Birinci derece arkeolojik sit alanı olan Efes (Ephesus) Antik Kenti’nde karşılama alanı olarak yapılan inşaata karşı hukuki ve ekolojik mücadele sürüyor. Nisan ayının ilk günlerinde görülecek olan davada yürütmenin durdurulması ve iptali kararının çıkması bekleniyor.
8 bin yıllık tarihe sahip olan İzmir Efes Antik Kenti’nin günümüzde nereden nereye uzandığı, sınırları tam olarak bilinmiyor. Uzmanlar, antik kentin bugünkü mevcut konumundan Kuşadası ve İzmir’e kadar antik çağların kültürünün yer aldığını belirtiyor. Geçmişte dünyanın harikalarından biri olan Artemis Tapınağı (Artemision) da Efes bünyesinde barınıyor. Ancak tapınak geçmişte sık sık yağmalandığı için günümüzde son evrelerinden sadece mermer parçalar kalmış durumda.
1984 yılından başlayarak uzun süre kazı çalışmalarında yer aldığı Efes’in UNESCO dünya mirası listesine girmesinde emekleri olan ve söz konusu inşaat çalışmasını UNESCO başta olmak üzere ilgili yerlere aktaran Arkeolog Yusuf Yavaş Mezopotamya Ajansı’nın (MA) sorularını yanıtladı.
Efes’te uzun yıllar emek vermiş biri olarak bugün gelinen nokta hakkında neler düşünüyorsunuz?
Selçuk’taki bir tek eseri bir ülkeye verseniz o ülke ihya olur. Mesela Efes Artemis Tapınağı, dünyanın 7 harikasından biri. Alın onu bir ülkeye koyun. O ülke onun tanıtımıyla onun verdiği zenginlikle ihya olur. Turizm cenneti olur. Alın Efes Antik Kenti’ni bir ülkeye verin, o ülke de ihya olur. Meryem Ana’yı da bir ülkeye verin o ülke de ihya olur. Hz. Yahya’nın gömülü olduğu Saint Jean Kilisesi’ni verin bir ülkeye o ülke ihya olur. İzmir’in en küçük ilçesi Selçuk ama bu kadar zenginliğe sahip. Bundan faydalanamıyor. Selçuk’ta böyle bir farkındalık yok. Bunun çeşitli nedenleri var. Selçuk belediyesinin ya da halkının da sorumlulukları var. Ne doğru düzgün bir STK yapılanması var ne doğru düzgün yerel yönetimle halkın işbirliği var. Efes Antik Tiyatrosu, bugüne kadar dünyada bilinen ve bulunmuş en büyük tiyatro. Fakat Selçuk’ta şu anda 2026 yılında bir tiyatro salonu yok. Bir kültür merkezi yok. Bir Selçuklu arkeolog olarak bunları anlayamıyorum, anlamlandıramıyorum. Bir ülke bu ilçeye neden yatırım yapmaz.
Sizce neden yapmaz?
Bu ilçedeki turizmi geliştirmek için, kültür seviyesini yükseltmek için, çevrede farkındalık yaratmak için neden Kültür Turizm Bakanlığı bir şey yapmaz? Çünkü sadece turizme evrilmiş bir bakanlık olarak devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, neden Selçuk’ta kültür anlamında hiçbir şeyin ucundan tutmaz? Orada çok büyük bir soru işareti. Ben bunların cevaplarını rica ediyorum, bakanlıktan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden. Kentte turizm ve kültür alanında bir çalışma göremiyoruz. Gördüğüm kadarıyla halkından, kendisine oy veren vatandaşından uzak bir tavır içinde. Kendisine oy veren halkla arasında çok büyük mesafe var. Bunun hesabını vermesini istiyoruz. Neden Selçuk Belediye Başkanı halk günü yapıp da “Sevgili vatandaşlarım gelin birlikte konuşalım, akıl fikir birliği yapalım. Bu sorunları bir masaya koyalım.” Neden demez? Neden seçilmiş kadroları içinde kültürle ilgili insanlar yok? Karşılama alanı adı altında yapılan yer aslında turistik AVM, benim kanaatim. Bu konuda neden bir duruş göstermez Selçuk Belediyesi? Sosyal medyadan kendisine, belediye başkanına defalarca çağrıda bulundum. Açıklama yapın dedim.
Farkındalık ve kültürel tarihi açıdan ciddi bir bilgi eksikliği hakim. Bu eksiklik nasıl giderilir?
