Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in, siyasi partilerle görüşmeleri sürüyor. Özel’i, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş ve Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Seyit Aslan, CHP Genel Başkanlık İstanbul Çalışma Ofisi’nde ziyaret etti. Özel ve Baş, görüşmenin ardından güncel gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
Toplantıda ilk olarak konuşan Baş, Ankara’da 7-8 Temmuz tarihlerinde düzenlenmesi planlanan NATO Zirvesi’ne kadar oluşturdukları mücadele takvimini Özel ile paylaştıklarını söyledi. Baş, “Türkiye’deki anayasasızlaştırma yaklaşımına ilişkin ortak mücadele hattının en geniş biçimde oluşturulması adına görüşmelerimizi paylaştık. Bu iktidar anayasayı, AYM ve AİHM kararlarını tanımayan bir iktidar. Bunun somut sonuçlarından biri de 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının yasaklanıyor olması” dedi.
‘SEÇME VE SEÇİLME HAKKI GASP EDİLİYOR’
Türkiye’de seçme ve seçilme hakkı ile demokrasinin gasp edildiğini dile getiren Baş, “Meclis’te birlikte görev yaptık, ikimiz de iç tüzük, Anayasa konularında çok fazla şey paylaştık ve birlikte mücadele ettik. Numan Kurtulmuş’a şunu söylemek lazım; ya kendi dönemindeki bir milletvekilini cezaevinde bırakmış bir Meclis Başkanı olarak tarihe geçecek ya da Anayasa Mahkemesi’nin kendisine gönderdiği yazının gereğini yapma hükümlülüğüyle karşı karşıyadır. Ara seçim konuşuluyor, anayasadaki açık hükme rağmen gidilecek mi gidilmeyecek mi? diye tartışılıyor. Anayasa açık, böyle bir tartışma yok” ifadelerini kullandı.
‘ARA SEÇİM YAPMAK YASAMANIN İŞİDİR’
Ardından konuşan Özel, ayrışacak bir durumun olmadığını belirtti. Görüşmede değindikleri konulara işaret eden Özel, “Konuşulanlar, Anayasa eğer Türkiye’de varsa ve yürürlükteyse gereğinin yapılması gereken hususlardır. Can Atalay’ın bir an önce Meclis kütüğüne kaydedilip gelip göreve başlaması da anayasal bir zorunluluk ve bu konuda Anayasa Mahkemesi’nin kapı gibi iki kararı var. Ara seçim yapılması da anayasal bir zorunluluk. Anayasanın bir önceki maddesi Cumhurbaşkanı seçilmesine ‘seçilir’ diye yazıyor. Gücünü Anayasa’dan alıyorsun ve bütün yetkileri kullanıyorsun. Bir sonraki madde ‘30 ay geçtikten sonra seçimlerden, eksilme varsa ara seçim yapılır’ diyor. Buna ‘Ara seçim gündemimizde yok’ diyorsun. Yürütmenin gündeminde ara seçim olmayabilir. Zaten onun işi değil ki. Ara seçim yapmak yasamanın işidir” ifadelerini kullandı.
‘ABD ŞUBESİ TRUMP, TÜRKİYE ŞUBESİ ERDOĞAN’
1 Mayıs İşçi Bayramı’nın Taksim’de kutlanması için Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hatırlatan Özel, “Bu kararlar 1 Mayıs’ın Taksim’de özgürce kutlanması için. Bu yasağın hak ihlali olduğuna yönelik olarak kararları var. O yüzden aslında saflar çok net. Dünyada da öyle, ‘otokratlar ve demokratlar’ diye. Türkiye’de, dünyada, Amerika’da otokratların, kural tanımazların, ‘Ben ne dersem o olacak’ diyenlerin, hızlı ve tek başına olmayacak kararlar verenlerin ABD şubesi Trump; Türkiye şubesi de Erdoğan’dır. Buna karşılık Türkiye’deki bütün demokratların bir arada, hep birlikte ilk başta anayasayı koruması lazım. Çünkü anayasaya sahip çıkmadan toplum düzenine sahip çıkamazsınız ve sandığa sahip çıkamazsınız. Erdoğan’ın bugün ‘Ara seçim yapmayacağız’ dediği 78’inci maddeye ‘peki’ derse Türkiye, bir üst maddede de ‘Beş yılda bir Cumhurbaşkanı seçilir’ diyor. ‘Onu da yapmayacağım, devam edeceğim’ mi diyecek? Böyle bir şey mümkün olmadığına göre o ara seçim sandığı bir an önce gelecek, seçimler gerçekleşecek” diye belirtti.
’13 PARTİ İLE KURTULMUŞ’A GİDECEĞİZ’
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un sorumluluklarının olduğunu belirten Özel, şöyle devam etti: “Bir komisyon kuruldu; ‘terörsüz, demokratik Türkiye komisyonu.’ Komisyon oybirliğiyle bir rapor çıkardı. Başkanı ise Numan beydir. En temel yaklaşımı Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum. Sen bununla ilgili hep birlikte çalışılmış ve altında bütün partilerin ortak imza attığı komisyonun başkanısın. Özgül örnek, birincil örnek; seçilmiş bir milletvekili hapiste bulunuyor. Anayasa Mahkemesi de birincil kararıyla ‘çıkmalıdır’ demiş. İkinci kararıyla da alt kademe mahkemenin bir kararı okunması mevzusunda ‘yok hükmündedir’ demiş ve Meclis’e ‘derhal görevini yap’ demiş. Senin kendi imzan var, komisyon başkanısın. Bir, hemen buradan başla. İki, AİHM ve AYM kararlarını uygula. Artık normal vatandaş, milletvekili, seçilmiş Meclis Başkanı sorumluluğunun ötesinde tüm partilerin bir araya geldiği komisyon metninin, komisyonun başkanı ve metnin sahibi olarak bütün tariflerin ötesinde bir görevi var Sayın Kurtulmuş’un. O konuda bu hafta toplam 13 partiyle çalışarak kendisine gideceğiz.
