ABD-İsrail’in İran’a saldırıları devam ediyor. Saldırılarda İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ve onunla birlikte onlarca üst düzey yetkili de öldürüldü. Karşılıklı saldırılarla birlikte Ortadoğu’nun birçok ülkesi de doğrudan savaşın tarafı haline geldi. Savaş devam ederken yıllardır rejime karşı direnen İran halkları da değişim taleplerini dile getirmeyi sürdürüyor. İran’daki olası gelişmeleri değerlendiren Rojhilatlı yazar Kakşar Oremar, giden her diktatörün, özgürlük isteyen her halkın önüne yeni bir yol açtığını söyleyen Oremar, “Özellikle de birçok halkın bir arada yaşadığı ulus devletler için bu önemlidir, İran’da bunlardan biridir. Hamaney, Kürtlere ve Kürt hareketlerine en büyük darbeyi vuran kişilerin başında yer alıyor. 1989’de Dr. Qasimlo ve 1991’de ise Dr. Sadık Şerefkendî, onun döneminde katledildiler. Kürdistan militarize edildi, Kürt bölgelerinde bulunan okullar, iş yerleri askeri karargahlara dönüştürüldü. Kürdistan’ın 5 kentinde bu uygulamayı hayata geçirdiler. Elbette böyle bir sonu herkes görüyordu. Çünkü İran’ın gökyüzü İsrail’in elindeydi. Yine tüm birimlerde İsrail’in ajanları vardı. İsrail buna karar verirken ilk hedefleri Hamaney ve beraberindekileri öldürmekti ve bunu yaptı. 2025’teki 12 Gün Savaş’ında da İsrail, Hamaney’i öldürecekti; ama ABD bunu izin vermedi. ABD, Hamaney’i müzakere masasına çekmek istiyordu. Ama Hamaney hiçbir şekilde müzakerede kendi politikasından vazgeçmedi. Hamaney öldürülünceye kadar dediğim dedik politikasından vazgeçmedi. Onunu döneminde on binlerce insan öldürüldü, idam ve sürgün edildi. 12 Gün Savaşı’nda genelde komutanlara yönelik bir saldırı yaptılar ama bu kez en yetkililer ve karar alıcıları öldürdüler” ifadelerini kullandı.
‘SAVAŞ DAHA FAZLA İLERİ GİTMEZ’
Şuan hala İran’ın önünde bir seçeneğin olduğunu söyleyen Oremar, “Trump, son konuşmasında ‘müzakereye daha yakınız’ dedi ve kendilerine saldırılmaması gerektiğini söyledi. İran da savaşı tırmandıracaklarını ve güç kullanacaklarını söylüyorlar. Ama İran’ın ne gücü ne de kabiliyeti var. Yeni bir süreç başladı ve bunun nereye gideceğini bilmiyoruz. İran’ın ekonomik. Siyasi ve meşruiyet anlamında büyük bir kriz yaşıyor. Hem toplum ve hem devlet çok zayıf. Devlet, toplumu bu kadar güçsüz hale getirdi. Daha geçen haftalarda bile binlerce kişiyi öldürdüler. İşte sonuç ortada, Hamaney ve ekibi öldürüldü. İran’ın artık büyük bir korku yaşadığını söyleyebiliriz. Rejimi savunanlar, bu korkuyu yaşıyor. Bir tarafta kutlama, bir tarafta da yas var. Yarın müzakere masasına çağrı olabilir; ama İran bunu kabul etmez. Eğer bunu kabul ederse siyasi olarak büyük bir çöküş yaşanır. Savaşın daha da ilerleye gideceğini düşünmüyorum. Şuan iki aynı yönetim görünüyor; bir tarafta Pehvlevi, diğer tarafta da Kürt siyasi partileri bir araya geldi. Bu durumda Kürt bölgesi değil; ama diğer bölgelerde geçici hükümet yanlıları ile rejim yanlıları arasında ağır çatışmaların yaşanacağını söyleyebiliriz. Bu iki gücün Kürdistan’da bir karşılığı yok. Şuan sadece müzakere masasına dönmek dışında İran’ın elinde bir durum yok” diye belirtti.
