Gözler Orta Doğu’da yoğunlaşmış durumda. Washington’ın Tahran’a yönelik “zaman daralıyor” uyarısının ardından, İran’a karşı doğrudan Amerikan askeri operasyonları, somut senaryolar üzerinden tartışma konusu olmaya başlamış durumda.
5 BİN MEZAR HAZIRLANDI
İran’a ait yarı resmi bir haber ajansının Beheşti Zehra Mezarlık Kurumu’ndan aktardığına göre, Tahran’da, ABD askerlerinin geçici olarak defnedilebilmesi için 5 bin mezar hazırlanmış. Mezarlıkların bu şekilde düzenlenmesi, ABD’nin İran’a yönelik olası bir saldırısına karşı alınan önleyici tedbirlerin bir parçası olarak görülüyor. İranlı yetkililer, konu hakkında henüz resmi bir açıklama yapmamış durumda.
TRUMP NE YAPMAK İSTİYOR?
ABD Başkanı Donald Trump ise bu askeri durumla paralel olarak dilini sertleştiriyor. ABD’nin “gerekirse hız ve güçle” harekete geçmeye hazır olduğunu belirtirken, İran’a müzakere için bir süre tanıdığını ifade etti; ancak bu sürenin kapsamını özellikle belirsiz bıraktı.
SALDIRI AN MESELESİ
Öte yandan Trump, Tahran’ın nihayetinde bir askeri müdahaleyle karşılaşmaktansa bir anlaşma arayışına girebileceğini ima etti ve “Bir anlaşma yapmak istiyorlar” diyerek güçlü bir deniz kuvvetinin bölgeye doğru yola çıktığını da duyurdu. Ayrıca, Amerikan basını Trump’ın 1 Şubat’ta saldırı emri verebileceğine dair açıklamalarda bulundu.
TAHRAN’IN KIRMIZI ÇİZGİLERİ
Tahran cephesinden Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın yalnızca “eşit koşullarda” müzakerelere açık olduğunu vurguladı. Arakçi, ülkenin füze ve savunma kapasitesinin asla pazarlık konusu olamayacağını belirtti; İranlı yetkililer ise herhangi bir saldırıya karşı sert bir yanıt verecekleri konusunda uyarıda bulunuyor.
DİPLOMASİ RÖTARDA
Batılı bir kaynağa göre ABD ile İsrail arasındaki koordineli temaslar, diplomatik seçeneğin fiilen rafa kaldırıldığına işaret ediyor ve askeri müdahalenin kaçınılmaz bir sonuç olarak değerlendirildiği belirtiliyor. Bu kaynak, masada bulunan temel sorunun saldırı yapılıp yapılmayacağı değil, bu saldırının en uygun operasyonel ve siyasi fırsatının ne zaman doğacağı olduğunu ifade ediyor.
Mevcut düşüncenin artık yeni bir anlaşmaya varma değil, İran yönetim yapısını azami derecede zayıflatacak ‘kesin bir darbe’ indirme üzerine kurulduğu öne sürülüyor.
TAHRAN İLK KEZ BÖYLE BİR SALDIRI İLE KARŞILAŞACAK
Planların ‘eşsiz’ olarak tanımlanması dikkat çekiyor. Böyle bir operasyonun ölçeği ve yoğunluğunun, Tahran’ın geçmişteki hiçbir saldırıya benzemeyeceği belirtiliyor. Karar vericilerin mevcut koşulları “ömür boyu bir fırsat” olarak değerlendirdikleri ve bu algının, geçmişte yaşanan krizlerle kıyaslandığında risk alma iştahını artırdığı ifade ediliyor.
UÇAK GEMİLERİ, TOMAHAWK’LAR VE ÜSLER
Ayrıca ABD donanmasının, 80’den fazla savaş uçağı taşıyan USS Abraham Lincoln uçak gemisi ve ona eşlik eden unsurlarla birlikte, Tomahawk füzeleri de dahil olmak üzere, bölgedeki varlığını güçlendirdiği görülüyor.
SEVKİYATLAR SÜRÜYOR
Pazartesi günü bölgeye ulaşan unsurlara ek olarak, ABD’nin Bahreyn’de Hürmüz Boğazı’nda güvenliği sağlamak amacıyla konuşlandırdığı dört mayın temizleme gemisi ve Katar ile Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki hava üslerinde bulunan savaş uçakları da hazır bekletiliyor. Ayrıca, özel internet siteleri ve sosyal medya, bölgeye hava savunma bataryaları taşıyan uçakların hareketlerini ve F-15 savaş uçaklarının gelişini kaynak verilerle belgeliyor.
HÜRMÜZ ALARMI: GERÇEK MÜHİMMATLI TATBİKAT
Trump’ın “zaman daralıyor” uyarısının hemen ardından İran, Hürmüz Boğazı’nda gerçek mühimmatlı askeri tatbikat yapacağını duyurdu. Tahran’a göre “simüle edilmiş deniz saldırıları” hem pazar hem de pazartesi günleri gerçekleştirilecek.
ELLERİMİZ TETİKTE DÜŞMANI BEKLİYORUZ
İran Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, İran ile ABD arasında çıkabilecek bir savaşa karşı tam teyakkuzda olduklarını belirtirken, İran Ordusu Genç Askerler Töreni’nde yaptığı konuşmada, ülkesinin savunma açısından hazır bulunduğunu ifade etti. “Elimiz tetikte düşmanın hareketlerini yakından izliyoruz. İran ortadan kaldırılabilecek bir ülke değil” diyen Hatemi, İran’a yönelik bir saldırının, İsrail’in güvenliğini de tehlikeye atacağına dikkat çekti. Komşu ülkelerin İran’a yönelik bir saldırıda kendi toprak ve hava sahalarının kullanılmasına izin vermeyeceği konusunda uyarıda bulunan Hatemi, bu durumun tüm bölgenin istikrarsızlığına neden olacağını ve İran gibi büyük bir ülkeyi tehdit etmenin telafisi mümkün olmayan bir hata olacağına dikkat çekti.