ABD’YE VENEZUELA’DA ZORLU MÜDAHALE TARTIŞILIYOR
ABD’nin Venezuela’ya yönelik gerçekleştirdiği müdahale ve Başkan Nicolas Maduro ile eşinin Karakas’taki Başkanlık Sarayı’ndan kaçırılması, uluslararası gündemi sarsan bir gelişme oldu. Olayla ilgili görüş bildiren hukukçular, ABD’nin bu eyleminin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etti. Ceza Hukukçusu ve Akademisyen Prof. Dr. Adem Sözüer, “Maduro gibi otoriter rejim uygulayıcılarından hukuki açıdan hesap sorma işlemi, o ülkenin vatandaşları ve yetkili makamları tarafından yapılmalı. Bir devlet, başka bir devletin başkanına karşı zulüm uygulamak üzere o devletin topraklarında operasyon gerçekleştiremez. Venezuela Devlet başkanına yönelik kaçırma eylemi, uluslararası boyutta bir suçtur” dedi.
ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİ
ABD’nin Maduro ve eşi Cilia Maduro’yu kaçırma girişiminin yasal boyutu da tartışılmaya devam ediyor. Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, “Bir devlet başkanının, başka bir devletin saldırısına maruz kaldığı bir kaçırma olayı var. Bu tür fiiller, uluslararası ceza hukuku açısından suç olarak nitelendiriliyor. Ayrıca, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ndeki kuvvet kullanma yasağı da ihlal edilmiştir” şeklinde görüş belirtti. Sözüer, “Meşru savunma koşulları olmadıkça, bir devlete karşı güç kullanmak mümkün değildir. Devlet başkanlarına da uluslararası hukuk tarafından dokunulmazlık tanınmaktadır. Bu bağlamda Venezuela Devlet başkanına yönelik gerçekleştiren kaçırma fiili, uluslararası nitelikte bir suçtur” şeklinde ekledi.
ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİNE BAŞVURU İHTİMALI
Uluslararası Adalet Divanı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi, böyle uluslararası suçların soruşturulması ve kovuşturulması için kurulmuş makamlardır. Örneğin, Gazze’de Filistinlilere yönelik gerçekleştirilen imha saldırılarının soykırım suçu oluşturduğu gerekçesiyle Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, İsrail Devlet Başkanı Binyamin Netanyahu için yakalama kararı çıkardığı biliniyor. Ancak bu karar, Avrupa devletleri tarafından dikkate alınmamıştır. Venezuela, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tarafıdır; dolayısıyla, ülkesine veya devlet başkanına yönelik saldırılar için uluslararası mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. Fakat Venezuela’nın gelecekte nasıl bir yönetime sahip olacağı ve böyle bir başvuru yapılıp yapılamayacağı belirsizdir.
KONTROLÜN HUKUKİ SORUMLULUĞU
Otoriter rejim uygulayıcılarından Maduro’ya hukuken hesap sorma işlemi, yalnızca o ülkenin vatandaşları ve yargı makamları tarafından gerçekleştirilebilir. Eğer söz konusu olan durum, insanlığa karşı suç veya savaş suçu gibi uluslararası bir suç olursa bu durumda BM Uluslararası Adalet Divanı veya Lahey Uluslararası Ceza Mahkemesi devreye girebilir. Bunun dışında, “uyuşturucu terörizmi” gibi sebeplerle bir devleti başkanı ve eşini kaçırmak, uluslararası ceza hukuku açısından suç teşkil ediyor.
MÜDAHALELER HUKUKA AYKIRI
Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Uluslararası Hukuk Profesörü Funda Keskin Ata, konuyla ilgili değerlendirmesinde, yaşananların uluslararası hukuka uygun olmadığını belirtti. Maduro’nun iktidarı sürdürmeye çalıştığını ve seçimi kaybetmesine rağmen bunu kabul etmediğini kaydeden Ata, “Ancak bütün bunlar, dışarıdan bir devletin gelip bu kişiyi alıp götürmesini haklı çıkaran durumlar değil. Bir devletin topraklarına girip müdahalede bulunduğunuzda, o devletin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini ihlal etmiş oluyorsunuz” dedi.
HUKUKUN HİÇBİR TARAFIDA KABUL EDİLEMEZ
Trump’ın açıklamaları da dikkat çekici. ABD, Maduro’nun yargılama sürecinin kendi iç hukukuna bağlı olduğunu belirtiyor. Ancak böyle bir durumun, insanlığa karşı suçlar kapsamına girebilecek bir geçmişi var. Yine de, bu olay Maduro’nun topraklarından zorla alınıp götürülmesini meşrulaştıramaz. Yaşanan gelişmeler tekrardan altı çizilen bir durum var: tamamen uluslararası hukukla çelişen ve tartışılması gerekmeyen kurallar içeriyor. Her devletin kendi toprakları üzerinde egemenliği olduğunun altını çizen Ata, bu durumların ancak o ülkenin halkının karar verebileceği konular olduğunu vurguladı.