HEPİMİZİN GÖREVLERİ VE SORUMLULUĞU VAR
Artık Meclis Başkanı’nın partiler arasındaki görüşmelerde uyumu sağlamak, belli konularda üzerine düşen görevleri yapmak ve daha fazlası bu attığı imzanın gereğini yapmak gibi görevleri var.Numan Bey’in izleyici, hak veren, nazik tutumunun ötesinde sorumluluk alan, gereğini yapan ve net tutum sergileyen bir tavrının olması gerekiyor. Aksi durum, biraz önce Sayın Başkanın dediği gibi kendi milletvekiline sahip çıkamayan, imzasına sahip çıkamayan, üzerine yemin ettiği Anayasa’ya uymayan, uymayanlara da herhangi bir tutum alamayan bir yere getirir. Biz Sayın Kurtulmuş’un bu pozisyonda kalmasını asla arzu etmeyiz. Bu konuda zaten tarih önünde sorumluluk olduğu gibi, millet önünde de hepimizin görevleri ve sorumluluğu var.”
‘OTOKRATLARA KARŞI DEMOKRATLARIN İTTİFAKI’
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularına da cevap veren Özel, “Seçim ittifakı konusunda görüşme oldu mu?” sorusuna şu yanıtı verdi: “Seçim ittifakı konusu şimdi konuşulması çok erken bir mevzudur. Ama otomatik olarak şöyle bir şey var tüm dünya, otokratlara karşı demokratların ittifakının zorunlu kılındığı bir siyasi atmosfer içinde. Bu belki üçüncü dünya savaşının çıkmaması için bile gerekli olan bir şeydir. O yüzden otokratlara, kural ve kanun tanımazlara dünya düzenini yıkıp yerine kendi düzenini kurmak isteyenlere karşı bir ittifakın her zeminde aranması lazım. Biz de seçim yaklaştıkça bu zeminleri mutlaka arayacağız. Çünkü ‘Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz’ bir meydan sloganından çok içinde bulunduğumuz durumun mottosudur.”
‘SİYASİ OPERASYONLARA SON VERİLMELİ‘
EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan ve Özel, toplantının ardından açıklamalarda bulundu. İlk olarak konuşan Özel, anayasaya sahip çıkılmasının yolunun AİHM karalarına uyulmasından geçtiğini vurguladı. Daha sonra konuşan Seyit Aslan ise, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasını eleştirdi. CHP’li belediyelere dönük operasyonlara işaret eden Aslan, “Bunların siyasi olduğunu biliyoruz. Bunların Saray yargısının eliyle yapıldığını biliyoruz. Bir an önce siyasi operasyonlara son verilmelidir. Cezaevlerindeki belediye başkanlarının tutuksuz yargılanması, seçildikleri makamlara dönmesi, kayyımların son bulması talebimizi de yükselteceğiz” dedi.
‘TÜRKİYE’DE ANAYASA VAR AMA UYGULANMIYOR’
“Türkiye’de bir Anayasa var ama uygulanmıyor” diyen Aslan, şöyle devam etti: “AYM ve AİHM kararları uygulanmıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi konusunda atılması gereken adımları bu Saray rejimi atmıyor. Bunun karşısında bizler, partiler, emek ve meslek örgütleri olarak adımların atılması konusundaki mücadelemizi yükselteceğiz, sürdürmeye devam edeceğiz. Hem Selahattin Demirtaşların, Figen Yüksekdağların, Can Atalayların, Tayfun Kahramanların, AİHM ve AYM kararlarına rağmen tutsaklıkları devam eden arkadaşlarımızın bırakılması ve demokratik mücadeleye katılmaları talebimizi sürdüreceğiz. Alican Uludağ, Merdan Yanardağ ve birçok gazeteci arkadaşımız gerçekleri yazdıkları için tutuklu. Gazeteciler cezaevinde, siyasetçiler cezaevinde, doğasını korumaya çalışan, ağacına ve deresine sahip çıkan Esra Işık kardeşimiz cezaevinde. Saray iktidarının ayakta kalabilmenin politikalarını şiddetlendirerek devam ettirdiğini görüyoruz. Bu yüzden daha fazla yan yana gelmeye, birlikte olmaya ihtiyacımız var. En geniş mücadele cephesinin kurulmasına ihtiyacımız olduğunun altını özellikle çizmek isterim. Asgari ücretli perişan, üretici perişan, esnaf perişan, köylüler perişan halde. Yani Türkiye’de yaşayan milyonlar perişan. Ülkenin yarısı borçlu durumda. 45 milyona yakın vatandaşımız borçlu durumda. Bu yüzden bu ekonomik politikalara, antidemokratik uygulamalara karşı Sarayın yargısına karşı birleşmek ve ortak mücadele etmek zorundayız.
SARAY DÜZENİNE KARŞI 1 MAYIS’TA ALANLARA
Önümüz 1 Mayıs. 1 Mayıs’ta bütün bu gelişmeler karşısında başta işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler kendi talepleriyle birlikte meydanları doldurarak, bu Saray düzenine karşı gücümüzü her tarafta göstermek durumundayız.”
MA