Türkiye, milli enerji şirketi Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) aracılığıyla Libya’da kara ve açık deniz alanlarında hidrokarbon arama faaliyetleriyle enerji varlığını artırmaya devam ediyor. Libya Ulusal Petrol Kurumu’nun (NOC) 17 yıl aradan sonra gerçekleştirdiği petrol ve doğal gaz ihalesinde, TPAO açık deniz ve kara olmak üzere iki blokta arama ruhsatı elde etmeyi başardı. TPAO, Akdeniz’de stratejik konumda bulunan Bingazi açıklarındaki yaklaşık 10 bin 300 kilometrekarelik deniz bloğunda, İspanyol Repsol ve Macar MOL Group’un dahil olduğu bir konsorsiyumla arama yapacak. Bingazi’nin yaklaşık 140 kilometre kuzeybatısındaki bu bölgenin, 1500 metreyi aşan derinliklere sahip olduğu belirtiliyor. TPAO, Libya’nın en verimli hidrokarbon havzalarından biri olan Sirte’nin kuzeydoğusundaki yaklaşık 8 bin 200 kilometrekarelik kara bloğunda da Repsol ile ortak olarak arama çalışmaları yürütmeyi planlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, TPAO’nun bu iki alanda yüzde 40 pay ile yer alacağını duyurdu. Ayrıca, NOC ile Haziran 2025’te imzalanan mutabakat zaptı çerçevesinde TPAO’nun Libya’daki 4 açık deniz bloğunda jeolojik ve jeofizik çalışmalarda bulunması ve 10 bin kilometrelik iki boyutlu sismik araştırmalar yapması hedefleniyor.
ENERJİDE BÜYÜME HEDEFİ
Enerjide bağımsızlık amacına kararlılıkla ilerleyen Türkiye, arz güvenliğinin kritik unsurlarından biri olan petrol ve doğal gaz arama ve üretim faaliyetlerini artırarak, Karadeniz Sakarya Gaz Sahası ve Gabar gibi alanlarda çalışmalarını sürdürüyor. Günlük yaklaşık 300 bin varil petrol ve doğal gaz üreten TPAO’nun, 2028 yılına kadar üretimini 500 bin varile, daha uzun vadede ise 1 milyon varile ulaşması bekleniyor. Yurt dışında genişleme stratejisi çerçevesinde TPAO, ExxonMobil, Chevron ve BP gibi uluslararası enerji devleri ile işbirliklerini güçlendirerek yerli ve milli enerjiyi sınır ötesi arama ve üretim sahalarına taşıyor. Libya’nın yanı sıra, Somali’de gerçekleştirdiği sismik arama sonrası yakın bir zamanda sondaj çalışmalarına başlayacak olan şirketin, Pakistan’da da hidrokarbon arama ve üretim faaliyetleri yürütmesi öngörülüyor.
TARİHSEL İŞBİRLİĞİ
Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi Başkanı Oğuzhan Akyener, Türkiye ile Libya arasındaki ilişkilerin köklü bir geçmişe sahip olduğunu ve enerji alanındaki işbirliğinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Akyener, Türkiye’nin Libya’da iç savaş öncesinde de hidrokarbon sektöründe varlık gösterdiğini, ancak iç savaş nedeniyle bu faaliyetlerin durma noktasına geldiğini belirtti. Türkiye’nin Libya’da barışın yeniden sağlanmasında öncü bir rol üstlendiğini dile getiren Akyener, normalleşme sürecinin sağladığı fırsatlarla enerjideki girişimlerin yeniden başlayabildiğini aktardı. Akyener, Libya’nın günlük petrol üretimini 2 milyon varil seviyesine çıkarma hedefi doğrultusunda açılan hidrokarbon arama ihalesinde TPAO’nun iki blokta pay aldığını ve uluslararası ortaklıklarla birlikte gerekli arama süreçlerine başlanacağını bildirdi. TPAO’nun teknik kapasitesine de dikkat çeken Akyener, “Arama ve üretim kabiliyeti, bu alandaki deneyimiyle ve sahip olduğu sismik ve sondaj gemileri ile bu tür sahalarda aktif olabilecek bir konumda. Yabancı şirketlerin Türkiye ile daha fazla ilgilenmesi ve ortaklık kurmasının arkasında bu unsurlar yatıyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin uluslararası düzeyde güçlenen konumu doğrultusunda petrol ve doğalgaz arama ile üretim süreçlerinde daha etkin rol alabilme yeteneğinin bir göstergesi.” dedi. Akyener, Türkiye’nin Libya’daki enerji varlığının sadece kamu firmalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini, özel sektörün de bu süreçte daha aktif bir rol üstlenmesinin önemine vurgu yaparak, “Libya başta olmak üzere Suriye, Irak, Azerbaycan ve diğer Türk cumhuriyetlerinde Türk şirketlerinin daha faal olmaları büyük önem taşıyor. Zira medeniyet coğrafyamızın anahtarı büyük ölçüde petrol ve doğalgazdan geçiyor.” diye ekledi. Kamu tarafında Türkiye’nin bu stratejik aracı etkin biçimde kullanabilme kapasitesine ulaştığını belirten Akyener, özel sektörde de benzer bir yeterliliğin gelişmesini beklediklerini ifade etti.