İş insanlarının bir yıldır devam eden sürece dört elle sarıldıklarını belirten VOSİAD Başkanı Şemsettin Bozkurt, sürecin kalıcı sonuçlara ulaşabilmesi için demokratikleşme, şeffaflık ve köklü reformların şart olduğunu belirtti.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın üzerinden bir yıldan fazla zaman geçti. Ülkede barış umudunu yeşerten sürece dair devletin halen somut bir adım atmaması tartışma konusu olmaya devam ediyor. Van Organize Sanayi İş İnsanları Derneği (VOSİAD) Başkanı iş insanı Şemsettin Bozkurt, çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bozkurt, Kürt sorununun çözümüne dair atılan adımların iş dünyasında büyük bir heyecan yarattığını, ancak sürecin kalıcı sonuçlara ulaşabilmesi için demokratikleşme, şeffaflık ve köklü reformların şart olduğunu söyledi.
‘ÇÖZÜM SÜRECİ BÜYÜK UMUT YARATTI’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin iş dünyasını tepeden tırnağa heyecanlandırdığını ifade eden Bozkurt, “Cumhuriyet’ten bu yana çokça Kürt isyanları olmuştur. Hem Türkler hem de Kürtler bu çatışmalı süreçlerde büyük can kayıpları ile karşı karşıya kaldılar. Türkiye ekonomisinin de oldukça gerilediği bir süreç yaşadık. Şimdi tüm isyanlarda çok kısa süreli isyanların bastırılıp isyan liderlerinin idamı ile sonuçlanan bir süreç yaşayan Türkiye, 29’uncu isyan ile beraber isyan liderinin uluslararası bir komplo ile yakalanıp Türkiye’ye getirilmesi daha sonrasında yargılanıp ömür boyu bir cezaya çarptırılarak İmralı Adası’nda bir tecrit altında tutulması ile devam etti” dedi.
Yıllarca İmralı Adası’nda devlet ile Abdullah Öcalan arasında gelişen diyaloglar sonucunda çeşitli çözüm önerilerinin masaya yatırıldığını belirten Bozkurt, “Birinci çözüm süreci 2013’te başlayan yine Türkiye halklarını büyük bir şekilde umutlandıran, heyecanlandıran bir süreç maalesef cemaatin girişimi ve çeşitli uluslararası iç müdahalelerle akamete uğratıldı. Tabi bu ikinci çözüm süreci birinci çözüm sürecinden alınan deneyimlerle yola çıkarak, ders çıkararak daha belli bir olgunlaşma evresine, PKK liderinin de büyük yoğunlaşması sonucunda Demokratik Toplum Manifestosu ile 27 Şubat 2025’te bir bildiri yayınlandı. Bu bildiri sonucunda PKK’nin kendini fesih etmesi, Kürt halkının artık silah ve şiddet sarmalından çıkarak demokratik toplum sürecini örgütleme ile ilgili hem sosyolojik hem siyasal hem de ideolojik analizler yapıldı. Bunun sonucunda Türkiye kamuoyu çok büyük umutlarla bu süreci karşıladı. Kürtler açısından, ölümlerin durması, evlere cenazelerin gelmemesi aynı zamanda Türkiye’de ve Kürt kamuoyunda ciddi bir umut ve heyecan yarattı” şeklinde konuştu.
‘TÜRKİYE’NİN DEMOKRASİ KARNESİ ZAYIF’
Yatırım ve istihdamın gelişmesi için demokratik ve şeffaf süreçlerin olması gerektiğini hatırlatan Bozkurt, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk ve demokrasi karnesinde çok büyük zayıfları olduğu için Türkiye dış yatırımcı alamıyor, iç yatırımcı da yatırım yapmak için ürkek davranıyor. Türkiye’de hızla enflasyon yükseliyor, işsizlik rakamları büyüyor ve Türkiye teknoloji yatırımlarından geri kalıyor. Aslında en büyük demokrasi isteyen taraf iş dünyasıdır. Çünkü iş dünyası yatırım yapmak istediği ortamda hukukun üstünlüğü ve demokrasinin işlerliği, hesap verilebilirliğin olmasını isteyen bir dünyadır. Biz bunu TÜSİAD’da da gördük. TÜSİAD başkanı bu konulara vurgu yapmasından dolayı ellerine kelepçe bağlanarak mahkeme önüne çıkarıldı. Bu iş dünyasında ifade özgürlüğüne ket vuran, insanların rahat düşüncelerini dile getirmesine engel olan ve iş dünyasını korkutmaya, sindirmeye dönük bir girişimdi. Umarız ve dileriz bu süreç hem Kürt sorununun çözümü için hem de düşünce özgürlüğü, şeffaflık ve demokrasi için yeni bir adım ve yeni bir sayfa olur” dedi.
