İran’da halkın üzerindeki baskı giderek artıyor. Her gün en az bir siyasi tutsak idam ediliyor, onlarca yurttaşa ise idam cezası veriliyor. Verilere göre son 40 günde en az 21 siyasi tutsak idam edildi, eylemlerde yer alan en az 30 kişiye de idam cezası verildi. İdam cezası onaylanan tutsaklardan biri de Kürt genci Naser Bekirzade. Bekirzade’e Urmîye Devrim Mahkemesi’nin 2’nci Şubesi Ocak ayında bir kez daha “İsrail adına casusluk” iddiasıyla idam cezası verdi. Bekirzade, 25 Nisan Cumartesi günü Urmîye Merkez Cezaevi infaz bürosuna çağrıldı ve Yüksek Mahkeme’nin idam kararını onadığı kendisine resmî olarak tebliğ edildi. Bekirzade’nin idam cezası daha önce iki kez Yüksek Mahkeme tarafından eksik hususlar nedeniyle bozulmuştu.
Edinilen bilgilere göre, infazlardan sorumlu Abdullahzade, kararı tebliğ ederken Naser Bekirzade’yi idamın yakında uygulanacağıyla tehdit etti. Bekirzade’nin itiraz etmesinin ardından söz konusu yetkili Bekirzade’ye hakarete ederek işkence uyguladı. Bekirzade, idam kararının tebliğ edilmesinin ardından kamuoyuna ve insan hakları kuruluşlarına hitaben açık bir mektup yayımlayarak uluslararası destek talep etti.
Bekirzade’nin mektubu ise şöyle:
“Sevgili halkım ve onurlu Kürt kardeşlerim,
Ben Naser Bekirzade’yim. Sesimi Urmîye Merkez Cezaevi’nden duyuyorsunuz. Belki de bu benim son sesim olacak. Molla Mansur’un oğluyum, 26 yaşındayım ve benden küçük iki kız kardeşim var. 23 yaşındayken, hayatın en güzel döneminde, umutlarımın zirvesindeyken tutuklandım.
Ailem, özellikle anne ve babam, tutuklandığım günden bu yana her gün ölüp yeniden dirildiler. Ayrılığın acısı onları yıprattı; genç yaşta yaşlandılar. Bir zamanlar mutluydular ve tek oğullarını damatlık içinde görmeyi hayal ediyorlardı. Tutuklanmadan birkaç gün önce kız istemeye gidecektik. Şimdi ise 4 yıldır o kız beni bekliyor. Az önce idam kararımın onandığını öğrendim; ona nasıl telefon açıp bunu söyleyeceğimi bile bilmiyorum.
Okulu bitirdikten sonra, hem kendi isteğimle hem de babamın yönlendirmesiyle Pîranşar’deki Selahaddin Eyyubi Dinî İlimler Medresesi’nde eğitim almaya başladım. İki yıl sonra, ailemin durumunu düşünerek babama destek olmak için Urmîye’de bir cep telefonu dükkânı açtım.
2 Ocak 2024’te tutuklandım ve 3 ay boyunca Devrim Muhafızları istihbaratında hücrede tutulup ağır psikolojik işkencelere maruz kaldım. Urmîye Devrim Mahkemesi’nin 1. şubesi, 2024 yazındaki iki duruşmanın ardından, yeterli delil ve belge sunmadan aynı yılın sonbaharında idam cezası verdi.
Bu karar, Nisan 2025’te Yüksek Mahkeme’nin 39. şubesi tarafından delil yetersizliği nedeniyle bozuldu. Dosya yeniden yargılama için Urmîye Devrim Mahkemesi’nin 2. şubesine gönderildi; ancak aynı mahkeme, 12 günlük savaşın gölgesinde tekrar idam kararı verdi. Bu karar da 2025 sonbaharında yine bozuldu ve benim masumiyetim teyit edildi.
Buna rağmen dosya üçüncü kez aynı mahkemeye gönderildi ve ne yazık ki Ocak 2026’da, önceki kararın kopyası olan bir metinle üçüncü kez idam cezası verildi. Bu karar bugün sabah saatlerinde, ülkenin savaş koşulları altında, Yüksek Mahkeme’nin 39. şubesi tarafından onandı.
İdam cezasını duymak çoğu insan için anlaşılması zor bir şey olabilir. Ama bu öyle bir cezadır ki hiçbir insan bunu kaldıramaz. İdam kararı beni parçaladı. Her an kendi ölümümü görüyorum ve ailem de bu yükün altında eziliyor. Bu mektubu görmezden gelmeyin; bugün sıra bende, yarın başka birinde olabilir.
Tüm halkımdan, dünyadaki tüm onurlu Kürtlerden ve eğitim aldığım din âlimlerinden ricam, sesimi duyurmalarıdır. Sesimi insan hakları kuruluşlarına – özellikle Uluslararası Af Örgütü’ne- ve tüm dünyaya ulaştırın.
Urmîye, İran’ın geri kalanından farklıdır. Bunu kalpten söylüyorum: İlk ‘suçum’ Kürt olmamdı, ikincisi ise Sünni olmam. Bana yardım edin. Ben ne ilk ne de sonum.
Naser Bekirzade
25 Nisan 2026
Urmîye Merkez Cezaevi”
MA