Biz pek çok nesli şimdiden kaybetmiş durumdayız. Bu kısa yoldan definecilik mantığına inananlar yüzünden
Bugün bu büyük problemleri yaşamamızın sebebi halkın kültür mirasımıza olan zayıf farkındalığı. Halk Efes orada duruyor, Bergama orada duruyor, Artemis Tapınağı orada duruyor diye bakıyor sadece. Bunların ne olduğunu, geçmişten bize sunulmuş hediye ve aynı zamanda emanet olduklarını sormuyor. Çünkü farkındalık yok. En iyi seviyede kültürel mirasın korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması yönünde halka, bilgilendirici, eğitici, sivil toplum kuruluşlarını besleyici çalışmalar yapılması gerekiyor, el birliğiyle. Bütün ülkemizde, Selçuk gibi zenginlikleri olan ilçelerimiz de var bizim. Buradan bakarsak Türkiye’de ilk okuldan itibaren kültürel miras zorunlu bir ders olması lazım. Kültürel miras dersini çocuklarınıza vermezseniz o çocuklar sosyal medyadan gördükleri defineci, dedektör satıcılarının hayallerine kapılıp kaçak kazılara bile girerler. Kısa zamanda zengin olalım fikrine kapılırlar. Ama kültürel miras farkındalığı varsa bir çocukta o çocuk o eserlere gözü gibi bakar. Korumak için gayret eder.
O kültürel mirasın ne demek olduğunu, yamaç evlerindeki 2000 yıl önce yapılmış tabandan ısıtmalı salonların nasıl başarıldığını, o mühendisliğin nasıl o aşamaya geldiğini, o yapıların o mermer blokların işlenip, nakışlanıp, süslenip, hesaplanıp, detaylandırılıp, nasıl üst üste konulup binlerce yıl yaşayacak şekilde inşa edildiğini anlatacak farkındalıkla nesiller yetiştirmeye ihtiyacımız var. Biz pek çok nesli şimdiden kaybetmiş durumdayız. Bu kısa yoldan definecilik mantığına inananlar yüzünden.
Devletin ya da hükümetin bu noktada sorumlulukları ne olmalı?
Bu çalışmalara acil ihtiyacımız var. Neler yapılabilir? Kültür ve Turizm Bakanlığının birleşmesi bence bir hata. Bu iki bakanlık acilen ayrılmalı. Kültür Bakanlığı liyakatlı kadrolarla kültür politikalarına hizmet etmeli. Turizm Bakanlı’ğının dayanağı olmamalı. Aksine kültürden beslenen bir turizme ihtiyacımız var. İzmir’de il kültür müdürlüğünde oturuyor belki bürokratlar, gördüğümüz o ki, planlamalar yapıyorlar. Şuraya şunu yapalım, buraya bunu yapalım. Şuraya karşılama merkezi yapalım, şuraya sanal müze yapalım. Bunu yerel yönetim de izliyor. Ortaya gördüğünüz bu ucube yapılaşmalar çıkıyor. Turizme, geleceğin turizmine zarar veren yapılaşmalar, inşaatlar çıkıyor.
Merkezi ve yerel yönetimlere yönelik eleştirileriniz var. Bu konuda özellikle yerel yönetimler nasıl bir tavır sergilemelidir?
Burası birinci derece sit alanı diyen bir kanun, ilke kararları varken siz oraya 130 bin metrekarelik alana Efes’in yeni karşılama merkezi, diyerek devasa bir inşaat yapıyorsunuz. Ve bunu Ankara’da verdiğiniz kararlarla uygulamaya koyuyorsunuz. Ve buna itiraz edenleri de tukaka (kötü olan) ilan ediyorsunuz. Kültür Bakanlığı’nın bu tek adam kafasıyla verdiği kararlara büyükşehrin, özellikle İzmir’in bir duruş göstermesi gerekirdi. Selçuk’taki belediyenin bir duruş göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Neden İzmir? Bakın ülkemizde UNESCO kültür mirasına girmiş, kültür mirasına sahip tek kentimiz ülkemizde. Bergama ve Efes, Birbiri ardına biri 2014. biri 2015 ikisi de dünya mirası listesine girdiler. İzmir bu iki değeri, biri kuzeyde biri güneyde olan UNESCO kültür mirası için İzmir ne yapmaktadır? İzmir Büyükşehir Belediyesi, Selçuk Belediyesi ile bunun nihai sonucunu rahatlıkla çözebilir, halledebilir diye düşünüyorum. İnşaatını da çok kolaylıkla halledebilir. Selçuk’a acil bir kültür merkezi lazım ve bu kültür merkezinin de bu kültürler mirasının farkındalığı yönünde çalışacak profesyonel yöneticileri olması lazım. Seçilmişler bu konuda ön ayak olmalı, liderlik yapmalı. Dünyada iyi örnekleri olan kentlerle işbirliği protokolleri, çalışmaları yapmak lazım.