‘TÜM BÖLGE ATEŞ ALTINDA’
Yaşanan savaşın bölgeyi tümden ateşe attığını söyleyen Oremar, “Bu savaş tüm bölgeyi ateşe attı. Şuan Ortadoğu’nun birçok ülkesi yangın yeri. Her anlamda büyük bir kriz yaşanıyor. Petrol fiyatları şimdiden uçtu. Yine Hürmüz Boğazı’nın kapatılması büyük bir krizi daha beraberinde getirecektir. Boğaz kapalı kalırsa ABD mutlaka müdahale edecektir ve bu başka bir krize yol açacaktır. Yine Irak’ta bazı sıkıtların patlaması olasıdır. Bunun yanı sıra içerde de rejim güçlerine karşı herhangi bir ayaklanmada adeta soykırım uygulanacağı yönünde tehditler var. İran’daki en önemli güç Kürdistan güçleridir. Jeopolitik anlamda Kürdistan çok önemli bir yerdir. Yaşanan bu siyasi, ekonomik kriz tüm dünyayı etkileyecektir. Bu da büyük bir krizin olduğunu gösteriyor. ABD, rejimin yok olmasını İsrail ise rejimin başka bir şekilde kalmasını istiyor. ABD rejimin değişiminden sonra onun yerine koyacak sistemi ve kişiyi bulamıyor. Hedef, İran’ı avuçta tutmak ve istedikleri şekilde yön vermektir. İran’ın hedefi rejimi yaşatmak. Bunun için ABD ve Avrupa ile tekrar müzakere masasına oturmak. Ama bu Hamaney’in ölümünden sonra çok ağır bir durum. İran’ın bu siyaseti ona kazandırmayacaktır. Diğer yandan ABD ve İsrail, rejimin değişmesine istemeyebilirler. Çünkü Türkiye, İran ve Arabistan’ın başını çektiği Şii-Sünni bloklarının kalmasını istiyorlar ki selefi İslamcılığı kontrol altında tutabilsinler. Suriye’de Colani, Afganistan’a Taliban gibi güçleri getirdiler. Bu güçler Suriye’ye de yeni bir Afganistan yaratmak istediler; ama Kürtler buna izin vermediler” şeklinde konuştu.
‘KÜRTLERİN DİKKATLİ OLMASI GEREKİYOR’
İran’ın yeni bir yola girdiğini söyleyen Oremar, şöyle devam etti: “Artık İran’ı yönetenler büyük bir korku yaşıyorlar. Daha kısa bir süre önce bu rejim interneti kesip binlerce insanını katletti. İlam ve Kirmanşan’da binlerce kişi öldürüldü. İran’da toplum ile rejim arasında derin bir uçurum var. Rejim halkın taleplerini dinlemiyor, halk gücünü ortaya koyamıyor. Düşünsenize şuan toplumun bir kesimi, geçmiş diktatörün oğlu Rıza Pehlevi’yi yönetime getirmek istiyor. İran’ın büyük bir bölümü diktatörseverdir; ama Kürtler bu konuda onlardan ayrışıyor ve sürekli değişimlere ayak uyduruyor. Kürdistan, şuan İran’dan ayrı bir devlet gibi görünüyor. Şuan Kürtlerin İran’daki hiçbir siyasi akıma yakınlığı yoktur, sadece kendi partilerine güvenleri var. Kürtlerin bu savaşta çok dikkatli olması gerekiyor. Kürtlerin kendi çıkarlarını düşünmeleri, stratejik düşünmeleri gerekiyor. Halk çok yoruldu ve insanlar gün ekmeğine muhtaç hale getirildi.”
‘DEĞİŞİM KÜRDİSTAN’DA BAŞLADI’
Kürtlerin bir araya gelmesi İran ve dışında önemli bir etkinin yarattığını söyleyen Oremar, şunları dile getirdi: “Kürt toplumu yıllardır değişim için hazırdır. Kürtler örgütlü ve kendilerini yönetebilecek bir durumdalar. Kürtler ve siyasi partileri arasında zaten bir birlik var. Mesela bir grev çağrısı yapıldığında tüm Kürtler buna uyuyor. ABD, daha önce Saddam Hüseyin’in karşısında Irak’taki rolünü buradaki Kürtler için de oynayabilir. Kürtler, sorunların çözümünü demokraside görüyorlar. İran’da yaşanacak herhangi bir değişimde Kürtler mutlaka İran’da önemli bir statüye kavuşacaklardır. İran’daki halklar için en önemli sistem federal bir yapıdır. Kürtlere yetki verilirse tüm halkların birlikte yaşayabileceği bir sistem kurulur. Her halkın kendi bölgesinde kendi yaşamlarını ve siyasetlerini özgürce yürütmesi gerekiyor. Mesela şuanda en fazla yoksulluğun yaşandığı, en fazla insanın cezaevinde olduğu ve büyük bedellerin verildiği yer Kürdistan kentleridir. İran halkı bu rejimi değiştirmeleri ve seküler bir yapıyı kalıcı kılmaları gerekiyor. ‘Jin, jiyan, azadî’ ayaklanması sonrası bu olanak doğmuştur. Bu değişim Kürdistan’da başladı ve bakalım bu felsefe ne kadar yaşamsallaşacak?”
Adnan Bilen / MA