ABD DONANMASI’NDAN GÜÇLÜ ASKERİ YIĞILMA
ABD Donanması, birçok gemi ve Hava Kuvvetleri’ne ait yüzlerce uçakla İran çevresinde yoğun bir askeri varlık oluşturarak Hamaney rejimini kuşatmaya yöneldi. Bu durum, Washington’un kısa vadede İran’a yönelik bir askeri müdahalede bulunacağı izlenimini oluşturuyor. Tarihsel olarak ABD’nin gördüğü en büyük askeri yığılmalardan biri olarak kayıtlara geçen bu kriz, pek çok kişiye ABD’nin İran’da kaçınılmaz bir zafer kazanacağı ve Ayetullah rejimini sona erdireceği düşüncesini aşılıyor. Ancak İran’ın zayıf olduğu düşünülmemeli. Binlerce balistik, supersonik ve hipersonik füzeyle donatılan İran, ABD gemilerine saldırmak ve uçaklarını düşürmek adına hazırlıklara devam ediyor. İran füzeleri, başarısını İsrail ile yaşanan 12 Gün Savaşı boyunca kanıtladı.
ABD HAVA GÜCÜNE TEHDİT
Her ne kadar İran güçlü bir dış görünüm sergilese de, böylesine isabetli füze atışlarının arkasında İran’ın olağanüstü istihbarat kabiliyetleri yer almıyor. Çin, İran’ın füzelerinin hedeflerinin yerini kendi uydu teknolojisiyle belirleyerek, bu bilgileri İran’a iletiyor. Bu süreçte, İran’a hibe edilen Çin yapımı radar sistemleri, ABD’nin hayalet uçaklarını tespit etme konusunda etkili oluyor. Bu sayede İran, Çin desteği ile ABD uçaklarını vurabilecek ve gemileri batıracak yeterlilikte bilgi edinmiş oluyor. Dolayısıyla, ABD ordusuna karşı İran’ın en büyük avantajı Çin teknolojisinin sunduğu destek haline geliyor.
ÇİN’İN STRATEJİK YATIRIMLARI
Çin, teknik iş birliği kapsamında İran’a YLC-8B gibi gelişmiş radar sistemleri tedarik etti. Bu radarlar, İran’ın ABD hayalet uçaklarını tespit etmesine olanak sağlıyor. Ayrıca, Pekin, GPS sistemine alternatif olarak kendi BeiDou uydu navigasyon sisteminin tam olarak kullanılmasını teşvik ediyor. Bu durum, İranlı hedeflerin dış güçler tarafından izlenmesini zorlaştırmayı amaçlıyor. Çin’in bu stratejisi, İran’da potansiyel bir “istihbarat kaosu” yaşanması veya güvenlik çöküşü durumunda 25 yıllık stratejik anlaşmaları ve Kuşak ve Yol Girişimi projelerine olan etkisini korumayı amaçlıyor. Böylece, Çin, ekonomik ve ticari çıkarlarını korumak adına İran’ın savunma altyapısını sağlamlaştırıyor.
ÇİN VE İRAN’IN ASKERİ İŞ BİRLİĞİ
Çin’in uyduları ve İran’ın füzeleri, entegre bir askeri mimari içinde altı aşamalı bir imha zinciri oluşturuyor. Bu zincir, riskleri ve sorumlulukları dağıtmak amaçlı olarak Çin ve İran arasında dikkatlice paylaştırılmış durumda. İmha zinciri “Bul, Öğren, Takip Et, Hedef Al, Ateşle, İmha Et” aşamalarını içeriyor. İlk iki aşama, doğrudan Çin tarafından sağlanıyor: “Bul” aşamasında, Çin’in uydu takımları bölgede potansiyel hedefleri tespit ederken, “Sabitle” aşamasında ise yüksek çözünürlüklü konum belirleme teknikleri kullanılıyor. “Takip” aşaması, iki ülke arasında paylaşılarak, İran’ın yer tabanlı radarlarından gelen bilgilerle güncelleniyor. “Hedefle” ve “Saldır” aşamaları ise doğrudan İran’ın yürüttüğü balistik füze saldırıları ve İHA salvoları aracılığıyla gerçekleşiyor.
MOSSAD’A KARŞI ÇİN’İN STRATEJİSİ
Çin, 2025 ile 2026’nın başları arasında İran topraklarında gerçekleşen askerî operasyonları dikkatli bir şekilde izlemeye aldı. Tahran’ın stratejik tesislerinde ve veri tabanlarında ortaya çıkan güvenlik açıklarını önlemek amacıyla İran’ın dijital egemenliğini güçlendirme stratejisini Ocak 2026 itibarıyla uygulamaya sokacak. Bu yeni yaklaşım, İran rejimini Washington ve Tel Aviv’den gelebilecek olası müdahalelere karşı korumayı hedefliyor. Çin, İran’ın yazılımları üzerinde kontrol sağlamasını ve dış istihbarat hizmetlerinin hareket alanının daralmasını sağlıyor. Bu dönemde, Çin Devlet Güvenlik Bakanlığı’na bağlı birim Tahran’daki istihbarat operasyonlarında kritik rol üstleniyor, ayrıca İran ve Mısır gibi stratejik ortakları dış tehditlere karşı korumayı amaçlıyor.