Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında Kürt sorununun çözümüne dair yürütülen tartışmalar, bu konuda yapılması beklenen yasal düzenlemelere odaklanırken, sürecin yürütücüsü olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsü bu tartışmaların başında yer alıyor. Abdullah Öcalan’la görüşme başvurusu yapan Katalonya Halk Birliği Adaylığı Partisi (CUP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Blai Taberner Curado, yaptığı görüşmeye dair kendisine yönelik dönüş yapılmamasını “Bu şaşırtıcıdır ve Sayın Öcalan’ın haklarına gerçek bir saygı olmadığını doğrulamaktadır” sözleriyle yorumladı.
Mezopotamya Ajansı’na (MA) konuşan Taberner, Abdullah Öcalan’la görüşmek için hâlâ Adalet Bakanlığı’ndan yanıt beklediklerini ve görüşmeyi gerçekleştirme isteklerini koruduğunu ifade etti. 2024’ün Aralık ayında Katalonya’dan iki delegeyle birlikte yaptıkları başvuruya yanıt verilmemesini “Sayın Öcalan ve Kürt toplumunun bölgede barış, istikrar ve Kürt haklarına saygıyı garanti edebilecek bir barış süreci üzerinde anlaşmaya yönelik resmi bir önerisi olduğunu dünyanın bilmesine izin verme yönünde bir ilgi yok” sözleriyle değerlendirdi.
‘GÖRÜŞMELERİN HUKUKİ GÜVENCELERLE YAPILMASI GEREKİR’
Abdullah Öcalan ile birebir iletişim sağlanmadan Kürt meselesinde demokratik ve kalıcı bir çözümün mümkün olmadığını dile getiren Taberner, “Sayın Abdullah Öcalan, yalnızca Kürtleri değil, dünyanın dört bir yanındaki halkları da etkilemiş bir siyasi liderdir. Sayın Öcalan’ın durumu ve Türkiye’deki diğer siyasi mahkûmların durumu ele alınmadan barıştan söz etmek imkânsızdır. Taraflardan birinin hapiste olduğu ve temel insan haklarının sürekli ihlal edilme tehdidi altında bulunduğu bir durumda bir çözüm sürecini düşünmek kesinlikle imkânsızdır. Barış görüşmelerinin eşitlik ve hukuki güvenceler altında yapılması gerekir” diye konuştu.
‘HER ZAMAN KÜRTLERİN MÜCADELESİNDEN İLHAM ALDIK’
Abdullah Öcalan’ın rolü ve Kürt halkının durumunun kendi ülkelerindeki etkisine değinen Taberner, “Biz Katalanlar, her zaman Kürtlerin özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesinden ilham aldık. Biz de halkımız adına aynı şeyler için mücadele ediyoruz. Bu nedenle tarihsel olarak aramızda dayanışma bağları olmuştur. Birçok yerel mecliste ve Katalan Parlamentosu’nda Kürt meselesine değinen ve elbette Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden kararlar aldık” ifadelerini kullandı.
Türkiye’de Kürt sorununa siyasi bir çözüm getirmeye yönelik “gerçek bir irade” görmediğini ifade eden Taberner, Kürt sorunun çözümünün bölgedeki çatışmalara etkisine işaret ederek, “Defalarca söylediğimiz gibi Kürt meselesini ele almak aslında tüm bölgenin demokratikleşmesini ele almaktır. Bu da orada yaşayan halkların kendi kaderini tayin hakkına ve egemenliğine saygı gösterilerek ve bu haklar teşvik edilerek yapılmalıdır” diye belirtti.
‘ABDULLAH ÖCALAN’IN SİYASİ HAKLARI ELE ALINMALI’
Çözüm için atılması gereken ilk adıma değinen Taberner, “Atılması gereken ilk adım, Sayın Öcalan ve diğer siyasi mahkûmların siyasi ve insan haklarının ele alınmasıdır. İkinci olarak, temsilcilerini seçen, ancak Türk hükümeti tarafından sistematik baskıyla karşı karşıya kalan Kürt halkının siyasi iradesine saygı gösterilmelidir. İnsan ve siyasi haklara saygı olmadan barış üzerine yapılan tartışmalar ciddiye alınamaz” şeklinde konuştu.
Hîvda Çelebi / MA