Dörtyol ilçesinde DAİŞ operasyonu sırasında arama kararı bulunmayan evinde yaşamını yitiren Suriyeli Enes Gıyas Layla’ya ilişkin MAZLUMDER’in hazırladığı raporda, “Uzak atış” bulgusu, silahta parmak izine rastlanmaması ve operasyon sürecindeki çelişkilere dikkat çekildi. Raporda olayın etkili ve bağımsız biçimde soruşturulması istendi.
Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 15 Kasım’da Hatay Emniyet Müdürlüğü tarafından DAİŞ’e yönelik gerçekleştirilen operasyon sırasında bir kişi yaşamını yitirdi. Operasyon kapsamında Dörtyol’da ikamet eden 30 yaşındaki Suriyeli Enes Gıyas Layla’nın evine de arama kararı olmamasına rağmen polisler tarafından baskın düzenlendi. Baskın sırasında Enes Gıyas Layla yaşamını yitirirken, olayın nasıl gerçekleştiği ve müdahalenin koşullarına ilişkin kamuoyu aydınlatılmadı. İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Adana Şubesi, incelemelerde bulunarak olayın ayrıntılarına ilişkin kapsamlı bir rapor hazırladı.
Raporda, Enes Gıyas Layla’ya ait atletin sol ön askı bölümünde küçük ebatlı bir delinme bulunduğunun tespit edildiği, delinmenin çevresinde yapılan fiziksel ve kimyasal incelemeler sonucunda atışın “uzak atış” niteliğinde olduğunun değerlendirildiği aktarıldı. Bu “uzak atış” tespitinin şüpheli polis memurunun “Silah boynumda asılıyken yaşanan arbede sırasında ateş aldı” yönündeki savunmasıyla bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade edildi. Öte yandan raporda, parmak ve avuç içi kriminal incelemesi sonucunda hazırlanan uzmanlık raporuna göre şüpheli polis memurunun silahında Enes G. Layla’ya ait herhangi bir parmak izine rastlanmadığının tespit edildiği aktarıldı. Bu bulgunun, “maktulün silaha el attığı” yönündeki iddiayı destekleyen teknik bir delilin bulunmadığına işaret ettiği ifade edilirken, fiziksel müdahale sırasında parmak izlerinin silinmiş olabileceği ihtimalinin de tamamen dışlanamayacağına dikkat çekildi.
OPERASYONDAKİ ÇELİŞKİLER
Raporda, Dörtyol Sulh Ceza Hakimliği’nin kararı doğrultusunda hedef şahsın ikametinde 06.30 sıralarında arama yapıldığı, ayrıca hedef şahsın üzerinde arama gerçekleştirildiği aktarıldı. Enes G Layla’nın 05.30 civarında vurulmasından yaklaşık bir saat sonra, saat 06.30’da hedef şahsın kapısının normal şekilde çalınarak açılmasının “Dikkat çekici” olduğuna işaret edilen raporda, bu durumun operasyon öncesinde dile getirilen “Hedef şahsın çok tehlikeli olduğu ve canlı bomba yeleği giymiş olabileceği” yönündeki uyarıların “gerçek bir tehlike düzeyini mi yansıttığı yoksa hukuka aykırı müdahaleyi meşrulaştırmak” için mi kullanıldığı konusunda “soru işaretleri doğurduğu” ifade edildi.
‘ARAPÇA BAĞIRDI’ İDDİASI TARTIŞMALI
Raporda, dosyada yer alan tüm ifadelerin incelenmesi sonucunda Enes G. Layla’nın saat 05.23’te dairesinin kapısının önüne çıkarak polislere Arapça bir şeyler söylediği yönünde net bir kanaate varılamadığı belirtildi. Yapılan incelemelerde Enes G. Layla’nın Türkçeyi oldukça iyi konuşabildiği yönünde bir kanaat oluştuğu ifade edilen raporda, Layla’nın polisleri gördüğünde telaşlanmasını gerektirecek herhangi bir adli suç kaydının da bulunmadığı aktarıldı. Raporda ayrıca, herhangi bir suç kaydı bulunmayan, aranmayan, sabit ikameti ve mesleği olan bir kişinin polisleri görünce kaçması, evin kapısını açmaması ve polisin boynundaki silaha tutunarak mukavemet göstermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu değerlendirmesine yer verildi.
