Ülkede kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, kadın ve sivil toplum örgütlerinin verilerine göre artamaya devam ediyor. Raporlar, özellikle 2024 ve 2025 yıllarında oranların yüksek seyrettiğini ve şüpheli kadın ölümlerinin ciddi oranda arttığını gösteriyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun (KCDP) verilerine göre, yılın ilk ayında (Ocak) en az 22 kadın erkekler tarafından katledildi, 14 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. JINNEWS’in Ocak ayı şiddet çetelesine göre, en az 15 kadın katledildi, 9 kadın şüpheli şekilde yaşamını yitirdi.
KCDP İstanbul Temsilcisi Ece Akpulat, iktidarın “Aile Yılı” politikaları, var olan tablo ve cezasızlığa dair konuştu.
ERKEK ŞİDDETİNDE SORUN YASALARIN UYGULANMAMASI
Ece Akpulat, Kadın katliamlarındaki artışın önemli nedenlerinden birinin cezasızlık politikası olduğunu belirtti. Artışlardaki bir diğer nedenin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması olduğunu söyleyen Ece Akpulat, sözleşmeden çıkıldıktan sonra 6284 sayılı Kadın Koruma Kanunu’nun da uygulanmadığını dile getirdi. Ece Akpulat, “Karakola giden kadınların beyanları ciddiye alınmıyor ve ‘bundan bir şey çıkmaz’ denilerek eve gönderiliyorlar. Kadın cinayetlerinin en büyük nedeni kanunların uygulatılmaması ve sözleşmeden çıkılmasıdır. Platformumuz Münevver Karabulut cinayetiyle beraber kuruldu. O zamandan bugüne en yüksek kadın cinayetleri verisini 2024 yılında tuttuk. 2024 yılında şüpheli kadın ölümleri, kadın cinayetleri verilerine çok yaklaşmıştı. 2025’e geldiğimizde ise şüpheli kadın ölümü verileri, kadın cinayetleri verilerini geçti. 2026 yılının ilk ayında ise birçok kadın cinayeti işlendi. Şüpheli kadın ölümlerinin bu kadar artmasının nedeni; soruşturmaların etkin yürütülmemesi, failin peşine düşülmemesi ve bireysel silahlanmanın teşvik edilmesidir. Kadınlar, en çok ateşli silahlarla vurulmuş halde kendi evlerinde bulunuyorlar” ifadelerini kullandı.
‘AİLE YILI’ VE KATLEDİLEN KADINLAR
İktidarın önümüzdeki 10 yılı “Aile Yılı” ilan ettiğini anımsatan Ece Akpulat, ancak “Aile Yılı”nın ilan edildiği 2025 yılının Ocak ayından bu yana kadınların en çok evlerinde katledildiklerinin altını çizerek, ekledi: “İktidarın derdi kadınların can güvenliği değildir. Onların toplumdaki rollerini şekillendirmek istiyor. Kağıt üzerinde baktığımızda sistemde bir boşluk yok. Yasalar, anayasada yazıldığı gibi eksiksiz uygulansa hiçbir boşluk oluşmayacak. Özellikle 6284 Kadın Koruma Yasası uygulanmadığı için bu cinayetler işleniyor. Bilindiği üzere 11’inci Yargı Paketi süreci tartışmalarla başlamıştı. LGBT+’ların yaşam hakkının ihlalini içeren maddeler taşıyordu. Kadınların meydandaki mücadelesiyle bu maddeler paketten çıkarıldı. Fakat kadın katilleri, şiddet failleri aramıza salındı. 11’inci Yargı Paketi çıkar çıkmaz Rojda Yakışıklı birlikte olduğu erkek tarafından önce tehdide maruz kaldı, ardından da katledildi. 11’inci Yargı Paketi, af ve cezasızlık politikalarının sonucunda bunlar ortaya çıkıyor. 6284 yasası uygulatıldığı oranda kadın cinayetlerinde ciddi bir düşüş olacaktır.”
