HÜRRİYET YAZARINDAN SÜRPRİZ ATEŞKES DEĞERLENDİRMESİ
Hürriyet yazarı Hande Fırat, Suriye’de SDG ile Şam arasındaki ateşkes anlaşmasının ardından ortaya çıkan durumu, “yeni Suriye tablosu” çerçevesinde ele aldı. Fırat, bu anlaşmanın kapsamını, Suriye’nin iç dinamikleri açısından Rakka ve Deyrizor’un devri, Haseke’deki devletleşme süreci, Kürtçe’nin resmi statü kazanması ve Mazlum Abdi’nin örgüt mensuplarına yönelik sınır dışı taahhüdü gibi konular üzerinden değerlendiriyor. Yazar, bu bağlamda şunları kaleme aldı: “Ocak 2026… Suriye’de on yılı aşkın süredir devam eden çok katmanlı savaşta, tarihi bir eşik daha geçildi. Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan 14 maddelik entegrasyon ve ateşkes anlaşması, yalnızca Suriye’nin değil, bölgenin ve Türkiye’nin güvenlik mimarisini de dönüştürebilecek potansiyele sahip.”
Rakka ve Deyrizor’un devri
SDG, belirtilen iki bölgedeki sivil ve askeri kontrolü Şam’a devretmiş durumda. Bu adım, örgütün askeri alandaki geri adımını simgeliyor. Türkiye’nin yıllardır üzerinde durduğu “fiili özerklik oluşumu” sona ermiş oldu.
Haseke’de devletleşme
Bölgedeki tüm kurumlar, Suriye devletinin çatı kuruluşları altında bir araya getiriliyor. Aynı zamanda Kürtlerin siyasi temsiliyeti, valilik gibi görevlerle güvence altına alınıyor. Bu durum, Ankara’nın savunduğu “özerklik değil, yerel temsil” anlayışıyla örtüşüyor.
Kürtçeye resmi statü
Suriye tarihinin bu döneminde, Kürtlerin kültürel hakları resmen tanınmış durumda. Bu gelişme, PKK’nın bölgedeki etkinliğini zayıflatacak bir unsur olarak değerlendiriliyor. Zira Türkiye’nin itirazları, Kürt halkına değil, örgütsel silahlı varlığa yöneltiliyor.
Mazlum Abdi’nin açık taahhüdü
Yabancı PKK’lı unsurların sınır dışı edilmesi taahhüt edilmiş durumda. Bu durum, Türkiye’nin terörle mücadele stratejisinde önemli bir diplomatik değişimi temsil ediyor.
Petrol, gaz ve sınır kapıları devlette
Örgütün ekonomik kaynakları kesilirken, ekonomik özerkliğin sonlandığı gözlemleniyor. Artık Suriye devleti, yalnızca toprakta değil, aynı zamanda ekonomi kaynaklarında da egemenlik sağlıyor.
IŞİD kampları Şam’a devredildi
Hol ve Roj bölgelerindeki kampların güvenliği, artık meşru devletin sorumluluğuna geçmiş bulunuyor. Bu durum, Türkiye açısından hem göç hem de radikalleşme riskleri bakımından kritik bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Yerel polis–Kobani modeli
Kobani’de yerel halktan oluşturulacak polis gücünün, hem iç güvenliği hem de devlet otoritesinin yeniden inşasında örnek teşkil etmesi bekleniyor. YPG’nin işlevlerinin yerini sivil yapılanmalar alıyor.
Anlaşmanın sözlü eki: Şara’nın kararnamesi
Kürt vatandaşlarına eşit haklar tanıyan kararnamenin onaylanmasıyla, 80 yıllık ikinci sınıf vatandaşlık düzeni sona ermiş oluyor. Türkiye, bu yeni düzenlemeyi arka planda desteklediği biliniyor.