güvenlik mensubu) ve 2.076 gözaltı bildirdi. Diğer kaynaklar, daha düşük rakamlar sunarak en az 25 ölüm ve farklı gözaltı sayılarını aktarabiliyor. Bu farklılıkların temel sebebi, İran’daki sınırlı saha verisi erişimi ve iletişim kısıtlamaları olarak gösteriliyor.
MÜDAHALE SERTLEŞİYOR: HASTANE BASKINI İDDİALARI
Protestolar esnasında en çok tartışılan konulardan birisi, Ilam’daki İmam Humeyni Hastanesi’ne yönelik güvenlik güçlerinin baskın yapmasıyla ilgili iddialar oldu. Bir insan hakları kuruluşu, Devrim Muhafızları ve özel polislerin hastane alanına girerek göz yaşartıcı gaz kullanıp darp uyguladığını belirterek, bu durumu uluslararası insan hakları ihlali olarak nitelendiriyor. Başka bir medya organı, protestocuların “yaralıların burada saklandığı” gerekçesiyle hastaneye saldırıldığını bildiriyor.
Eylemlerin ortaya çıkışında etkili olan unsurlardan biri, riyalin değerinin son bir yıl içinde düşmesi ve ihtiyaç maddelerinin fiyatlarının hızla artması. Bu bağlamda yapılan bir habere göre, riyalin açık piyasada 1 dolar = 1,47 milyon riyal seviyelerine kadar çıktığı; özellikle yemeklik yağ fiyatlarının bir haftada üç katına çıktığı bilgisi veriliyor. Hükümet, bu duruma karşılık olarak online gıda kredisi gibi destekler sunmasına rağmen, bunun piyasayı dengelemeye yeterli gelmediği ifade ediliyor.
REJİMİN MESAJI: İSYANA MERHAMET YOK
Dini lider, protestolarla ilgili yaptığı değerlendirmede “isyancılara had bildirilmeli” mesajını verirken; Yargı Erki Başkanı, geçim sıkıntısı şikâyetleri için “dinleme” vurgusu yapmasına rağmen “isyancılara” karşı tolerans göstermeyeceklerini belirtiyor. Bu ifadeler, 3 Ocak’tan itibaren sahadaki müdahelenin sertleştiği gözlemleriyle paralellik gösteriyor.
DIŞ TEPKİLER VE GERİLİM
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, kayıplardan duyduğu derin üzüntüyü dile getirirken, barışçıl protesto hakkının korunması gerektiğini ifade etti. Diğer yandan, bir devlet başkanı, güvenlik güçlerinin barışçıl protestoculara karşı eylemlerine sert karşılık verileceği uyarısında bulundu; bu durum, İran yönetimi tarafından dış müdahale olarak algılanıyor.
2022 MAHSA AMİNİ PROTESTOLARI: BENZERLİKLER VE FARKLAR
Bu protesto dalgası, 2022 yılında Mahsa Amini’nin gözaltında ölümü sonrasında başlayan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği kitlesel eylemlerden bu yana en yaygın gösteriler olarak öne çıkıyor. Amini’nin ahlak polisleri tarafından gördüğü şiddetin ardından tepkiler artmış, bu süreçte kadınların öncülüğünde yürüyüşler başlamış ve rejim karşıtı nümayişlere dönüşmüştü. Bu kez tetikleyici faktör, “ahlak polisi” değil; ekonomik sıkıntılar ve hayat pahalılığı. Ancak, sloganlar ve hedefler hızla siyasileşerek rejim üst yönetimine yönelmeye başlamış durumda; bu da 2022 yılıyla olan dinamiklerin bir kesişimini oluşturuyor.