VAR OLAN MEKANİZMA FAİLE GÜÇ VERİYOR
İstanbul’da yanan Ayşe Tokyaz katliamı örneğini veren Ece Akpulat, eski polis olan failin nasıl korunmaya çalışıldığına dikkat çekti. Ece Akpulat, “Eski polis olan fail Cemil Koç’un emniyetten arkadaşı bir polis, Ayşe’nin kardeşi Esra Tokyaz’ın ifadesini kanunsuz bir şekilde Cemil Koç’a tüm detaylarıyla anlatıyor. Daha sonra Cemi Koç, ‘Bana bir şey olmaz, senin ifaden önümde’ diyerek öldürdüğü kadının kardeşiyle rahat bir şekilde dalga geçebiliyor. Mahkemedeki lakayıt ve aileyle dalga geçer tarzdaki diyaloglarını gördük. Kardeş Esra Tokyaz’a ‘Ben ikinize de yeterim’ dedi. Esra sinir krizi geçirdi ama kolluk güçleri faili engellemeye çalışmak yerine Esra’yı susturmaya çalıştı. Bütün bu örnekler faillere güç veriyor. Kendisine güvendiği için ‘bana bir şey olmaz, içerde benim adamım var’ diyebiliyor. Bunların önüne geçilmesi gerekir. Karakol’da 6284 kapsamında kadın beyan verdiğinde bunun normal şartlar altında direkt savcılığa gidilmesi gerekiyor. Devletin, bu yasa kapsamında kadınlara koruma vermesi gerekiyor. Ama bunlar yapılmıyor yine kadınlar birbirimizi koruyor, meydanlarda, adliye koridorlarında, kampüslerde ve sokaklarda örgütlenmeye çalışıyoruz. Kadın cinayetleri o kadar artmış durumda ki günde iki, üç kadın katlediliyor. Hepimiz bu cinayetlere kurban gidecek adaylarız belki de” diye belirtti.
PSİKOLOJİK VE EKONOMİK ŞİDDET
Fiziksel şiddetin yanı sıra artan ekonomik ve psikolojik şiddete de değinen Ece Akpulat, “Ev içi emek kayıt dışı kalarak sömürülüyor. Bütün hayatını evinde geçiren bir kadın, kendine hiçbir finansal yatırımı olmadan senelerini geçiriyor. Ne bir emekli maaşı alabiliyor ne de bu süre zarfında bir maaş alabiliyor. Adeta toplumda çocuk, hasta bakan, evin işleri yapması gerekenler olarak görülüyor. İş hayatına katılımı olan kadınlar ise hak gaspına uğruyor. Toplumda ‘evin reisi erkektir’ gibi bir algı olduğu için kadın ne kadar çalışırsa çalışsın erkekle aynı pozisyona gelemiyor. Gelse bile asla aynı maaşı alamıyor. Bu da emek sömürüsüdür. Yine iktidar esnek çalışma saatleri adı altında ‘kadınlarımızın hayatını kolaylaştıracağız, aile bütçesine katı sağlayacağız’ gibi bir politika yürütmüştü en son. Bu kadınlara bir lütufmuş gibi sunuluyor ama asıl söylenen ‘siz sistemin yürümesi için bir can simidisiniz, yedek elemansınız, sistemde üretim eğer çok fazla gerekirse sizi devreye sokarız’ demekten başka bir şey olmuyor. Bu siyasi iktidarın, kadına, iş hayatında ve toplumda baktığı yeri gösteriyor. Kadınlar hem ev içi emekte kayıt dışı kalıyor hem de iş hayatında erkeklerle aynı maaşı alamıyor. Kadınlar bireysel olarak iş hayatında erkeklerle eşit maaş ve eşit pozisyon prensibinde olmalıdır” ifadelerini kullandı.
UMUT ÖRGÜTLÜ MÜCADLEDE
Umutlarının kadınların sürekli meydanda ve omuz omuza ses yükseltmesi olduğunu belirten Ece Akpulat, şöyle devam etti: “25 Kasım ve 8 Mart gece yürüyüşlerinde kadınlara meydanları yasaklıyorlar ama kadınlar her seferinde bu yasakları delerek kız kardeşleriyle birlikte direniyorlar. Nasıl ki iktidar önümüzdeki 10 yılı ‘Aile Yılı’ ilan ettiyse biz de bu 10 yılı kadınlar olarak direniş yılları olarak adlandırıyoruz. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak yetkililere çağrı yapıyoruz; birlikte cinayetleri durdurmak adına çalışmalar yapalım, kadınların istihdama katılmaları ve erkek şiddetinin önüne geçilmesi adına politikalar üretelim. Ancak sivil toplum örgütleriyle dayanışma içinde olursak bu sorunların önüne geçilir. Biz her zaman elimizi taşın altına koymaya hazırız.”
MA