İran’da ekonomik taleplerle başlayan protestolar sonrası uygulanan internet kesintileri devam ediyor. Ancak, bu kesintiler, ileride uygulanacak kısıtlamalar düşünüldüğünde sadece bir başlangıç niteliğinde olabilir. İran, yaklaşık 90 milyonluk nüfusunun internete erişimini sadece güvenlik onayına sahip sınırlı bir grubun olduğu kapalı bir intranet sistemi ile sağlayacak. Hükümet sözcüsü Fatemeh Mohajerani, uluslararası internet erişiminin en az mart ayının sonuna kadar geri getirilmeyeceğini açıkladı. Teksas merkezli bir kuruluş, Mohajerani’nin açıklamalarına dayandırarak, erişimin “asla eski haline dönmeyeceğini” duyurdu. Diğer otoriter rejimlerin aksine, İran’ın durumu farklıdır. Bu ülkeler, nüfuslarını internetsiz bırakmadan önce dijital duvarlar inşa etti. İran ise zaten bağlantılı olan, ancak ekonomik olarak zor durumda olan bir ekonomiyi dünyadan izole etmeye çalışıyor.
KARŞI KARŞIYA KALINAN YENİ YAPILANMA
Filterwatch’ın sağladığı belgelere göre bu yeni sistemin adı “Kışla İnterneti.” Bu yapıda, küresel internete erişim yalnızca güvenlik askeri beyaz liste üzerinden sağlanacak. Dijital haklar üzerine çalışan bir araştırmacı, rejimin asıl korkusunun “İranlıların kendi gerçeklerini anlatması ve suçların belgelenmesi” olduğunu ifade etti. Katmanlı internet erişimi fikri ise İran için yeni değil. Rejim, 2013’ten bu yana gizlice “beyaz SIM kartlar” dağıtarak 16 bin kişiye küresel internet erişimi sağladı. Bu sistem, belirli hesapların önceki engellere rağmen aniden bağlanabiliyor olmasıyla dikkatleri üzerine topladı. Bugün ise durumun ölçeği ve kalıcılığı farklı bir boyutta. Mevcut kesinti, geçici bir önlem değil; kalıcı bir iki katmanlı erişim altyapısının test edilmesi olarak görülüyor.
İKİ REJİM HİBRİDİ
Tamamen yurttaşlarını küresel internetten koparmayı hedefleyen ülkelerin sayısı oldukça az. Kuzey Kore, internet erişimi bulunmayan bir nüfus için kendi intraneti olan Kwangmyong’u oluşturdu. Çin, yerli alternatifler geliştirirken, Büyük Güvenlik Duvarı’nı yıllar içinde kurdu. İran ise kısa süre içinde her iki uygulamayı gerçekleştirmeye çalışıyor. Ancak internet kesintisinin ekonomik maliyeti oldukça ağır. İletişim Bakan Yardımcısı, günlük kaybın 4,3 milyon dolara kadar çıktığını ifade ederken, başka bir kuruluş gerçek kaybın 37 milyon doları geçtiğini tahmin ediyor. On milyondan fazla İranlı, geçimlerini dijital platformlar üzerinden sağlıyor. Ülkenin en büyük özel kargo şirketlerinden biri olan Tipax, protestolar öncesinde günde yaklaşık 320 bin gönderi taşırken, bugün yalnızca birkaç yüz gönderi işleyebiliyor.
Hükümet, internet kesintisi talimatları doğrultusunda hareket etmediği gerekçesiyle ülkenin ikinci büyük mobil operatörü Irancell’in CEO’sunu görevden aldı. Irancell’in CEO’sunun, kriz dönemlerinde internet erişiminin kısıtlanmasına dair düzenlemelere uymadığı belirtildi. Yabancı telekom ortaklarının son zamanlarda güvenlik gerekçeleriyle İran’dan ayrıldığı bildiriliyor. Bu durum, kritik altyapılardaki uluslararası iş birliğinin sona erebileceği ve yerini Devrim Muhafızları’nın inşaat birimine ya da sınırlı bir iş birliğine bırakabileceği anlamına geliyor. İlgili uzmanlar, rejimin bu yeni sistemi sürdürebileceğinden şüpheli.
DİJİTAL GÜÇ MÜCADELESİ
İran’daki internet kesintilerini Arap Baharı’ndan bu yana izleyen bir laboratuvar, mevcut kesıntiyi “İran tarihindeki en sofistike ve en ağır internet kesintisi” olarak tanımlıyor. Laboratuvarın verilerine göre, bağlantının yalnızca yaklaşık yüzde 3’ü erişilebilir durumda; bu da büyük olasılıkla hükümet yetkilileri ve devlet hizmetlerine ait. Avrupa’da internet altyapısını yöneten bir kuruluşun eski teknoloji direktörü, bu durumu modern bir ekonomiyi tamamen kapatamayacak bir “dijital hava kilidi” olarak tanımlıyor. Aktivistler, 2022 yılından bu yana yaklaşık 50 bin Starlink uydu terminalini İran’a sokmayı başardı. İş birliği sebebiyle yapılan yaptırımlardan muaf tutulan bu teknoloji, İranlı kullanıcılar için ücretsiz hale geldi. Hükümet, kesinti sırasında 40 bin Starlink bağlantısını devre dışı bıraktığını belirtti, ancak yazılım güncellemeleri ile bu engellemeleri aşan sistemlerin varlığı sürüyor. Buna rağmen, rejimin nihai baskı gücünün elinde olduğu ifade ediliyor ve bir araştırmacı, “İnternete erişimi kökten yeniden düşünmemiz gerekiyor” şeklinde açıklamalarda bulundu.