‘CUMHURİYET’TEN SONRA KÜRTLER YOK SAYILDI’
Bozkurt konuşmasının devamında, “100 yıldır Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte Osmanlı’dan Cumhuriyet’e evrilirken Kürtlere Atatürk bir takım taahhütlerde bulunuyor ve birlikte Cumhuriyet’i kuruyorlar. Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Kürtler yok sayılıyor ve o günden sonra isyanlar başlıyor. Son 50 yıldır da PKK öncülüğünde ve legal alanda da DEM Parti geleneğinden devam eden bir Kürt hareketinin temsil ettiği ve Kürt sorununun çözümü için mücadele ettiği bir alan var. Dolayısıyla biz buna baktığımız zaman sürekli bölgede çatışmanın, gerilimin ve 100 yıllık problemin çözülmemesinden dolayı Türkiye’deki merkezi hükümet sistemi de Türkiye’nin her tarafında eşit bir şekilde yatırım altyapılarını maalesef götürmedi. Bir çatışma var diye sürekli bölge illeri ihmal edildi, bundan dolayı insanlarımızın çoğu ya batıya ya da Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. Şu anda genç işsizliğe baktığınız zaman yüzde 30 civarlarında Van’da bir işsizlik söz konusu” diye belirtti.
‘50 YILLIK ÇATIŞMALI SÜREÇ EN ÇOK KÜRTLERE ZARAR VERDİ’
Van’da çatışmalardan kaynaklı köylerin ve meraların boşaltılmasından sonra tarım ve hayvancılığın da bitirilme noktasına geldiğini sözlerine ekleyen Bozkurt, “Devletin de belki bilerek belki kasıtlı yanlış teşvik politikaları sonucunda, denetlenmeyen destekleri sonucunda insanlar kentlere göç etti, kentte çarpık bir kentleşme de oluştu. Hem kentte büyük bir yük oldular hem de köylerini boşalttılar. Dolayısıyla bu 50 yıllık çatışmalı süreç en çok Kürtlere zarar verdi, Kürtler batı illerine göçüp hamallık, işçilik yapmak zorunda kaldı. Bir kısmı da siyasi nedenlerden dolayı Avrupa’ya göç etmek zorunda kaldı. Büyük sorun ve sıkıntıyı Kürt illeri yaşadı, umut ediyoruz ve diliyoruz barış süreci sağlıklı bir şekilde sona erdirildiği zaman bölgemizde diğer illerdeki Trabzon, Rize, Giresun, Gaziantep ve Kayseri gibi yatırımlara bizim illerimizde kavuşması gerekiyor” dedi.
‘KAYYUMLAR BİR AN ÖNCE GİTMELİ’
Sürecin ilerlemesi için atılması gereken ilk adımlardan birinin siyasi tutsakların serbest kalması, ikinci adımın ise kayyımların geri çekilmesi olduğunu ifade eden Bozkurt, “Kürt halkının iradesine kayyım atanmıştır. Bu kayyımlar için yeni bir yasa gerekmiyor, bunun için de bir buçuk yıldır devam eden süreçte halen bir kayyımın geri çekildiği, seçilmiş halk iradelerinin görevinin başına döndüğünü göremiyoruz. Onun dışında münfesih olan bir örgütün, örgüt mensuplarının Türkiye içerisinde ve dışında ‘terör örgütü’ olarak yargılanmasına neden olan gerekçenin ortadan kaldırılması gerekiyor. Bütün siyasetçilerin amansız ve haksız şekilde zindanlardan özgürleştirilmesi gerekiyor” dedi.
MA