‘KİMLİK HATASI’ MI?
Raporda, operasyonu gerçekleştiren polislerin arama kararı bulunmayan eve girme gerekçesini “Maktulün hedef şahıs olabileceği” şüphesiyle açıkladığı belirtildiği ancak operasyona katılan polislere hedef şahsın fotoğrafının gösterilmiş olması, apartman girişindeki sensörlü lambaların çalışır durumda bulunması ve Enes G. Layla ile hedef şahıs arasında yaklaşık 10 yıllık yaş farkı ile fiziksel benzerlik olmaması dikkate alındığında “Operasyonel tanımlama sürecinde ciddi bir kusur” bulunduğunun anlaşıldığı ifade edildi. Raporda ayrıca, “uzak atış” tespiti ve silahta parmak izine rastlanmaması birlikte değerlendirildiğinde olayın sıradan bir kimlik hatası olmayabileceği ihtimalinin de soruşturma makamlarınca göz ardı edilmemesi gerektiği aktarıldı.
‘MEŞRU MÜDAFAA’ SAVUNMASI ZAYIF
Raporda, şüpheli ve tanık polislerin olayı meşru müdafaa ve kaza çerçevesinde aktardıkları belirtildi. Ancak Ceza Kanunu’nun 25’inci maddesine göre meşru müdafaa için saldırının haksız olması, saldırıyla eş zamanlı müdahale edilmesi ve kullanılan gücün orantılı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği hatırlatıldı. Raporda, somut olayda bu koşulların hiçbirinin teknik delillerle ortaya konulamadığı ve bu nedenle meşru müdafaa savunmasının hukuki dayanağının zayıfladığı ifade edildi. Ayrıca soruşturma makamlarının bu değerlendirmeyi dosyaya yansıtmamasının etkili soruşturma yükümlülüğü açısından ayrı bir ihlal oluşturduğu aktarıldı. Yaşam hakkı, güvenlik ve mülkiyet haklarının hem Anayasa hem de uluslararası mevzuat kapsamında korunan temel haklar olduğu hatırlatıldı. Operasyonla herhangi bir ilgisi bulunmayan Enes G. Layla’nın yaşam hakkının ihlal edildiği değerlendirmesine yer verildi.
KONUT DOKUNULMAZLIĞI VE HÜRRİYET İHLALİ
Raporda ayrıca Enes G. Layla’nın evine kapının kırılarak girilmesinin konut dokunulmazlığının ihlalini oluşturduğu belirtildi. Layla’nın ailesinin bir odaya kapatılması, uzun süre çıkarılmaması ve eşi Sara Layla’nın ifadesine göre kendisine silah doğrultularak içeri girmesinin söylenmesi ile apartman sakinlerinin bir süre dairelerinden çıkmasına izin verilmemesinin ise TCK’nin 109’uncu maddesi kapsamında “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunu gündeme getirebileceği ifade edildi. Bu nitelendirmenin ise soruşturma makamlarınca yapılmadığı aktarıldı.
SORUŞTURMA ÇAĞRISI VE TALEPLER
MAZLUMDER, yapılan incelemelerin sonucunda raporda taleplere de yer verdi. Enes G. Layla’nın öldürülmesi olayında operasyona katılan diğer polis memurları ile operasyonun emir-komuta zincirinde yer alan amirlerin de şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dahil edilmesi gerektiği talep edildi. Raporda ayrıca, masum bir kişinin yaşamını yitirdiği dikkate alınarak Emniyet Genel Müdürlüğü’nün olaya ilişkin yaptığı basın açıklamasının geri alınması ya da masumiyet karinesine uygun şekilde düzeltilmesi çağrısı yapıldı. Kullanılan silahın teknik özelliklerinin, “Uzak atış” bulgusunun ve kazara ateş alma ihtimalinin bağımsız bir balistik uzman tarafından incelenmesi gerektiği, otopsi raporunun bağımsız bir adli tıp uzmanı tarafından yeniden değerlendirilmesi ve Enes G. Layla’nın akrabası Ahmed Layla’nın “Kafaya silahla iki kez vuruldu” yönündeki beyanıyla karşılaştırmalı biçimde incelenmesi gerektiği ifade edildi.
MA