EGEÇEP ve dar sayıda da olsa sorumluluk hisseden kimi yurttaşlar dava açtı. Sizin özelde bir girişiminiz oldu mu?
Böyle bir izni kendi kafanızdan uydurarak, yapamazsınız. Kim izin verdiyse suç işlemiştir, sanal müze konusunda da bu yapılan karşılama merkezi konusunda da
Efes karşılama alanı inşaatıyla ilgili kurula yazdım. Kurulun kararını almak için hangi izni aldınız? Bu kararın bir örneğini verin dedim. İzmir Koruma Kurulu bana cevap vermedi. Bir inşaat var. Koruma kurulu kararları neden halka açık değil? İnternetten ben o kararı görebilmeliyim. Şeffaf bir yönetim olmalı. Ne yaptığınızı bilmek istiyorum. Yaklaşık 3 ya da 4 yıl önce Efes Antik Kenti’nin içine sanal müze inşa edildi. Tam tiyatronun karşısına, kentin en önemli yerine. Belki altında çok önemli tarihi bir eser var. Yapamazsınız kardeşim. Mevcut yürürlükteki kanunlarla siz bunu yapamazsınız. Böyle bir izni kendi kafanızdan uydurarak, yapamazsınız. Kim izin verdiyse suç işlemiştir, sanal müze konusunda da bu yapılan karşılama merkezi konusunda da.
Burada yasalara, yürürlükteki hukuki çerçeveye aykırı işler yapılıyor. Bir şey yapılması gerekiyor dediğinizde çevrenizde destekçi bulamıyorsunuz ve yalnız kalıyorsunuz. Talan boyutuna gelen inşaatlar yapılıyor. Hasankeyf gitti. Allianoi, (o canım kaplıca) merkezi gitti. Afişlerde kalmasın bunlara verilen değerler. Ben burada çok büyük bir sorun görüyorum yani. Bu eserleri korumak anlamında ne yapıyorsunuz. Ya da neden suskunsunuz, neden konuşmuyorsunuz?
Peki Efes’teki inşaata dönecek olursak, onca kanun, yönetmelik var, tarihi kültürel mirasın korunmasına dönük. Bu kanunlar niye uygulanmıyor?
Kültür varlıklarını koruma kanunu var. İlke kararları var, yüksek kurulun kararları var. Bunlar uygulanmayacaksa, kanunlar uygulanmak için değil mi? Bir vatandaş bir ağaç dikemezken o araziye siz oraya devasa bir inşaat yapıyorsunuz. Tamamen ticari amaçlarla bu işin buraya yapılmasına karar verdiler. Ama bu ticari amaç yürürlükteki kanun, yönetmelik ve ilke kararlarınıza aykırı. Siz arkeolojik alana eser yapıyorsunuz. O zaman kanun tanımıyorsunuz bunu yaparken. Mevcut dükkanların olduğu yerin altında Bizans sarayı var da orayı kazacağız. Bizans sarayı için orayı kazıyorsun. Ama buradaki kapalı kilise ve tapınağın üzerine de inşaat yapıyorsun. Hani oradakini kurtarmak isterken, burayı batırıyorsun. Tel örgüyü çekelim, yanına da karşılama merkezi yapalım. Böyle değil ki bu işler. Jeofizik, jeoradar, jeoloji, arkeoloji, sanat tarihi, restorasyon, bunların hepsi birlikte çalışarak bu kararları vermeliler. Yoksa kestirmeden bürokratik kararlarla bu işler olmaz ve bu tahribatın sonu gelmez.
Konunun uzmanları dediniz. Bunu biraz açar mısınız?
Selsus (Celcus) Kütüphanesi, 1970-78 arasında 8 yılda ayağa kaldırıldı. Şimdi duyuyoruz ki Efes’teki Serapis Tapınağı’nın da benzer şekilde ayağa kaldırılma projesi de benzer şekilde ihale edilmiş. Büyük tiyatro sahnesinin de ayağa kaldırılması söz konusu. Ama bunlar şirketler üzerinden yapılabilecek işler değiller. Yoksa karşımıza korkarım sünger bop gibi çok kötü sonuçlar çıkabilir. Lütfen bu konularda liyakatlı insanlarla ve şeffaf ihalelerle, şeffaf toplantılarla kararlar alınsın ve doğru kişilerin görüşlerine başvurulsun.
MA / İbrahim Açıkyer