ABD VE İSRAİL’DEN İRAN’A GÜÇ GÖSTERİSİ
ABD ve İsrail’in İran’a karşı gerçekleştirdiği saldırıların ilk 36 saati, Batı ülkelerinin askeri kapasitesinin ne denli dayanıklı olduğunu gözler önüne serdi. Saldırılar sırasında 3 binden fazla hassas güdümlü mühimmat ve füze savunma sistemi kullanıldı. İran ise binlerce füze fırlatarak bir “yıpratma savaşı” yürüttü. Uzmanlara göre, İran hava savunmasının pasif kalması, iki ülkenin teknolojik üstünlüğü ile ilgilidir. Ancak bu yoğun mühimmat kullanımı, mevcut stokların hızla azalmasına ve yeniden ikmal sürecinde önemli zorluklarla karşılaşmasına neden oldu.
ÇİN’E BAĞIMLI TEDARİK ZİNCİRİ
Modern mühimmatların önemli bir kısmı, Çin’in kontrolündeki nadir toprak elementlerine bağımlı olarak üretiliyor. Güdüm kitleri gibi yüksek teknoloji bileşenlerin sağlanması için bu mineraller kritik bir rol oynuyor. Ham madde çıkarımı, işlenmesi ve mühimmat üretimi, çok aşamalı ve zaman alıcı bir süreç olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, ham madde siparişlerinin kısa sürede çözülebileceğini, ancak üretim kapasitesi, eğitimli iş gücü ve özel ekipman eksikliklerinin giderilmesinin aylar alabileceğini belirtiyor.
DEĞERLİ SİSTEMLER TEHLİKEDE
Katar’daki AN/FPS-132 erken uyarı radarı ve Bahreyn’deki AN/TPS-59 radar sistemi, İran’ın füze saldırılarında imha oldu. Yeni sistemlerin üretimi yıllar sürebilir; AN/FPS-132’nin üretimi için 5-8 yıl, AN/TPS-59 için ise 12-24 ay gerektiği ifade ediliyor. Her iki radar sistemi için de gerekli olan galyum ve bakır gibi kritik hammaddelerin büyük çoğunluğu, yine Çin’in kontrolü altında bulunuyor.
STRATEJİK HAZIRLIK ELEŞTİRİSİ
Analistler, Batı’nın askeri hazırlıklarının yalnızca silah sayısına dayandığını, fakat asıl başarının savaş anında kullanılabilir mühimmat kapasitesi ve stokların hızlı bir şekilde doldurulmasına bağlı olduğunu vurguluyor. Tomahawk ve GBU-57 gibi kritik mühimmatların sınırlı üretimi ile THAAD gibi hava savunma sistemlerinin özel parçalara bağımlılığı, yapısal sorunları daha da derinleştiriyor.
GELECEĞİN SAVAŞLARI MÜHİMMATA BAĞLI
Batı’nın en gelişmiş silah sistemlerinin uzun ve karmaşık tedarik zincirlerine bağımlılığı, gelecekteki çatışmaların seyrini belirleyecek. Uzmanlar, kimin daha iyi teknolojiye sahip olduğunun değil, kimin mühimmat depolarını daha hızlı ve sürdürülebilir biçimde doldurabileceğinin galibi belirleyeceğini ifade ediyor.